10 Nisan 2013 Çarşamba
7 Nisan 2013 Pazar
Kiracılara kötü haber
Kiracılara kötü haber
Mal sahipleri, 10 yılı dolduran kiracıları, hiçbir gerekçe göstermeden faaliyet gösterdiği işyerinden veya evden çıkartabilecekler. Bu durum eski kiracısı düşük kira ödeyen veya kiracıyı çıkartabilse işyerini yüklü bir hava parası ve kira ile verebilecek olanlar için büyük fırsat yaratırken, kiracılar için ise soğuk duş etkisi yaratacak.
DÜKKÂN ve mağazalarda ve diğer işyerlerinde uzun süredir kiracı olanlar,
ciddi bir tehlike ile karşı karşıyalar. Sadece onlar değil, oturdukları evde
eski kiracı olanlar da. Çok kişi farkında değil, mal sahipleri “hiç bir gerekçe
göstermeden” eski kiracılarını işyerlerinden veya evlerinden çıkartabilecekler!
Arapların yeni gözdesi Sapanca!- Haber
Arapların yeni gözdesi Sapanca!
07.04.2013 - 14:37
Sapanca, yabancı yatırımcıların gözdesi oldu...
AA
Türkiye’nin önemli doğal güzellikleri arasındaki Sapanca Gölü’nden adını alan Sapanca ilçesi, yabancı yatırımcıların gözdesi oldu.
Sakarya Valisi Mustafa Büyük, AA muhabirine yaptığı açıklamada, coğrafi yapısı dolayısıyla önemli doğal güzellikleri barındıran ilçenin turizm merkezi haline geleceğini söyledi.
"Sapanca, özellikle Ortadoğu’dan gelen ziyaretçi ve turistlerimiz için çok cazip bir kent” diyen Büyük, "Bu bölgenin gerçekten dikkat çekici güzellikleri var. Denizi, nehri, gölleri, ovaları, dağları ve termal tesisleri var. Yani tüm güzellikler Sakarya’da" şeklinde konuştu.
"Yabancı yatırımcıların da ilgisi oldukça yüksek"
Büyük, Ortadoğulu ve çeşitli ülkelerden yatırımcıların Sapanca’da inceleme yaptığını belirterek, turistlerin geçmişten beri Sapanca’ya ilgi duyduğunu anlattı.
"Sapanca, bu işin en zirvedeki bölgesi" diyen Büyük, sözlerini şöyle tamamladı:
"Son dönemde özellikle konaklamak için tesislerde kalanlar daha fazla zaman geçiriyor Sapanca’da. Yabancı yatırımcıların da ilgisi oldukça yüksek. Sapanca’nın tanıtımını çok iyi yaptığımızı düşünüyorum. Ortadoğu için yaptığımız tanıtımlar çok önemli oldu. Şu anda ciddi bir ilgi var Sapanca’da. Yabancı yatırımcılar geliyor. Önümüzdeki dönemde hayata geçirilecek turizm tesisleri olacak.
Diğer yatırımlar da hayata geçecek. Bu şekilde doğal güzellikleriyle dikkat çeken Sapanca, turizm destinasyonu haline gelecek. İstanbul’a da çok yakın ve ulaşım problemi yok. Yeni turizm yatırımlarının süreçleri devam ediyor."
Sakarya Valisi Mustafa Büyük, AA muhabirine yaptığı açıklamada, coğrafi yapısı dolayısıyla önemli doğal güzellikleri barındıran ilçenin turizm merkezi haline geleceğini söyledi.
"Sapanca, özellikle Ortadoğu’dan gelen ziyaretçi ve turistlerimiz için çok cazip bir kent” diyen Büyük, "Bu bölgenin gerçekten dikkat çekici güzellikleri var. Denizi, nehri, gölleri, ovaları, dağları ve termal tesisleri var. Yani tüm güzellikler Sakarya’da" şeklinde konuştu.
"Yabancı yatırımcıların da ilgisi oldukça yüksek"
Büyük, Ortadoğulu ve çeşitli ülkelerden yatırımcıların Sapanca’da inceleme yaptığını belirterek, turistlerin geçmişten beri Sapanca’ya ilgi duyduğunu anlattı.
"Sapanca, bu işin en zirvedeki bölgesi" diyen Büyük, sözlerini şöyle tamamladı:
"Son dönemde özellikle konaklamak için tesislerde kalanlar daha fazla zaman geçiriyor Sapanca’da. Yabancı yatırımcıların da ilgisi oldukça yüksek. Sapanca’nın tanıtımını çok iyi yaptığımızı düşünüyorum. Ortadoğu için yaptığımız tanıtımlar çok önemli oldu. Şu anda ciddi bir ilgi var Sapanca’da. Yabancı yatırımcılar geliyor. Önümüzdeki dönemde hayata geçirilecek turizm tesisleri olacak.
Diğer yatırımlar da hayata geçecek. Bu şekilde doğal güzellikleriyle dikkat çeken Sapanca, turizm destinasyonu haline gelecek. İstanbul’a da çok yakın ve ulaşım problemi yok. Yeni turizm yatırımlarının süreçleri devam ediyor."
Emsal artışı şehri bitirir- Ye Kürküm Ye- Haber
Emsal artışı şehri bitirir
ANALİZ - Başbakan Erdoğan’ın imar planlarında emsallerin yükseltilmesini eleştirmesi ile birlikte başlayan tartışmada gözler İstanbul’a çevrildi. Birçok ilçede imar planlarında emsallerin ikiye, üçe katlandığı görülüyor. Bakırköy, Beşiktaş, Zeytinburnu, Kadıköy, Esenyurt, Bahçeşehir emsal değerlerin artış gösterdiği ilçelerin başında geliyor. Peki emsal nedir? Emsal değerlerin artması şehircilik açısından ne tür olumsuz sonuçlar doğuruyor?
KAKS ve TAKS nedir?
İmar planlarında KAKS (kat alanı katsayısı) olarak bilinen ‘emsal’, bir arsanın üzerine yapılacak toplam inşaat alanını belirler.
1000 metrekarelik arazide örneğin ‘2’ emsal değeri, 2 bin metrekare toplam inşaat alanı anlamı taşıyor.
‘Emsal’ inşaat yapılabilir metrekare üzerinden hesaplandığı gibi, kadastral parsel üzerinden de hesaplama yapılabiliyor. Bu durum başka bir çelişkiyi ve haksızlığı da beraberinde getiriyor. Adam kayırmalar, rüşvet çarkları bu noktada devreye giriyor. Çatı katı, asma kat, bodrum katı, kapalı otopark, yangın merdiveni ve asansör gibi bir bina için çok önemli olan alanlar ise emsale, yani KAKS’a dahil edilmiyor.
‘Taban alanı katsayısı’ olarak açılan TAKS, arsa üzerine yapılacak inşaatın taban oturum alanının arsaya oranıdır. Bu oran da imar durum belgelerinde genelde iki değer arası olarak gösterilir. TAKS: 0.20 – 0.40 gibi… Bu durum örneğin 1000 metrekarelik bir arsa için minimum 1000 x 0.20 = 200 metrekare, maksimum ise 1000 x 0.40 = 400 metrekare taban oturumlu bir bina yapılabileceği anlamına geliyor. Binanın taban alanının büyük tutulması, kat sayısının azalacağı anlamına gelir. TAKS’ın düşük belirlenmesi arsa sahibi ve inşaatçının lehinedir, çünkü kat sayısı artar.
Emsal nüfusu arttırır
Emsalin arttırılması demek toplam inşaat alanını arttırmak demektir. Emsali 2 olan bir arsada emsali 3’e çıkarmak, inşaat alanını yarı yarıya artırır. Yani 800 merekare inşaat hakkı, 1200 metrekareye çıkar. Ancak emsal, inşaattaki konut sayısını arttırdığından sosyal donatı yetersizliği, ulaşım, altyapı gibi pek çok sorunu beraberinde getirir. İmar planı yapılırken göz önünde bulundurulan bu ihtiyaçların tamamı yerle bir olur. Emsal artışı nüfusu da beraberinde arttırdığından İstanbul gibi doymuş şehirlerde altyapı sorunlarını doğurur.
Yeşil alan kalmadı
İstanbul’da 3 milyona yakın konut stokunun 2 milyonunun yıkılıp yeniden yapılması gerektiğine dikkat çekiliyor. Muhtemel İstanbul depreminde 80 bin binanın yıkılacağı, 500 bin binanın hasar alacağı, kentte 300 bin çadıra ihtiyaç duyulacağı biliniyor ancak emsal artışları ve yeşil alan olarak ayrılan yerlerin birer birer konut alanına çevrilmesiyle kentte çadır kuracak alan bile kalmadı.
İstanbul’da arsa fiyatları ve maliyetleri diğer kentlere oranla çok daha yüksek. Arsa sahibi ile mevcut imar planı üzerinden yaptıkları pazarlıktan sonra emsal artışına giderek kârlarına yeni kârlar ekleyen müteahhitler belediyelerin ısrar ettiği imar planlarını Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yoluyla delmeye başladı. İBB İmar Komisyonu’nda plan değişikliğini yapamayan müteahhit soluğu bakanlıkta alıyor. 648 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin gücü ile plan değiştirme yetkisi bulunan bakanlık plan notları ile emsalleri ve kat yüksekliklerini değiştirebiliyor. Son yıllarda Kadıköy’de emsal değerleri 2’den 4,5’e, Kartal’da 2’den 3’e, Zeytinburnu’nda 2’den 4’e, Esenyurt’ta ise 2,5’ten 7-8’e, Başakşehir’de 2’den 5’e, Bakırköy’de 2’den 3’e, Beşiktaş ve Şişli’de yine 2’den 5’e kadar çıktı.
KAKS ve TAKS nedir?
İmar planlarında KAKS (kat alanı katsayısı) olarak bilinen ‘emsal’, bir arsanın üzerine yapılacak toplam inşaat alanını belirler.
1000 metrekarelik arazide örneğin ‘2’ emsal değeri, 2 bin metrekare toplam inşaat alanı anlamı taşıyor.
‘Emsal’ inşaat yapılabilir metrekare üzerinden hesaplandığı gibi, kadastral parsel üzerinden de hesaplama yapılabiliyor. Bu durum başka bir çelişkiyi ve haksızlığı da beraberinde getiriyor. Adam kayırmalar, rüşvet çarkları bu noktada devreye giriyor. Çatı katı, asma kat, bodrum katı, kapalı otopark, yangın merdiveni ve asansör gibi bir bina için çok önemli olan alanlar ise emsale, yani KAKS’a dahil edilmiyor.
‘Taban alanı katsayısı’ olarak açılan TAKS, arsa üzerine yapılacak inşaatın taban oturum alanının arsaya oranıdır. Bu oran da imar durum belgelerinde genelde iki değer arası olarak gösterilir. TAKS: 0.20 – 0.40 gibi… Bu durum örneğin 1000 metrekarelik bir arsa için minimum 1000 x 0.20 = 200 metrekare, maksimum ise 1000 x 0.40 = 400 metrekare taban oturumlu bir bina yapılabileceği anlamına geliyor. Binanın taban alanının büyük tutulması, kat sayısının azalacağı anlamına gelir. TAKS’ın düşük belirlenmesi arsa sahibi ve inşaatçının lehinedir, çünkü kat sayısı artar.
Emsal nüfusu arttırır
Emsalin arttırılması demek toplam inşaat alanını arttırmak demektir. Emsali 2 olan bir arsada emsali 3’e çıkarmak, inşaat alanını yarı yarıya artırır. Yani 800 merekare inşaat hakkı, 1200 metrekareye çıkar. Ancak emsal, inşaattaki konut sayısını arttırdığından sosyal donatı yetersizliği, ulaşım, altyapı gibi pek çok sorunu beraberinde getirir. İmar planı yapılırken göz önünde bulundurulan bu ihtiyaçların tamamı yerle bir olur. Emsal artışı nüfusu da beraberinde arttırdığından İstanbul gibi doymuş şehirlerde altyapı sorunlarını doğurur.
Yeşil alan kalmadı
İstanbul’da 3 milyona yakın konut stokunun 2 milyonunun yıkılıp yeniden yapılması gerektiğine dikkat çekiliyor. Muhtemel İstanbul depreminde 80 bin binanın yıkılacağı, 500 bin binanın hasar alacağı, kentte 300 bin çadıra ihtiyaç duyulacağı biliniyor ancak emsal artışları ve yeşil alan olarak ayrılan yerlerin birer birer konut alanına çevrilmesiyle kentte çadır kuracak alan bile kalmadı.
İstanbul’da arsa fiyatları ve maliyetleri diğer kentlere oranla çok daha yüksek. Arsa sahibi ile mevcut imar planı üzerinden yaptıkları pazarlıktan sonra emsal artışına giderek kârlarına yeni kârlar ekleyen müteahhitler belediyelerin ısrar ettiği imar planlarını Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yoluyla delmeye başladı. İBB İmar Komisyonu’nda plan değişikliğini yapamayan müteahhit soluğu bakanlıkta alıyor. 648 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin gücü ile plan değiştirme yetkisi bulunan bakanlık plan notları ile emsalleri ve kat yüksekliklerini değiştirebiliyor. Son yıllarda Kadıköy’de emsal değerleri 2’den 4,5’e, Kartal’da 2’den 3’e, Zeytinburnu’nda 2’den 4’e, Esenyurt’ta ise 2,5’ten 7-8’e, Başakşehir’de 2’den 5’e, Bakırköy’de 2’den 3’e, Beşiktaş ve Şişli’de yine 2’den 5’e kadar çıktı.
Çamlıca'da mahkemeye inat iki kat inşaat_ Haber
Çamlıca'da mahkemeye inat iki kat inşaat
Çamlıca'daki yeşil alana verilen imar izni mahkemeden dönmüştü. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı araya girdi, verilen imar izni iki katına çıkarıldı!
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı çevreyi unutup şehircilik için çalışıyor. Belediyelerden imar alamayan ya da mahkeme kararları ile planları iptal olan arazi sahipleri Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kapısını çalıyor. Belediyelerde aylarca süren işlemler bakanlıkta bir-iki ayda sonuçlanıyor ve arazi sahibi istediğini alıyor.
Radikal, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin itirazına rağmen Bakırköy’de plan tadilatı yapıp inşaat alanını üçe katladığını ortaya çıkarmıştı. Bakanlık, bu defa Çamlıca sırtlarında 85 bin metrekarelik arazide plan tadilatı yaptı. İnşaat yapılmasına izin verilen alan 8 binden 17 bin metrekareye çıkarıldı!
Önce ‘sit’ değeri düşürüldü
Çamlıca’da kalan nadir yeşil alanlardan biri olan 85 bin metrekare arazi, 1991 yılında 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak planlara işlendi. Ve inşaata kapalıydı.
Arazi, 2010 yılında Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu tarafından 3. Derece Doğal Sit Alanı’na dönüştürülerek inşaat yapılmasının önü açıldı. Bu karar sonrası arazinin sahibi Mesa İnşaat, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne başvurarak planlarda ‘park ve dinlenme alanı’ olarak görünen arazinin bir bölümünün konut alanına alınarak imara açılmasını istedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi 2011 yılında şirketin talebini kabul ederek araziyi oyçokluğu ile imara açtı. Kararla 85 bin metrekarelik arazinin yarısı (42 bin 500 metrekare) konut alanı olarak ayrıldı. 8 bin metrekare üzerine 0.20 emsalle inşaat hakkı tanındı.
Arazinin 22 bin 693 metrekaresi yeşil alan, 15 bin metrekaresi belediye hizmet alanı ve 5 bin metrekaresi ise yol alanı olarak planlandı.
CHP’li meclis üyeleri Büyükşehir Belediye Meclisi’nin kararını mahkemeye taşıdı. İstanbul 4. İdare Mahkemesi imara açılan alan kadar yeşil alan ayrılmadığı, planın uygulanması durumunda telafisi güç zararlar doğacağından şehircilik ve planlama ilkelerine aykırılığı gerekçe göstererek planın yürütmesini durdurdu. Radikal mahkemenin kararını ‘Çamlıca’da yeşil karar’ diye haberleştirdi.
Sonra misliyle izin çıktı
Mahkeme kararı üzerine, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı devreye girdi. Yapılan başvuruyu değerlendiren bakanlık makam oluru ile bir ay içinde hem 1/5000 ölçekli Nâzım İmar Planı hem de 1/1000 ölçekli uygulama imar planını yaptı.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaptığı plan tadilatında ‘konut alanı’ (arazinin yarısı olan 42 bin 500 metrekare) üzerinden inşaat hakkı vermek yerine emsali arttırmadan arazinin tamamını hesaba katarak 85 bin metrekare brüt alan üzerinden araziye 17 bin metrekare inşaat hakkı verdi.
Bununla da yetinilmedi, çatı eğimi yüzde 33’ten yüzde 45’e çıkartıldı. 6.50 yüksekliği kaldırılıp yüksekliği belli olmayan 2 kat sınırı getirildi. Böylece inşaatta çatı katının önü açıldı. Belediye hizmet alanı kaldırılıp rekreasyon alanı eklendi. Rekreasyon alanının altına 15 bin metrekare otoparka izin verildi. Plan, İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nde askıya çıkartıldı.
Yağmurdan kaçarken... Plan askıdayken CHP’li Meclis üyeleri, bakanlığın yaptığı plana itiraz etti. CHP’li Doğan Tekel, itirazında arazinin 1. Derece Sit Alanı ve Park ve Dinlenme Alanı olarak işlenmesini talep etti. Plan değişikliğini değerlendiren Doğan Tekel, “Mahkeme kararının arkadan dolanıldığı gibi bir de bonus olarak yeni haklar verilmiş oldu. Arazinin inşaat hakkı ikiye katlanmıştır. İtirazımıza cevap alamazsak mahkemeye gideceğiz” diye konuştu.
Mesa İnşaat arazide Çamlıca Projesi adı altında 100 villalık proje hazırlamıştı. Proje satış değerinin 350 milyon liraya ulaşacağı dile getiriliyordu.
Radikal, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin itirazına rağmen Bakırköy’de plan tadilatı yapıp inşaat alanını üçe katladığını ortaya çıkarmıştı. Bakanlık, bu defa Çamlıca sırtlarında 85 bin metrekarelik arazide plan tadilatı yaptı. İnşaat yapılmasına izin verilen alan 8 binden 17 bin metrekareye çıkarıldı!
Önce ‘sit’ değeri düşürüldü
Çamlıca’da kalan nadir yeşil alanlardan biri olan 85 bin metrekare arazi, 1991 yılında 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak planlara işlendi. Ve inşaata kapalıydı.
Arazi, 2010 yılında Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu tarafından 3. Derece Doğal Sit Alanı’na dönüştürülerek inşaat yapılmasının önü açıldı. Bu karar sonrası arazinin sahibi Mesa İnşaat, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne başvurarak planlarda ‘park ve dinlenme alanı’ olarak görünen arazinin bir bölümünün konut alanına alınarak imara açılmasını istedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi 2011 yılında şirketin talebini kabul ederek araziyi oyçokluğu ile imara açtı. Kararla 85 bin metrekarelik arazinin yarısı (42 bin 500 metrekare) konut alanı olarak ayrıldı. 8 bin metrekare üzerine 0.20 emsalle inşaat hakkı tanındı.
Arazinin 22 bin 693 metrekaresi yeşil alan, 15 bin metrekaresi belediye hizmet alanı ve 5 bin metrekaresi ise yol alanı olarak planlandı.
CHP’li meclis üyeleri Büyükşehir Belediye Meclisi’nin kararını mahkemeye taşıdı. İstanbul 4. İdare Mahkemesi imara açılan alan kadar yeşil alan ayrılmadığı, planın uygulanması durumunda telafisi güç zararlar doğacağından şehircilik ve planlama ilkelerine aykırılığı gerekçe göstererek planın yürütmesini durdurdu. Radikal mahkemenin kararını ‘Çamlıca’da yeşil karar’ diye haberleştirdi.
Sonra misliyle izin çıktı
Mahkeme kararı üzerine, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı devreye girdi. Yapılan başvuruyu değerlendiren bakanlık makam oluru ile bir ay içinde hem 1/5000 ölçekli Nâzım İmar Planı hem de 1/1000 ölçekli uygulama imar planını yaptı.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaptığı plan tadilatında ‘konut alanı’ (arazinin yarısı olan 42 bin 500 metrekare) üzerinden inşaat hakkı vermek yerine emsali arttırmadan arazinin tamamını hesaba katarak 85 bin metrekare brüt alan üzerinden araziye 17 bin metrekare inşaat hakkı verdi.
Bununla da yetinilmedi, çatı eğimi yüzde 33’ten yüzde 45’e çıkartıldı. 6.50 yüksekliği kaldırılıp yüksekliği belli olmayan 2 kat sınırı getirildi. Böylece inşaatta çatı katının önü açıldı. Belediye hizmet alanı kaldırılıp rekreasyon alanı eklendi. Rekreasyon alanının altına 15 bin metrekare otoparka izin verildi. Plan, İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nde askıya çıkartıldı.
Yağmurdan kaçarken... Plan askıdayken CHP’li Meclis üyeleri, bakanlığın yaptığı plana itiraz etti. CHP’li Doğan Tekel, itirazında arazinin 1. Derece Sit Alanı ve Park ve Dinlenme Alanı olarak işlenmesini talep etti. Plan değişikliğini değerlendiren Doğan Tekel, “Mahkeme kararının arkadan dolanıldığı gibi bir de bonus olarak yeni haklar verilmiş oldu. Arazinin inşaat hakkı ikiye katlanmıştır. İtirazımıza cevap alamazsak mahkemeye gideceğiz” diye konuştu.
Mesa İnşaat arazide Çamlıca Projesi adı altında 100 villalık proje hazırlamıştı. Proje satış değerinin 350 milyon liraya ulaşacağı dile getiriliyordu.
Rayiç bedeller uykuları kaçırdı- 2B HABER
Rayiç bedeller uykuları kaçırdı
İstanbul’da 2B kapsamına giren araziler için biçilen metrekare fiyatlarının yüksekliği, bu bölgelerde hak sahibi olan vatandaşı kara kara düşündürüyor
Burcu Ünal-İstanbul
İstanbul’un Asya yakasındaki en eski yerleşimlerden Beykoz’da ve yeni gelişen bölge olan Çekmeköy’de 2B endişesi yaşanıyor. Rayiç bedelleri çok yüksek bulan Ekşioğlu Mahallesi sakinlerinin tek beklentisi fiyatların aşağıya çekilmesi. Mahalleli, “Ne evimizi alabilecek paramız ne de gidecek yerimiz var” diyor.Yanyana dizilmiş gecekondular ile 4-5 katlı apartmanların bulunduğu Çekmeköy’deki Ekşioğlu Mahallesinde bir süredir huzursuzluk hakim. Mahalledeki 2B arazileri için öngörülen rayiç bedeller mahalleliye geceleri uyku uyutmuyor. Zira istenen fiyatlar, mahallelinin bütçesini kat be kat aşıyor.
Rayiç fiyatları protesto için geçtiğimiz haftasonu Şile otobanını trafiğe kapatan mahallelinin durumunu en iyi bilen kişi Muhtar Ali Rıza Ekşi. “Biz buraya geldiğimizde gaz lambasının ışığında otururduk, hiçbir şey yoktu. Çamuru öptük, toz toprak içerisinde yaşadık. Biraz düzen sağladık. Şimdi Beykoz’da deniz manzaralı arazilerden daha fazla parayı burası için istiyorlar” diyen Ekşi, 44 yıl önce İstanbul’a Rize’den gelmiş.
10 bin 500 nüfuslu mahallede yaklaşık 400 parsel 2B arazisinin mevcut olduğunu belirten Ekşi, mahallede yaşanların ancak yüzde 3’ünün rayiç bedelleri ödeyebileceğini belirterek, “Sabahtan beri en az 100 fakirlik kağıdı verdim. 100-150 liranın peşinde olan halk bu rayiç bedelleri nasıl ödeyecek?” diye soruyor. Ekşioğlu mahallesindeki 2B arazileri için öngörülen fiyatlar metrekare için 300 ila 2 bin 500 TL arasında değişiyor.
Nereye gideriz?
Ekşi ile mahallenin sokaklarında yürümeye başlıyoruz. Bizi her gören, “Aman derdimize derman olun” diye başlıyor çaresizliğini anlatmaya... Aslında hepsinin hikayesi farklı olsa da kafalarındaki soru işareti ortak: Biz nereye gideceğiz?
İSKİ’den emekli Nevzat Altunbaş 1968’de İstanbul’a gelmiş. 26 senedir, Ekşioğlu mahallesinde o zaman 200 TL verip aldığı arsanın üzerine 800 TL harcayarak yaptığı gecekondusunda oğlu ve eşi ile birlikte yaşıyor. 24 yaşındaki oğlu işsiz olan Altunbaş’ın tek geliri emekli maaşı... Hem kendisi hem eşi kanserle mücadele eden Altunbaş, “Benden 50 bin lira istiyorlar. Ben bu parayı asla veremem. Bu evimi alsalar gidebileceğim bir yer de yok. Ne yapacağım bilmiyorum” diyor.
‘Gidecek evimiz yok’
Altunbaş’ın gecekondusundan çıkar çıkmaz 5 katlı apartmanın giriş katındaki penceresinden bakan Hakime Tanır başlıyor anlatmaya: “İstanbul’a 24 yıl önce Erzurum’dan geldik. Bir sene kirada yaşadık. Sonra 6 kardeş birleşip bu arsa alındı. Şimdi bu apartmanda 6 dairede 32 kişi yaşıyoruz. Buranın metrekaresi için 575 TL istiyorlar. Ne yapacağız diye kara kara düşünüyoruz. Evi bırakıp gideceğiz. Çünkü bu parayı ödeyecek gücümüz yok. Evi bırakınca da gidecek yerimiz yok gerçi... Köye dönelim desek köyde evimiz yok. Devlet satın almak isterse satacağız.”
%20’sini ödemek zorundalar
Ekşioğlu mahallesinin sokaklarında yürümeye devam etikçe adım başı benzer hikayelerle karşılaşıyoruz. Mahallelinin gündemi rayiç bedeller... 1986’da Bingöl’den gelen Menküf Düzyazar, kamudan emekli olmuş. 3 oda 1 salon olan gecekonudusunda öğrenci olan 20 yaşındaki oğlu ve eşi ile birlikte yaşıyor. 215 metrekarelik arazisi için 96 bin TL istenen Düzyazar, “Nasıl ödeyeceksiniz bu parayı” diye sorunca, “Emekli adam nasıl ödesin? Bırakıp gideceğiz, kiraya çıkacağız” yanıtını veriyor.
Kara kara ihbarname yolu gözleyen mahalleli, ihbarnamenin gelmesinin ardından 3 ay içerisinde kendilerinden istenen rayiç bedelin yüzde 20’sini yatırmak zorunda... Fakat mahalleliden istenen rayiç bedeller o kadar yüksek ki birçoğu yüzde 20’lik bedeli karşılayacak nakit parayı hayatında hiç bir arada görmemiş.
Mahallede en yüksek fiyat talep edilen isim ise Hıdır Ergül. Ergül’ün otoban kenarındaki arazisinin yanındaki evin metrekaresi için 530 TL istenirken, Ergül’ün arazisinin tamamı için 9 milyon TL talep ediliyor. Aslen Elazığlı olan elektrik mühendisi Ergül’ün iki katlı villası ile makine parçaları üreten küçük atölyesini 3.5 milyon TL verene satmaya hazır... “Ben yıllarca bu ülkeye hizmet verdim. İşçi çalıştırdım, istihdam yarattım, vergi ödedim. İşgalci de değilim. Buraya geldiğimde bu arsayı parasını ödeyip aldım” diyen Ergül, rayiç bedellerin açıklanması ile sağlığından da olduğunu söylüyor. Ergül, “Şekerim şimdi 400’ün altına inmiyor. Gelin bir gece bizimle kalın burada akşamlarımız nasıl geçiyor görün. Ben düşünmekten hasta oldum, tansiyonum, şekerim çıktı. Çocuklarım akşamları benim halimi görünce ağlıyor” diye konuşuyor. Rayiç fiyatları ilk öğrendiğinde arazisini satmak için bir emlakçı ile iletişime geçmiş. Emlakçıya arazinin metrekaresini ve istediği ücreti söyleyince emlakçıdan gelen soru karşısında gülsün mü ağlasın mı bilememiş: “Araziniz Bağdat Caddesi’nin neresinde?”
Devlet versin biz çıkalım
680 lira emekli parası olduğunu söyleyen Ergül, kullandığı ilaçlar nedeniyle bunun bir kesminin de kesildiğini belirterek, “4 kişi bu parayla nereye gider, nasıl yaşarız” diyor. Ergül’ün aslında mahalleli için de bir önerisi var: “Bizden istedikleri parayı bize versin devlet ben buradaki herkesi çıkmaya ikna ederim. Hepimiz satar gideriz. Ya da Suriyelilere verdikleri gibi bize de çadır versinler. Hem yemeye de para vermeyiz. Benden şimdi 3 ayda istenen 2 trilyonu ödeyemem çünkü ben...”
Beykoz da tedirgin
Beykoz’a bağlı Gümüşsuyu Mahallesi’nde 2 bin 200 parsel 2B arazisi bulunuyor. Metrekaresi 300 ila 750 TL arasında değişen arazilerin sahipleri “Burayı bize bırakmazlar” korkusu yaşıyor.
17 sene önce Gümüşhane’den kalkıp Gümüşsuyu mahallesine gelen 36 yaşındaki Tuncay Soylu mahallelinin sesi oluyor: “Benim hakkım alınıp da bir başkasına verildiği zaman hoş olur mu? O insan da ben insan değl miyim? Sonra sizin paranız var benim param yoksa bu Türkiye’de benim yaşama hakkım yok mu? Eğer burası değerliyse, bu manzarayı görüyorsa, ben de burada oturayım. Benim şansım da bu olsun. Sonuç olarak ben de insanım.”
Yüzde 60’ını Gümüşhanelilerin oluşturduğu Gümüşsuyu mahallesinde 220 metrekare civarında arazisi bulunan Soylu, “Benim istenilen parayı ödeyebilecek durumum yok. Bunu taksitlendirseler ne olur? Biz 2 bin TL dosya parası yatırmakta zorlandık” diye yakınıyor.
‘İnsanlar ağlayacak’
Mahmut Şevketpaşa Muhtarı Yakup Çelik de 2B mağdur-larından... “Burada 600 parça var. Bunlar dededen babaya ondan da çocuklarına kalmış. Böyle olunca bir topraktan geçen nüfuslar giderek çoğaldı. Çelik metrekaresi 80 ile 180 TL arasında değişen araziler için, “Burada kimse buraları alamaz” diye ekliyor. Kendisinin de biri 1.5 dönüm, diğeri 3 bin 800 metrekarelik arazileri alamayacağını ancak birini satıp diğerini alabileceğini anlatıyor ve noktayı koyuyor: “İnsanlar ağlayacak onu söyleyeyim.”
2B ile ilgili yasal süreç 6831 sayılı Orman Kanunun 2. maddesinde 2896 sayılı yasa ile değişiklik yapılarak, orman vasfını kaybeden yerlerin orman sınırları dışına çıkarılabiliceğine dair hüküm getirilmesiyle başladı. Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilinde, orman vasfını yitirmiş, kadastro marifetiyle orman alanları dışına çıkartılmış, bir daha geri kazanılamayan ve ıslah edilemeyen araziler kanunun 2. maddesinin B bendinde tanımlandığı için kamuoyunda 2B olarak adlandırıldı.
473 bin hektarlık alanı kaplayan bu araziler üzerinde, su, doğalgaz, elektrik gibi altyapısı, devlet tarafından sağlanmış bulunan 400 bin civarında yapı yer alıyor. Orman vasfını kaybetmiş olan bu araziler günümüzde orman köylüsü olmayan kişi ve kuruluşların işgali altında. Artık şehirleşen 2B arazilerinde hak sahibi olanların bir kısmı bu yerleri “Orman köylüsünden satın aldıklarını” savunuyor.
5 Nisan 2013 Cuma
Yunanistan gözünü İzmir'e dikti!-Gayrimenkul Yatırım Haberi
Yunanistan gözünü İzmir'e dikti!
05.04.2013 - 15:38
Yunanlı yatırımcı kriz nedeniyle Türkiye'de yatırım yapmak istiyor...
Ülkelerindeki kriz nedeniyle yatırımlarını Türkiye'ye yapmak isteyen Yunanlı yatırımcılar İzmir'de fizibilite çalışması yapıyor. İstanbul ve Ankara'ya oranla gayrimenkulde halen ucuz bir bir kent olarak tanımlanan İzmir, kentsel dönüşüm ile ilgili düzenlemeler sonrası yatırımcının gözdesi haline geldi.
İzmir Emlak Komisyoncuları Odası Başkanı Mesut Güleroğlu, 1-2 yıldır gayrimenkul sektöründe büyük bir hareketlilik yaşandığını ifade etti. Deniz kenarına sıkışık yapısı nedeniyle yeteri kadar arsa üretilemeyen İzmir'de, kentsel dönüşüm yasasının önemli bir fırsat oluşturacağını, bunun farkında olan yerli ve yabancı yatırımcıların kente odaklandığını kaydeden Güleroğlu, Alsancak-Turan arasındaki yeni kent merkezinde yüksek yapılaşmanın önünün açılmasıyla İstanbul merkezli gayrimenkul şirketlerinin arazi alımları yaptığını, bazı projelerin ise inşaat aşamasında olduğunu söyledi.
2013 yılında söz konusu alanda 2-3 büyük projenin daha temelinin atılmasının beklendiğini, bu bölgede arazi fiyatlarının metrekaresinin 200-300 liradan, bin 500-2 bin liraya kadar çıktığını dile getiren Güleroğlu, son dönemde yabancı yatırımcının yerli yatırımcıdan daha fazla fizibilite çalışması yaptığına dikkat çekti. Güleroğlu, 'Bayraklı bölgesine İtalyan, Danimarka ve Hollandalı firmalar yatırım yaptı. Son olarak Yunanlı gayrimenkul yatırımcıları bize gelip özellikle İzmir'de inşaat yapılacak alanların belirlenmesini istediler. Ülkelerindeki kriz nedeniyle kendilerini geliştirmek için Türkiye'ye yatırım yapmak istediklerini ifade ettiler. Şu anda fizibilite çalışması yapıyorlar. Çalışmanın tamamlanması sonrası projeler ortaya konacak ve Türk-Yunan ortaklığıyla bir şirket kurulacak' dedi.
KENTİN YÜZDE 85'İ DÖNÜŞECEK
İzmir'deki 9 müteahhit derneğinin oluşturduğu Müteahhitler Federasyonu'nun Başkanı Necip Nasır ise kentsel dönüşüm yasası sonrası en önemli değişimin İzmir'de yaşanacağını, kentin yaklaşık yüzde 85'inin dönüşümünün gerektiğini söyledi.
İzmir için kentsel dönüşümle yeni bir dönemin başladığını belirten Nasır, 'Gelecek 10 yılda sektörün en önemli yatırım merkezi İzmir olacak. Kamunun yatırım yapmasına gerek yok, sadece bir an önce planlamaların hayata geçmesi yeterli olacak. İnşaat sektöründe görülmemiş bir ivme yaşanacak. Şu anda aralarında yabancı oyuncular da olmak üzere bir çok grup İzmir'de gardını almaya çalışıyor. Şu an sahada çok sayıda yabancı kuruluş temsilcisi çalışma yapıyor. Bir Arap ülkesi prensinin sahibi olduğu firma, fizibilite çalışmasını tamamlayarak büro açma aşamasına geldi. Avrupa ve ABD'den bazı fonların İzmir'deki girişimlere ortak olma yönünde de girişimleri bulunuyor' dedi.
YENİ ROTA İZMİR
İzmir'de gayrimenkul sektörünün temsilcilerinden Selim Gökdemir de yabancı firmalarla ortaklıkların başladığını, grup olarak da İsviçre merkezli bir grupla proje yürütmek üzere çalışma yaptıklarını söyledi. Son dönemde Yunanlı yatırımcıların ilgisinin artığına işanet eden Gökdemir, 'Yunanistan'da krizden etkilenmeyen bir çok grup, yatırımlarını Londra gibi Avrupa kentlerine kaydırdı. Şu anda Avrupa'da en cazip yatırım ülkeleri Türkiye ve Rusya'dır. Türkiye'nin Rusya'ya göre daha az riskli olması bir adım öne çıkarıyor. Türkiye'de ilk kez yatırım yapacak yabancı gruplar da İstanbul ve Ankara'da rekabetin çok fazla kızışmış olması nedeniyle rotayı İzmir'e çeviriyor' dedi.
İzmir Emlak Komisyoncuları Odası Başkanı Mesut Güleroğlu, 1-2 yıldır gayrimenkul sektöründe büyük bir hareketlilik yaşandığını ifade etti. Deniz kenarına sıkışık yapısı nedeniyle yeteri kadar arsa üretilemeyen İzmir'de, kentsel dönüşüm yasasının önemli bir fırsat oluşturacağını, bunun farkında olan yerli ve yabancı yatırımcıların kente odaklandığını kaydeden Güleroğlu, Alsancak-Turan arasındaki yeni kent merkezinde yüksek yapılaşmanın önünün açılmasıyla İstanbul merkezli gayrimenkul şirketlerinin arazi alımları yaptığını, bazı projelerin ise inşaat aşamasında olduğunu söyledi.
2013 yılında söz konusu alanda 2-3 büyük projenin daha temelinin atılmasının beklendiğini, bu bölgede arazi fiyatlarının metrekaresinin 200-300 liradan, bin 500-2 bin liraya kadar çıktığını dile getiren Güleroğlu, son dönemde yabancı yatırımcının yerli yatırımcıdan daha fazla fizibilite çalışması yaptığına dikkat çekti. Güleroğlu, 'Bayraklı bölgesine İtalyan, Danimarka ve Hollandalı firmalar yatırım yaptı. Son olarak Yunanlı gayrimenkul yatırımcıları bize gelip özellikle İzmir'de inşaat yapılacak alanların belirlenmesini istediler. Ülkelerindeki kriz nedeniyle kendilerini geliştirmek için Türkiye'ye yatırım yapmak istediklerini ifade ettiler. Şu anda fizibilite çalışması yapıyorlar. Çalışmanın tamamlanması sonrası projeler ortaya konacak ve Türk-Yunan ortaklığıyla bir şirket kurulacak' dedi.
KENTİN YÜZDE 85'İ DÖNÜŞECEK
İzmir'deki 9 müteahhit derneğinin oluşturduğu Müteahhitler Federasyonu'nun Başkanı Necip Nasır ise kentsel dönüşüm yasası sonrası en önemli değişimin İzmir'de yaşanacağını, kentin yaklaşık yüzde 85'inin dönüşümünün gerektiğini söyledi.
İzmir için kentsel dönüşümle yeni bir dönemin başladığını belirten Nasır, 'Gelecek 10 yılda sektörün en önemli yatırım merkezi İzmir olacak. Kamunun yatırım yapmasına gerek yok, sadece bir an önce planlamaların hayata geçmesi yeterli olacak. İnşaat sektöründe görülmemiş bir ivme yaşanacak. Şu anda aralarında yabancı oyuncular da olmak üzere bir çok grup İzmir'de gardını almaya çalışıyor. Şu an sahada çok sayıda yabancı kuruluş temsilcisi çalışma yapıyor. Bir Arap ülkesi prensinin sahibi olduğu firma, fizibilite çalışmasını tamamlayarak büro açma aşamasına geldi. Avrupa ve ABD'den bazı fonların İzmir'deki girişimlere ortak olma yönünde de girişimleri bulunuyor' dedi.
YENİ ROTA İZMİR
İzmir'de gayrimenkul sektörünün temsilcilerinden Selim Gökdemir de yabancı firmalarla ortaklıkların başladığını, grup olarak da İsviçre merkezli bir grupla proje yürütmek üzere çalışma yaptıklarını söyledi. Son dönemde Yunanlı yatırımcıların ilgisinin artığına işanet eden Gökdemir, 'Yunanistan'da krizden etkilenmeyen bir çok grup, yatırımlarını Londra gibi Avrupa kentlerine kaydırdı. Şu anda Avrupa'da en cazip yatırım ülkeleri Türkiye ve Rusya'dır. Türkiye'nin Rusya'ya göre daha az riskli olması bir adım öne çıkarıyor. Türkiye'de ilk kez yatırım yapacak yabancı gruplar da İstanbul ve Ankara'da rekabetin çok fazla kızışmış olması nedeniyle rotayı İzmir'e çeviriyor' dedi.
Flaş!.. Flaş!.. 'İstanbul'dan ev alın!'- Önemli Yatırım Haberi
Flaş!.. Flaş!.. 'İstanbul'dan ev alın!'
05.04.2013 - 10:00
İngiliz gazetesi okurlarına böyle çağrıda bulundu.
İngiliz Daily Telegraph gazetesi okurlarını İstanbul’da ve Türkiye’nin kıyı bölgelerinde ev satın almaya çağırdı.
İngiliz Daily Telegraph gazetesi okurlarını İstanbul’da ve Türkiye’nin kıyı bölgelerinde ev satın almaya çağırdı. Yabancıların gayrimenkul satın almasını kolaylaştıran yasa değişikliklerinden (mütekabüliyet) bahseden gazete, haberinde ülke genelinde en çok emlak alanların Rus ve İngilizler olduğuna dikkat çekti.
İngiliz Daily Telegraph gazetesi okurlarını İstanbul’da ve Türkiye’nin kıyı bölgelerinde ev satın almaya çağırdı. Yabancıların gayrimenkul satın almasını kolaylaştıran yasa değişikliklerinden (mütekabüliyet) bahseden gazete, haberinde ülke genelinde en çok emlak alanların Rus ve İngilizler olduğuna dikkat çekti.
4 Nisan 2013 Perşembe
Arsa maliyetlerinde artış dairelerden 20 metrekare azalttı
Arsa maliyetlerinde artış dairelerden 20 metrekare azalttı
05 Nisan 2013 Cuma 08:43
Son Güncelleme: 08:52
Artan arsa maliyetleri nedeniyle dairelerin küçüldüğünü
söyleyen Mehpare Evrenol, KDV artışının da projelerde metrekareleri
etkileyeceğini söyledi.
Leyla İLHAN
İSTANBUL - Mimarlar Workshop Ltd. Şti.'nde kentsel tasarım, mimari ve iç
mimari proje yöneticisi olarak çalışan Yüksek Mimar Mehpare Evrenol, son 10
yılda Türkiye'de konutların 20 metrekare küçüldüğünü söyledi. Fransa'da yapılan
dünyanın en prestijli gayrimenkul fuarı MIPIM'de Avrupa Gayrimenkul Ödül
töreninden SAF GYO için yaptığı Akasya Acıbadem projesiyle iki ödülle dönen
Everol, arazi fiyatlarının artması nedeniyle projelerin küçüldüğünü belirterek,
"10 yıl önce yaptığımız projelerin ortalama
metrekareleri ile bugün yapılan projelerin ortalama metrekareleri arasında en az
20 metrekare fark var. Geçen dönemde birçok semtte daha lüksde olsa küçük
metrekarelere gidildi. Sadece 1+1'ler değil, 2+1, 3+1'ler olmak üzere tüm daire
tipleri küçüldü. Çünkü arsa ve inşaat maliyetleri nedeniyle binaların ulaşılır
olması için daireler küçültülüyor" dedi. Everol, KDV artışının da projelerde
metrekarelerin küçülmesi olarak piyasaya yansıyacağını ifade etti.
Tarihi silüet bozuluyor
Giderek artan göç ve arazi sıkıntısı nedeniyle İstanbulunun yüksek binalara
alışmak zorunda kalacağını dile getiren Evrenol, ancak bu binaların şehrin
silüetini etkileyecek bölgelerin dışında yapılması gerektiğini söyledi. "Ancak
bunlar boğaza dikiliyor. Halbuki İstanbul'un kıymetli bir silüeti var. Tarihi
yarım adanın bütün belleklerde yumuşak kubbeleri ve sivri minareleriyle şehri
domine eden bir silüete sahip" diyen Mehpare Evrenol, "Bu nedenle tarihi yarım
ada, Şişli, Beyoğlu, Kadıköy ve İstanbul'un boğaza doğru olan İstanbul'un bütün
kimliğini tanımlayan bu bölgelerde yükselmemek gerekiyor. Bu sülietle hiçbir şeyin yarıştırılmaması lazım. Bu
bakımdan Çamlıca dahil bu bölgeye yapılacak bir kule ya da cami buna zarar
verecek. Ne yapacaksa gidip biraz uzaklara yapmalıyız" açıklamasını
yaptı.
Fikirtepe korkutuyor
Türkiye'de yapılacak kentsel dönüşüm için önce bölgelerin düzenlenmesi
gerektiğine işaret eden Evrenol, bu kapsamda kendisini en çok korkutan bölgenin
ise Fikirtepe olduğunu söyledi. "Fikirtepe sadece mal sahiplerine sahip
oldukları konut karşılığında bir takım konutları vermek üzere yapılan ve konut
yığınlarından oluşan bir çalışma" diyen Evrenol, "Bir yerin semt olması için bir
meydan, meydana açılan ticari ve sosyal ünitelerin olması gerekir. Ancak böyle
şehrin bir parçası olur" dedi.
14 bin metrekare meydanı olan proje
yaptı
2000 yılına daha çok okul, ofis, restorasyon projeleri yaptıklarını bu
tarihten sonra ise büyük konut yerleşimlerine döndüklerini aktaran Mehpare
Evrenol, projelerinde özellikle meydana önem verdiklerini kaydetti. Ankara'da
Sinpaş için yaptıkları Altınoran Projesi'nde
meydan alanının 14 bin metrekare olduğunu anlatan Evrenol, "Mitinglerin
yapılabileceği büyüklükte bir meydan.
Ankaralılara açık olacak" dedi. Evrenol, Sinpaş'ın Bursa Modern Projesi ve
Bosphorus City projesinde de büyük meydanlar tasarladıklarını
söyledi.
Su konseptinin maliyeti yeşil alan
kadar
Projelerinde kullandıkları su konsepti konusuna değinen Mehpare Evrenol, su
konseptinin bakım maliyetinin sanıldığı gibi yüksek olmadığını belirterek,
"İmalat ve bakım maliyeti de yeşil alan yani peyzajdan daha pahalı değil. Yeşil
alanı suladığınızda ortaya çıkan buharlaşma ile su alanından çıkan buharlaşmayı
kıyasladığınızda ise sulama alanında daha yüksek. Bu sular doğal biyolojik
arıtma ile temizleniyor" dedi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)