İzmir'de Hürriyet'in sorularını
yanıtlayan Aslan, "Cazip bir takım kampanyalarla vatandaşın parasını alıyorlar.
Bu projelerin bazılarının sonunun gelmeyeceğini tahmin ediyorum. Umarım 1980'li
yıllarda olduğu gibi bir banker faciası yaşamayız" uyarısında bulundu. Aslan, bu
noktada belediyelerin vatandaşın avukatı gibi hareket etmesi gerektiğini
belirtti.
Aslan, vatandaşın bu riskle kaşı
karşı karşıya kalmaması için daire alırken, müteahhit firmanın ekonomik gücü,
projenin tapusu ve kat karşılığı olup olmadığı konusunda sıkı bir araştırma
yapmasının önemine de dikkat çekerek şöyle konuştu:
"Vatandaşın, bir şirketten daire
alırken, inşaatı bitirecek ekonomik gücü, tapusu var mı, kat karşılığı mı? gibi
konuları çok iyi araştırması gerekiyor. Bana göre kat karşılığı çok riskli.
Çünkü bu tip projelerde müteahhit önce parayı toplayacak ve arsa sahibinin
dairelerini yapacak. Eğer, bu aşamada iflas ederse ne olacak? Vatandaş, arsa
sahibinden bir şey alamayacak, müteahhit de "ben iflas ettim"
diyecek?"
‘İzmir'de her şey var ama hiç bir
şey yok’diyen Aslan, artık devlet projesi haline gelen İzmir
Sağlık
Serbest Bölgesi'nin en basit hesapla bu şehre yılda 10 milyar dolar katkı
sağlayacağını da tahmin ediyor. Aslan'a göre bu proje aynı zamanda İzmir'e ayırt
edici bir 'kimlik' de kazandıracak.
Uzun yıllardır Ege-Koop'un genel
başkanlığını yürüten Aslan, önümüzdeki yerel seçimlerde İzmir Belediye
Başkanlığı adaylığına da sıcak bakıyor.
İŞTE ASLAN İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİMİZ O
RÖPORTAJ:
- Bir Sağlık Serbest Bölgesi projesi
çalışmanız var ve bunu belirli bir noktaya kadar getirdiniz? Bu proje hangi
aşamada ve hedefleriniz nedir?
İzmir'in sorunlarını,
Türkiye'deki gelişmeleri, kentçiliği bilen bir ekiple çalıştığımız için son
günlerde öncelikle bu şehri nasıl marka kent yapabiliriz diyerek yola çıktık. En
özet ifadeyle, İzmir'e kimlik kazandırmak içiin böyle bir projeyi hazırladık ve
sunduk.
İZMİR'DE HER ŞEY VAR AMA HİÇBİR ŞEY
YOK
İzmir, Türkiye'nin en güzel
kentlerinden birisi. Deniz, Güneş, termal kaynakları, tarihi ve kültür ve doğal
güzellikler de dahil her şey burada var. Medeni ve çağdaş demografik yapısı var.
Şuan da dokuz üniversitesi ve dört adet tıp fakültesi var. Ancak, her şeyin
olduğu bir kentte insanları mutlu eden bir şeyin olmaması insanı gerçekten
üzüyor, zoruna gidiyor. Her şey var ama hiç bir şey yok. Şimdi İzmir'de kime 'Bu
şehrin kimliği nedir' diye sorsanız herkes bir şey söyler.
- Hiç bir şey yoktan kastınız nedir, konuyu
biraz daha açar mısınız?
Şimdi fuarlar kenti miyiz? Bir
zaman öyleydik artık değiliz. Turizm kenti miyiz, hayır değiliz. Üniversite
kenti miyiz, değiliz. Sanayi kenti miyiz, değiliz. Bu saydıklarım hepsi İzmir'de
var. Ancak bir kentte bunların hiç biri yokmuş gibi yaşamak insanı gerçekten
üzüyor.
- Kimliksizlik size dokunuyor yani? Öyle
mi?
Evet. Kimlik kazandırmak için ne
olmalıyız diye düşündük. Dünya ve Avrupa'daki sağlıkla ilgili gelişmelere baktık
ve İzmir'in buna çok uyun bir kent olduğu ortaya çıktı. Çünkü, dünya nüfusun
geneli yaşlanıyor. Bu nedenle sağlık ve bu konuda yapılan harcamalar çok önemli
bir yer taşıyor. 68 yaşındaki bir kişi artık orta yaşa dahil ediliyor.
Türkiye'de mesela 60 yaş üzeri yaklaşık 6 milyon insan var. Avrupa nüfusuna
baktığımızda 2050 yılında 500 milyona dayanması bekleniyor. Yine bu bölgede 60
yaş üzeri nüfusun 200 milyon kişi olacağı tahmin ediliyor.
- 2050 çok uzun bir tarih değil
mi?
Hayır, çok uzun bir tarih değil.
Bugün den başlarsak bazı şeyler ancak 2050 yılına kadar net oturur. Hadi diyelim
2050 yılında 200 milyon olsun da bu 2020 yılında 50 milyon olsun. 50 milyon az
mı peki?
Çünkü Sağlık Serbest Bölgesini
planlarken çok ileriyi iyi görerek planlamak gerekiyor.
MEDİKAL ÜRETİM DE OLACAK
- Peki bu projenin içinde ne
olacak?
Sağlık Serbest Bölgesi bölgesinde
medikal turizm, termal turizim, engelli tedavi merkezi, yaşlılığa bağlı hastalık
tedavisi, uyuşturucu ve alkolle mücadele, romatizmal hastalıklar için hizmet ve
tıbbi malzeme üretimi olacak.
"KENDİ İĞNEMİZİ BİLE
ÜRETEMİYORUZ"
- Üretim de var? Öyle
mi?
Tabi ki. Bu bölge, tıbbi malzeme
üretimi ve pazarlaması, kısırlık tedavisi merkezleri, diş bakımı, tüm tıbbı
tedavi merkezleri, organ nakli, tüp bebek gibi pek çok konuda uluslararası
platformda hizmet verecek. Bugün Türkiye'nin sağlık harcamasının yıllık 60
milyar olduğu söyleniyor. Nereden baksan bunun dörtte ikisinden fazlası tıbbi
malzeme alımı için yurtdışına harcanıyor. En küçük bir kazada, en ufak bir
yerimiz kesildiğinde dikiş atılan iğne bile yurt dışından getirtiliyor.
 |
|
İzmir Kordon'da vatandaş anlattı biz
dinledik
|
EN BASİT HESAPLA İZMİR'E YILDA 10 MİLYAR
DOLAR
- Kendi iğnemizi bile üretemediğimizi mi
söylüyorsunuz?
Evet, hepsi yurtdışından
getiriliyor. Bütün bu sebepleri üst üste, yan yana koyduğumuzda, bu gerçekten
çok ama çok büyük bir proje. Ayrıca Avrupa Birliği'nin yıllık sağlık
harcamasının 400 milyar euro olduğu söyleniyor. Eğer Türkiye bunun yüzde 10’una
talip olursa bu 40 milyar euro yapar. Yüzde 10 çok mütevazi bir oran. Bu yüzde
10'nun yüzde 25'inin İzmir Sağlık Serbest Bölgesi'ne geleceği düşünüldüğünde bu
10 milyar euro yapar. Hesap çok açık.
ALMANYA'DA 5 BİN, TÜRKİYE'DE 500
EURO
-Bunu hesaplarken Avrupa'da sağlık
tarafında İsviçre, Almanya gibi gelişmiş rakiplerimiz olduğunu da hesaba
katıyorsunuz değil mi?
Hiç fark etmez. Bakın oraya
geleceğim zaten şimdi oralarda sağlık hizmeti çok pahalı. Almanya'da,
İsviçre'de, İngiltere ve Amerika buna dahil. Örnek vermek gerekirse; bir
katarakt ameliyatı İngiltere'de 5 bin euro, ama Tükiye'de 500 euro. Diş bakımı
için bile Türkiye'ye geliyorlar, aradaki fark en az yüzde 60-70. Almanya'da
yaşayan bir yurttaşı düşünecek olursanız tercih edeceği yer Türkiye'dir. Aradaki
mesafe 3 saat.
300 GÜN GÜNEŞ HANGİ AVRUPA KENTİNDE
VAR
Ayrıca, İzmir'de yılın 300 günü
güneş var. Kasım ayında güneş var görüyorsunuz. Allah aşkına Avrupa'nın hangi
ülkesinde böyle bir ayda böyle bir mevsim yaşarsınız ki. O yüzden İzmir bu
konuda da çok avantajlı. Ya da İzmir diğer illerden avantajlı diyelim. Hükümet
bunun farkına varmış ki, geçen sene Kasım ayında kanun çıkarttı. Yani şuan da bu
projenin kanunu var.
Hükümetin de programında varsa,
demek ki bu proje Türkiye için de İzmir için de çok ciddi bir kurtuluş. Bugün
Türkiye'ye gelen turistin hizmet bedeli için günlük harcadığı para 10 dolar. Ama
sağlık için gelen birisi günde 100 dolar harcıyor. Bu proje İzmir'e gerçekten
kimlik kazandıracak. İzmir'in gelecek 100 yılını şekillendirecek bir projedir
ayrıca İzmir’in çok iddialı olduğu Expo 2020’nin temasının da sağlık olduğu
düşünülürse, önemli bir eksiklik giderilecektir. Expo'nun sürecinde elimizi
güçlendirecektir. Expo'nun süresi 6 ay ama Sağlık Serbest Bölgesi Projesinin
süresi 100 yıldır. Bu model yalnızca dünyada Dubai'de yapılıyor. Eğer Dubai bu
işe girmişse Türkiye'nin çoktan girmesi lazım.
Ayrıca, sadece İzmir olacak diye
bir kural yok, Türkiye'nin bir çok bölgesinde bu bölgeler oluşturulabilir. Zaten
şuan da benim bildiğim Samsun ve Diyarbakır bununla ilgili
çalışıyor.
 |
|
İzmir'in meşhur boyozunu yemeden dönmek
olmazdı
|
İZMİR'DE TARTIŞILMAYAN TEK
PROJE
- Projeniz sahiplenildi mi peki?
Bu bir devlet projesi oldu. Bugün
gelinen noktada memnuniyetle görüyorum ki; İzmir'de açıklanan her yeni proje
tartışılır. Her projenin eksikleri bulunur ya da eksik olduğu söylenir. Burada
hiç kimse buna eksik demedi. Proje herkes tarafından sahiplendi ilk defa ben
buna tanık oluyorum.
- Proje gerçekleştiğinde İzmir'e ne
kadarlık bir istihdam sağlamasını düşünüyorsunuz?
Projenin başlamasıyla burada
istihdam her geçen gün artar. Çünkü, bu inşaat ve turizm sektörünü tetikler. Bu
sağlık yatırımı o bölgeye otel yapılmasını da teşvik eder. Çünkü sağlıkla ilgili
gelen birisi tek başına gelmez. Sağlıkla olan işi bittikten sonra da İzmir'de
tatil yapmayı da seçebilir.
- Finansman olayı nasıl olacak peki?
Yatırımcılar için avantajları var mı?
Vergi,
kredi,
arsa, yatırım muafiyetlerinin sağlanması gerekiyor. Elbette hem Türkiye'den hem
de yurt dışından çok çeşitli yatırımlar fazlasıyla yapılacaktır. Çünkü buraya
yapılan yatırım hemen geri döner. Hükümet bununla ilgili bir sağlık serbest
bölgesi için uygulanacak bir turizm politikası belirleyecek. Sağlık turizmi
konusunda farklı bir model geliştirilecek. Bundan yalnızca İzmir değil, tüm Ege
Bölgesi önemli fayda sağlayacaktır.
PROJE İÇİN EN UYGUN YER YARIMADA
BÖLGESİ
-Peki İzmir'de bir alt yapı
sıkıntısı da var, sizce bu proje için alt yapı hazır mı, ayrıca proje için
İzmir'in en uygun yeri sizce neresi?
Böyle bir yer için bizim önerimiz
Yarımada Bölgesi. Seferihisar, Urla, Çeşme, Karaburun, Mordoğan gibi
yarımadadaki yerler olabilir. Buralarda deniz, termal, orman ve tabiat güzelliği
var. O bölgede şu anda bu projenin uygulanabileceği hazine arazileri de var.
Bize nerede görev düşerse biz bunu da hiç koşulsuz almaya hazırız. Çünkü kar
amaçlı iş yapmıyoruz. Bunu kendimiz yapacağız demiyoruz. Bizimle ilgisi yok
artık. Biz sadece takip ederiz ve bize görev düşerse sonuna kadar yerine
getiririz.
 |
| "BU
DEFA ADAY OLACAĞIM" |
- Sürekli projeler ürettiğinizden bahsettiniz? Önümüzde de yerel
seçimler var? Belediye başkanı adayı olmanız yönünde talepler geliyor mu?
Sizin bu yönde planlarınız var mı? Bu soru bana bugünlerde çok soruluyor. Her
seçimde bana çeşitli teklifler geldi. Gerek, milletvekilliği gerekse de
Büyükşehir Belediye Başkanlığı teklifleri aldım. Ama o günkü şartlarda, Ege-Koop
Başkanı olarak yapacağım işler olduğu için sıcak bakmamıştım. Siyaseti hiç bir
zaman makam ve koltuk elde etmenin aracı olarak görmedim. Siyaseti halkın
sorunlarını çözmenin ve İzmir'i yaşanabilir bir marka şehir yapmanın etkili bir
aracı olarak görüyorum. Ayrıca siyasetin, kenti modernleştirecek ve kent
halkının mutlu ve geleceğe güven içinde yaşayacağı projelerin yarışacağı
demokratik bir hizmet ortamı olduğunu düşünüyorum. Allah'a şükür makamım da,
mevkim de birçok kişi de olmayan itibarım da var. Bu bana yetiyor. İzmir'e zaten
hizmet ediyorum. Ama önümüzdeki süreçte şartlar elverişli olursa bunu
değerlendiririz. Bugün itibariyle görevde olan İzmir Büyükşehir Belediye
Başkanımız Sayın Aziz Kocaoğlu var. Kendisine olan saygım ve sevgim sonsuz.
Kendisi de İzmir'le ilgili çalışmalar yapıyor. Ama hizmetten bu defa kaçmayı
düşünmüyorum. Seçimlerde de kişi ve partilerden çok projelerin konuşulmasının
doğru olduğunu düşünüyorum.
- Hizmet etmek için gelirim diyorsunuz?
Bunda parti ayrımı yapıyor musunuz?
Özgürlükçü, barışçı, demokrat ve
projeci bir siyasal düşünce sistematiğine sahibim. Buna uygun koşulları sağlayan
bir parti olması gerekir.
Ben insana değer veriyorum.
Önümüzdeki yerel seçimleri çok önemsiyorum İzmir'in gelecek 20 yılı için çok
önemli. Bu nedenle aday olmayı düşünenler proje ve yapacaklarıyla ortaya
çıksınlar ve halk da bunları sorgulasın. Takım tutar gibi bir parti peşinden
gitmek yerine İzmir'in geleceği için proje demokrasisinin bu yerel seçimlerde
işlemesi lazım.
|
HAVALİMANINDAN ŞEHİRE ÇİFT KATLI
YOL
- İzmir'in işsizlikten sonraki en büyük
problemlerinden biri de trafik. Sağlık Bölgesi Projesi öncesinde, trafiği nasıl
çözmeyi planlıyorsunuz?
İnsan vücudundaki kan dolaşımını
sağlayan damarlar neyse kent yaşamındaki ulaşım alanını oluşturan kent girişleri
yollar, köprülü kavşaklar, alt üst geçişler, raylı sistemler deniz ve hava
ulaşımı da olur. Özellikle kent girişleri kalbe giren ana damarlar gibidir. Ana
damarlarda sorun varsa tıkanma olur. Bu da kısmi krize zaman zaman da felçler
neden olabilir. Tıpkı İstanbul'da olduğu gibi. İzmir'de de havaalanından sonra
trafikte bir kısmi felç ortaya çıkıyor.
Ege-Koop olarak, sunduğumuz
Atayol Projesi ile kente girişi düzeltmeyi hedefliyoruz. Düşünün ki; İzmir'e
gelen bir turist hiç bir kırmızı ışığa takılmadan havaalanından kent merkezine
yani Konak meydanına, Karşıyaka'ya, İzmir'in Balçova ilçesine, Aydın'ına ya da
diğer yerlere kırmızı ışıklara takılmadan Avrupai bir yolda gidecek.
Bu projeyle, İzmir Adnan Menderes
Havalimanı'nın yolunu belli bir kısımdan sonra üst kota çıkartıyoruz ve Uçan Yol
Projesi'ne bağlıyoruz. Acaba bu projenin ayakları yere basıyor mu? diye soracak
olursanız. Evet, basıyor. Toplam maliyeti 90-100 milyon lira arasında. 12-18
ayda tamamlanacak bir proje. Her şeyi hazır olan bu proje yaklaşık 6
kilometrelik bir mesafe. Bu projeyle yalnızca burada ki ulaşımı çözmüyoruz
ayrıca o bölgede 2000 araçlık otopark alanı da ortaya çıkıyor. Bir bisiklet yolu
oluşturuluyor. Kafeteryalar, çok farklı bir yaşam ortamı ortaya çıkıyor.
"KENTSEL DÖNÜŞÜMÜ YILLARDIR
UYGULUYORUZ"
-Kentsel dönüşümle ilgili bir yasa çıktı.
Konut sektörünü yakınan tanıyan biri olarak bu yasa hakkında
görüşlerinizi alabilir miyim?
Kentsel dönüşüm Türkiye'nin
gelişimi için çok önemli bir proje. Aslında geç kalınmış bir proje ya da kanun
çok geç kanun çıktı. Yasayı çok önemsiyorum. Tabi yasanın eksikleri de
var.Yasanın uygulama sırasında tartışılacak gözden geçirilmesi gereken maddeleri
var bu da normaldir her yasada oluyor ama keşke olmasa.
Bir defa kentsel dönüşüm nedir?
Kentsel dönüşüm bozulma ve çökme olan kentsel alanın ekonomik toplumsal ve
fiziksel çevresel koşullarının kapsamlı ve çevresel yaklaşımlarla bütünleşmesi
demektir. Kentsel dönüşüm 10 tane evi yıkmak yeniden yapmak değildir. Ya da bir
mahalleyi yeniden yapmak değildir.
Kentsel dönüşüm bir bütünlük
içerisinde yapılırsa kentsel dönüşüm olur. Yepyeni bir planlama anlayışıyla
yapılmalı. Örneğin, İzmir'in tümünün planlanması gibi. Artık herkesin bu plana
uyması gerekir. Çünkü kentsel dönüşüm yoksulluğu besleyen unsurları ortadan
kaldırır. Kentsel dönüşüm sosyal devlet uygulaması olarak da düşünebilir. İnsan
odaklı bunu düşünecek olursak hiç bir siyasi malzeme yapmadan, siyaset üstü bir
anlayışla bu projeyi tartışmalıyız. Kentsel dönüşüm bugün başlayıp 6 ay sonra
hemen sonuç alınacak bir proje değil. Bugün başlasak belki 1 yıl sonra orda
ancak çalışmalara başlayabiliriz. Biz Ege-Koop olarak yıllardır kentsel dönüşümü
uyguluyoruz. İzmir'in her ilçesinde kentsel dönüşümle ilgili proje var. Bizim
yaptığımız her proje kentsel dönüşümdür. Otoparkıyla, yeşil alanıyla, çocukların
oynayabileceği bütün alanlarıyla kentsel dönüşümden en anladığımız herkes
tarafından anlaşılmıştır.
VATANDAŞ EVİNİ GÜVENMEDİĞİNE
VERMEZ
-Peki siz kentsel dönüşümleri
gerçekleştirirken sıfır arazileri mi ele alıyorsunuz yoksa oradaki eski yapıları
mı ele alıyorsunuz?
Hayır biz onu yapmadık, biz
yalnızca İzmir'in her ilçesinde modern kent yaptık. Kentsel dönüşümdeki amaç
insanın bütün ihtiyaçlarını karşılayabileceği bir alan oluşturmaktır. Kentsel
dönüşüm çok hassas ve nazik bir konu, yerinde dönüşüm ve borçlandırılmasız
dönüşümü esas almalıyız. Kanun da buna imkan tanıyor ve de vatandaşın güvenini
sarsmamalıyız. Çünkü kimse yıllardır oturduğu evini güvenmediği insana
vermez.
- Bu aşamada vatandaşların ne yapması
gerekiyor herkese de güvenemezler, bu durumda olanlara ne
önerirsiniz?
BELEDİYELER VATANDAŞIN AVUKATI
OLMALI
Bu konuda herkesin çok dikkatli
olması gerekiyor. Yerel yönetimlerin vatandaş adına avukatlık görevini
üstlenmesi lazım. Eğer yerel yönetimler sorumluluklarını yerine getirirse bu
konuda kimse zarar görmez.
Avukat olacak yönlendirecek.
Zaten kendisi yapmasın. Belediyenin görevi inşaat yapmak değil, görevi
yönlendirmek ve halkın çıkarlarını, halkın menfaatlerini korumaktır. Bizim
örneğin inşaat şirketimiz yok. Ege-Koop olarak inşaat asla yapmıyoruz,
yaptırıyoruz. Eğer yaptırsaydık, yıpranırdık. Vatandaş adına kontrolünü
yaptırıyoruz. Denetleyici çatı örgütü gibi çalışıyoruz.
- İzmir'de şu ana kadar kaç konut
tamamladınız?
Şu ana kadar 28 yılda
bitirdiğimiz 30 bin konut var. Dörtle çarparsanız, toplamda 120 bin kişiye konut
sağladık. Bu da bir Anadolu ilinden daha büyük sayıya denk geliyor. Şu anda da
belirsizliğin en çok kendini gösterdiği dönemde de faaliyetlerini ve projelerini
sürdürüyor. Çünkü Ege-Koop tıpkı bir bisiklet sürücüsü gibidir. Pedal çevirmezse
yani proje üretmezse düşer. Çünkü bir kar amaçlı bir kuruluş değiliz. Bize bir
yerden para gelmiyor.
- İnşaat piyasasının da içinde olan bir
isim olarak, konut piyasasında bir sıkıntıdan bahsediliyor. İnşaat şirketleri,
kredi almak istediğinde bankaların araştırmaları çok uzun tuttuğu yönünde
duyumlar geliyor. Konutta sıkıntılı bir döneme mi giriliyor?
Konut sektörü, Türkiye ekonomisi
için çok önemlidir. Eğer iyi kontrol edilmezse, tıpkı Avrupa'da yaşanan bugünkü
kriz ve ABD'de yaşanmış olan mortgage krizi gibi bir sorunla her an karşı
karşıya kalabilirsiniz. Bugünkü gidişata bakıldığında, sektörde ciddi bir
sıkıntı var. İnşallah yaşanmaz ama, ciddi sorunlarla karşılaşılabileceğini
düşünüyorum.
PİYASADAN PARA
TOPLANIYOR
- Neler görüyorsunuz, nasıl sıkıntılar
bunlar?
Şu anda piyasadan para
toplanıyor.
- Kim topluyor bu
parayı?
Bazı inşaat firmaları. Yani,
cazip bir takım kampanyalarla vatandaşın parasını alıyorlar. Bu projelerin
bazılarının sonunun gelmeyeceğini tahmin ediyorum. Umarım 1980'li yıllarda
olduğu gibi bir banker faciası yaşamayız. Sanki adım adım oraya gidiyoruz.
İstanbul'da bunun kokuları geliyor. Hükümet bunun farkına vardı. Maketten satışı
yasakladı, yeni inşaatların sigortalanması zorunluluğunu getirdi. Vatandaşın,
bir şirketten daire alırken, inşaatı bitirecek ekonomik gücü, tapusu var mı, kat
karşılığı mı? gibi konuları çok iyi araştırması gerekiyor. Bana göre kat
karşılığı çok riskli. Çünkü bu tip projelerde müteahhit önce parayı toplayacak
ve arsa sahibinin dairelerini yapacak. Eğer, bu aşamada iflas ederse ne olacak?
Vatandaş, arsa sahibinden bir şey alamayacak, müteahhit de "ben iflas ettim"
diyecek? O nedenle bu projelere girerken çok dikkat etmek gerekir. Bana göre
konutta en güvenilir yöntem kooperatiftir. Çünkü, bu modelde sizin denetleme ve
paranıza ne olduğunu sorma hakkınız va