28 Kasım 2012 Çarşamba

Komşum hayatımızı cehenneme çevirdi,” dairesini elinden alabilirsiniz-Haber

“Komşum hayatımızı cehenneme çevirdi,” dairesini elinden alabilirsiniz


“Üç yaşında bir kız çocuk annesiyim. Ben de eşim de çalışıyoruz. Yıllar sonra, bankadan kredi de kullanarak bir daire satın alabildik.
Dairenin fiyatı emsallerinden daha uygundu. Bunun neden böyle olduğunu daha sonra anladık.
Daha taşındığımızın ertesi akşamı sabaha karşı bağırışlarla uyandık. Karşı dairede oturan adam hem küfrediyor hem de bağırıyordu.
Sabaha kadar uyku uyuyamadık. Bunun geçici olduğunu düşündüğümüz için herhangi bir tepki de vermedik.
Ancak aynı olaylar sık sık devam edince komşularla konuştuk.
Karşı komşunun bir kadınla evlilik dışı ilişki yaşadığını, evde sık sık davetler verdiğini ve geç saatlere kadar eğlendiklerini öğrendik.
Adam davetliler gittikten sonra birlikte yaşadığı kadına hakaret edip dövüyormuş.
Meğer dairenin bizden önceki sahibi bu olaylardan bıktığı için dairesini satmış.
Sonunda daha fazla dayamadık. Çünkü bağrışmalardan nedeniyle 3 yaşındaki kızım yataktan korkuyla uyanıyordu.
Eşim kapıyı açıp zillerine bastı. ‘Yeter artık! Çocuk uyuyamıyor, sabah biz de işe gideceğiz,’ dedi. Adam kapıya çıkıp ‘Size hesap mı vereceğim! Ev benim evim istediğimi yaparım,’ deyip bize ağza alınmayacak küfürler de etti. Bunlar yetmiyormuş gibi eşime bir de yumruk attı.
Yöneticimiz ve bazı komşular uyanıp geldiler. Araya girip olayların daha da büyümesini önlediler. Onlar da bu durumdan şikayetçiler, ancak bir şey yapamıyorlar.
Ne yapacağımızı bilemiyoruz. Gidecek hiçbir yerimiz yok. Hayatımız cehenneme döndü. Lütfen bize bir yol gösterin.”
***
Değerli okurum hak arama özgürlüğünüzü kullanmalısınız. O apartmandan siz değil o saldırgan gitmeli. Yasa size bu hakkı tanıyor. Tek yapmanız gereken soruna değil, çözüme odaklanmanızdır.
***
İşte yapılabilecekler:
*İlk iş olarak size yönelik şiddet ve hakaretler nedeniyle Cumhuriyet Savcılığına şikayet dilekçesi vermelisiniz.
*Birlikte yaşadığı kadına şiddet uygulamasına da sessiz kalmamak gerekir. Onun için de polise ihbarda bulunmalısınız.
***
Bunların dışında neler yapabilirsiniz?
*Yöneticinizden kat malikleri kurulunu toplamasını talep edin.
*Toplantıda bu daire sahibini durdurabilmek için Kat Malikleri Kanununun tanıdığı hakları dikkate alarak kararlar alın.
*Alacağınız kararlara göre mahkemeye başvurarak bu kişinin uyarılmasını talep edebilirsiniz.
*Mahkeme tarafından uyarılmasına rağmen bu daire sahibinin aynı hareketleri devam ederse bu defa idari para cezası ödemek zorunda kalacaktır.
*Ayrıca bu kişi yasalara aykırı hareketlerinden vazgeçmezse alacağınız karar doğrultunda, mahkemeye başvurarak dairesinin mülkiyet hakkının kat maliklerine yani siz diğer daire sahiplerine devrini talep edebilirsiniz.
Mahkeme talebi uygun görür ve karar verirse dairenin bedelini bankaya yatırıp mülkiyet hakkını devir alarak bu komşudan kurtulabilirsiniz.
*Bunların dışında bu komşunuzu, gürültü yapması nedeniyle kabahatler Kanununa göre de şikayet edebilirsiniz.
*Ayrıca size çektirdiklerinden dolayı tazminat davası açma hakkınız da vardır.
***
İşte Kat Mülkiyeti Kanununun yaşadığınız olayla ilgili maddeleri:
Madde 18 - Kat malikleri, gerek bağımsız bölümlerini, gerek eklentileri ve ortak yerleri kullanırken doğruluk kaidelerine uymak, özellikle birbirini rahatsız etmemek, birbirinin haklarını çiğnememek ve yönetim planı hükümlerine uymakla, karşılıklı olarak yükümlüdürler.
Bu kanunda kat maliklerinin borçlarına dair olan hükümler, bağımsız bölümlerdeki kiracılara ve oturma (Sükna,) hakkı sahiplerine veya bu bölümlerden herhangi bir suretle devamlı olarak faydalananlara da uygulanır; bu borçları yerine getirmiyenler kat malikleriyle birlikte, müteselsil olarak sorumlu olur.
Giderlere ve sigorta, primlerine ait 20 nci madde hükmü saklıdır.
Madde 25 - Kat maliklerinden biri bu kanuna göre kendisine düşen borçları ve yükümleri yerine getirmemek suretiyle diğer kat maliklerinin haklarını, onlar için çekilmez hale gelecek derecede ihlal ederse, onlar, o kat malikinin müstakil bölümü üzerindeki mülkiyet hakkının kendilerine devredilmesini hakimden istiyebilirler.
(Değişik fıkra: 14/11/2007-5711 S.K./12.mad.) Bu gibi bir kat maliki hakkında, bağımsız bölümün mülkiyetinin hükme en yakın tarihteki değeri o kat malikine ödenerek bu mülkiyetin diğer kat maliklerine, arsa payları oranında devredilmesi için davanın açılması, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, diğer kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğuyla karar vermesine bağlıdır. Bu karara rağmen kat maliklerinden bir kısmı bu davayı açmak istemezse, davayı öteki kat malikleri açar ve hâkim hüküm vermeden önce devir bedelinin ileride hak sahibine ödenmek üzere bankada üçer aylık vadeli hesaba yatırılması ve makbuzunun ibrazı için davacılara resen belirleyeceği uygun bir süre verir. Devir bedelinin süresi içinde yatırıldığına ilişkin belge ibraz edildiğinde ve davanın kabulü halinde hâkim, davalının bağımsız bölümünün mülkiyetinin davayı açmış olan kat maliklerine arsa payları oranında devredilmesine ve devir bedelinin işlemiş faiziyle birlikte davalıya ödenmesine karar verir.
Aşağıdaki durumlarda, birinci fıkrada yazılı çekilmezlik, her halde mevcut farz edilir
a) Ortak giderlerden ve avanstan kendine düşen borçları ödemediği için hakkında iki takvim yılı içinde üç defa icra veya dava takibi yapılmasına sebep olunması;
b) Anagayrimenkulün bulunduğu yerin sulh hakimi tarafından 33 üncü madde gereğince verilen emre rağmen, bu kanunda yazılı borç ve yükümleri yerine getirmemek suretiyle öteki kat maliklerinin haklarını ihlal etmekte devamlı olarak bir yıl ısrar edilmesi;
c) Kendi bağımsız bölümünü randevu evi veya kumarhane veya benzeri yer olarak kullanmak suretiyle ahlak ve adaba aykırı harekette bulunması.
(Değişik fıkra: 14/11/2007-5711 S.K./12.mad.) Bu maddedeki dava hakkı, devir konusunda kat maliklerince alınan dava açma kararının öğrenilmesi tarihinden başlayarak altı ay ve her halde dava hakkının doğumundan başlayarak beş yıl içinde kullanılmazsa veya dava sebebi ortadan kalkmışsa düşer.
Madde 33 - (Değişik fıkra: 14/11/2007-5711 S.K./17.mad.) Kat malikleri kurulunca verilen kararlar aleyhine, kurul toplantısına katılan ancak 32 nci madde hükmü gereğince aykırı oy kullanan her kat maliki karar tarihinden başlayarak bir ay içinde, toplantıya katılmayan her kat maliki kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her halde karar tarihinden başlayarak altı ay içinde anagayrimenkulün bulunduğu yerdeki sulh mahkemesine iptal davası açabilir; kat malikleri kurulu kararlarının yok veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı durumlarda süre koşulu aranmaz. Kat maliklerinden birinin yahut onun katından kira akdine, oturma hakkına veya başka bir sebebe dayanarak devamlı surette faydalanan kimsenin, borç ve yükümlerini yerine getirmemesi yüzünden zarar gören kat maliki veya kat malikleri, anagayrimenkulün bulunduğu yerin sulh mahkemesine başvurarak hâkimin müdahalesini isteyebilir.
Hakim, ilgilileri dinledikten sonra, bu kanuna ve yönetim planına ve bunlarda bir hüküm yoksa, genel hükümlere ve hakkaniyet kaidelerine göre derhal kararını verir ve bunun, tesbit edeceği kısa bir süre içinde yerine getirilmesi lüzumunu ilgiliye tefhim veya tebliğ eder.
(Değişik fıkra: 14/11/2007-5713 S.K./17.mad.) Tespit edilen süre içinde hâkimin kararını yerine getirmeyenlere, aynı mahkemece, ikiyüz elli Türk Lirasından ikibin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. 25 inci madde hükmü saklıdır.
***
Değerli okurlarım, bana güven duyarak yaşadığınız sorunları benimle paylaştığınız için çok teşekkür ediyorum.
Her şeyin istediğiniz gibi olması dileğimle…

Aslan: Kat karşılığı proje çok riskli

Aslan: Kat karşılığı proje çok riskli



Emek Kaplangil
28 Kasım 2012



'Kat karşılığı çok riskli'

28 yılda İzmir'e yaklaşık 30 bin konut inşa eden Ege-Koop'un Başkanı Hüseyin Aslan, kentsel dönüşüm sürecinde vatandaşın en çok kat karşılığı arsalara yapılan projelerde dikkatli olması uyarısında bulundu. Aslan, "Cazip kampanyalarla piyasadan para toplanıyor. Vatandaşın şirketleri çok iyi araştırması ve belediyelerin de halkın avukatı gibi çalışması gerekiyor" dedi.



İzmir'de Hürriyet'in sorularını yanıtlayan Aslan, "Cazip bir takım kampanyalarla vatandaşın parasını alıyorlar. Bu projelerin bazılarının sonunun gelmeyeceğini tahmin ediyorum. Umarım 1980'li yıllarda olduğu gibi bir banker faciası yaşamayız" uyarısında bulundu. Aslan, bu noktada belediyelerin vatandaşın avukatı gibi hareket etmesi gerektiğini belirtti.
Aslan, vatandaşın bu riskle kaşı karşı karşıya kalmaması için daire alırken, müteahhit firmanın ekonomik gücü, projenin tapusu ve kat karşılığı olup olmadığı konusunda sıkı bir araştırma yapmasının önemine de dikkat çekerek şöyle konuştu:
/_np/7245/17447245.jpg
"Vatandaşın, bir şirketten daire alırken, inşaatı bitirecek ekonomik gücü, tapusu var mı, kat karşılığı mı? gibi konuları çok iyi araştırması gerekiyor. Bana göre kat karşılığı çok riskli. Çünkü bu tip projelerde müteahhit önce parayı toplayacak ve arsa sahibinin dairelerini yapacak. Eğer, bu aşamada iflas ederse ne olacak? Vatandaş, arsa sahibinden bir şey alamayacak, müteahhit de "ben iflas ettim" diyecek?"
‘İzmir'de her şey var ama hiç bir şey yok’diyen Aslan, artık devlet projesi haline gelen İzmir Sağlık Serbest Bölgesi'nin en basit hesapla bu şehre yılda 10 milyar dolar katkı sağlayacağını da tahmin ediyor. Aslan'a göre bu proje aynı zamanda İzmir'e ayırt edici bir 'kimlik' de kazandıracak.
Uzun yıllardır Ege-Koop'un genel başkanlığını yürüten Aslan, önümüzdeki yerel seçimlerde İzmir Belediye Başkanlığı adaylığına da sıcak bakıyor.
İŞTE ASLAN İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİMİZ O RÖPORTAJ:
- Bir Sağlık Serbest Bölgesi projesi çalışmanız var ve bunu belirli bir noktaya kadar getirdiniz? Bu proje hangi aşamada ve hedefleriniz nedir?
İzmir'in sorunlarını, Türkiye'deki gelişmeleri, kentçiliği bilen bir ekiple çalıştığımız için son günlerde öncelikle bu şehri nasıl marka kent yapabiliriz diyerek yola çıktık. En özet ifadeyle, İzmir'e kimlik kazandırmak içiin böyle bir projeyi hazırladık ve sunduk.
İZMİR'DE HER ŞEY VAR AMA HİÇBİR ŞEY YOK
İzmir, Türkiye'nin en güzel kentlerinden birisi. Deniz, Güneş, termal kaynakları, tarihi ve kültür ve doğal güzellikler de dahil her şey burada var. Medeni ve çağdaş demografik yapısı var. Şuan da dokuz üniversitesi ve dört adet tıp fakültesi var. Ancak, her şeyin olduğu bir kentte insanları mutlu eden bir şeyin olmaması insanı gerçekten üzüyor, zoruna gidiyor. Her şey var ama hiç bir şey yok. Şimdi İzmir'de kime 'Bu şehrin kimliği nedir' diye sorsanız herkes bir şey söyler.
/_np/9672/18489672.jpg
- Hiç bir şey yoktan kastınız nedir, konuyu biraz daha açar mısınız?
Şimdi fuarlar kenti miyiz? Bir zaman öyleydik artık değiliz. Turizm kenti miyiz, hayır değiliz. Üniversite kenti miyiz, değiliz. Sanayi kenti miyiz, değiliz. Bu saydıklarım hepsi İzmir'de var. Ancak bir kentte bunların hiç biri yokmuş gibi yaşamak insanı gerçekten üzüyor.
- Kimliksizlik size dokunuyor yani? Öyle mi?
Evet. Kimlik kazandırmak için ne olmalıyız diye düşündük. Dünya ve Avrupa'daki sağlıkla ilgili gelişmelere baktık ve İzmir'in buna çok uyun bir kent olduğu ortaya çıktı. Çünkü, dünya nüfusun geneli yaşlanıyor. Bu nedenle sağlık ve bu konuda yapılan harcamalar çok önemli bir yer taşıyor. 68 yaşındaki bir kişi artık orta yaşa dahil ediliyor. Türkiye'de mesela 60 yaş üzeri yaklaşık 6 milyon insan var. Avrupa nüfusuna baktığımızda 2050 yılında 500 milyona dayanması bekleniyor. Yine bu bölgede 60 yaş üzeri nüfusun 200 milyon kişi olacağı tahmin ediliyor.
- 2050 çok uzun bir tarih değil mi?
Hayır, çok uzun bir tarih değil. Bugün den başlarsak bazı şeyler ancak 2050 yılına kadar net oturur. Hadi diyelim 2050 yılında 200 milyon olsun da bu 2020 yılında 50 milyon olsun. 50 milyon az mı peki?
Çünkü Sağlık Serbest Bölgesini planlarken çok ileriyi iyi görerek planlamak gerekiyor.
MEDİKAL ÜRETİM DE OLACAK
- Peki bu projenin içinde ne olacak?
Sağlık Serbest Bölgesi bölgesinde medikal turizm, termal turizim, engelli tedavi merkezi, yaşlılığa bağlı hastalık tedavisi, uyuşturucu ve alkolle mücadele, romatizmal hastalıklar için hizmet ve tıbbi malzeme üretimi olacak.
"KENDİ İĞNEMİZİ BİLE ÜRETEMİYORUZ"
- Üretim de var? Öyle mi?
Tabi ki. Bu bölge, tıbbi malzeme üretimi ve pazarlaması, kısırlık tedavisi merkezleri, diş bakımı, tüm tıbbı tedavi merkezleri, organ nakli, tüp bebek gibi pek çok konuda uluslararası platformda hizmet verecek. Bugün Türkiye'nin sağlık harcamasının yıllık 60 milyar olduğu söyleniyor. Nereden baksan bunun dörtte ikisinden fazlası tıbbi malzeme alımı için yurtdışına harcanıyor. En küçük bir kazada, en ufak bir yerimiz kesildiğinde dikiş atılan iğne bile yurt dışından getirtiliyor.

İzmir Kordon'da vatandaş anlattı biz dinledik

EN BASİT HESAPLA İZMİR'E YILDA 10 MİLYAR DOLAR
- Kendi iğnemizi bile üretemediğimizi mi söylüyorsunuz?
Evet, hepsi yurtdışından getiriliyor. Bütün bu sebepleri üst üste, yan yana koyduğumuzda, bu gerçekten çok ama çok büyük bir proje. Ayrıca Avrupa Birliği'nin yıllık sağlık harcamasının 400 milyar euro olduğu söyleniyor. Eğer Türkiye bunun yüzde 10’una talip olursa bu 40 milyar euro yapar. Yüzde 10 çok mütevazi bir oran. Bu yüzde 10'nun yüzde 25'inin İzmir Sağlık Serbest Bölgesi'ne geleceği düşünüldüğünde bu 10 milyar euro yapar. Hesap çok açık.
ALMANYA'DA 5 BİN, TÜRKİYE'DE 500 EURO
-Bunu hesaplarken Avrupa'da sağlık tarafında İsviçre, Almanya gibi gelişmiş rakiplerimiz olduğunu da hesaba katıyorsunuz değil mi?
Hiç fark etmez. Bakın oraya geleceğim zaten şimdi oralarda sağlık hizmeti çok pahalı. Almanya'da, İsviçre'de, İngiltere ve Amerika buna dahil. Örnek vermek gerekirse; bir katarakt ameliyatı İngiltere'de 5 bin euro, ama Tükiye'de 500 euro. Diş bakımı için bile Türkiye'ye geliyorlar, aradaki fark en az yüzde 60-70. Almanya'da yaşayan bir yurttaşı düşünecek olursanız tercih edeceği yer Türkiye'dir. Aradaki mesafe 3 saat.
300 GÜN GÜNEŞ HANGİ AVRUPA KENTİNDE VAR
Ayrıca, İzmir'de yılın 300 günü güneş var. Kasım ayında güneş var görüyorsunuz. Allah aşkına Avrupa'nın hangi ülkesinde böyle bir ayda böyle bir mevsim yaşarsınız ki. O yüzden İzmir bu konuda da çok avantajlı. Ya da İzmir diğer illerden avantajlı diyelim. Hükümet bunun farkına varmış ki, geçen sene Kasım ayında kanun çıkarttı. Yani şuan da bu projenin kanunu var.
Hükümetin de programında varsa, demek ki bu proje Türkiye için de İzmir için de çok ciddi bir kurtuluş. Bugün Türkiye'ye gelen turistin hizmet bedeli için günlük harcadığı para 10 dolar. Ama sağlık için gelen birisi günde 100 dolar harcıyor. Bu proje İzmir'e gerçekten kimlik kazandıracak. İzmir'in gelecek 100 yılını şekillendirecek bir projedir ayrıca İzmir’in çok iddialı olduğu Expo 2020’nin temasının da sağlık olduğu düşünülürse, önemli bir eksiklik giderilecektir. Expo'nun sürecinde elimizi güçlendirecektir. Expo'nun süresi 6 ay ama Sağlık Serbest Bölgesi Projesinin süresi 100 yıldır. Bu model yalnızca dünyada Dubai'de yapılıyor. Eğer Dubai bu işe girmişse Türkiye'nin çoktan girmesi lazım.
Ayrıca, sadece İzmir olacak diye bir kural yok, Türkiye'nin bir çok bölgesinde bu bölgeler oluşturulabilir. Zaten şuan da benim bildiğim Samsun ve Diyarbakır bununla ilgili çalışıyor.

İzmir'in meşhur boyozunu yemeden dönmek olmazdı

İZMİR'DE TARTIŞILMAYAN TEK PROJE
- Projeniz sahiplenildi mi peki?
Bu bir devlet projesi oldu. Bugün gelinen noktada memnuniyetle görüyorum ki; İzmir'de açıklanan her yeni proje tartışılır. Her projenin eksikleri bulunur ya da eksik olduğu söylenir. Burada hiç kimse buna eksik demedi. Proje herkes tarafından sahiplendi ilk defa ben buna tanık oluyorum.
- Proje gerçekleştiğinde İzmir'e ne kadarlık bir istihdam sağlamasını düşünüyorsunuz?
Projenin başlamasıyla burada istihdam her geçen gün artar. Çünkü, bu inşaat ve turizm sektörünü tetikler. Bu sağlık yatırımı o bölgeye otel yapılmasını da teşvik eder. Çünkü sağlıkla ilgili gelen birisi tek başına gelmez. Sağlıkla olan işi bittikten sonra da İzmir'de tatil yapmayı da seçebilir.
- Finansman olayı nasıl olacak peki? Yatırımcılar için avantajları var mı?
Vergi, kredi, arsa, yatırım muafiyetlerinin sağlanması gerekiyor. Elbette hem Türkiye'den hem de yurt dışından çok çeşitli yatırımlar fazlasıyla yapılacaktır. Çünkü buraya yapılan yatırım hemen geri döner. Hükümet bununla ilgili bir sağlık serbest bölgesi için uygulanacak bir turizm politikası belirleyecek. Sağlık turizmi konusunda farklı bir model geliştirilecek. Bundan yalnızca İzmir değil, tüm Ege Bölgesi önemli fayda sağlayacaktır.
PROJE İÇİN EN UYGUN YER YARIMADA BÖLGESİ
-Peki İzmir'de bir alt yapı sıkıntısı da var, sizce bu proje için alt yapı hazır mı, ayrıca proje için İzmir'in en uygun yeri sizce neresi?
Böyle bir yer için bizim önerimiz Yarımada Bölgesi. Seferihisar, Urla, Çeşme, Karaburun, Mordoğan gibi yarımadadaki yerler olabilir. Buralarda deniz, termal, orman ve tabiat güzelliği var. O bölgede şu anda bu projenin uygulanabileceği hazine arazileri de var. Bize nerede görev düşerse biz bunu da hiç koşulsuz almaya hazırız. Çünkü kar amaçlı iş yapmıyoruz. Bunu kendimiz yapacağız demiyoruz. Bizimle ilgisi yok artık. Biz sadece takip ederiz ve bize görev düşerse sonuna kadar yerine getiririz.

"BU DEFA ADAY OLACAĞIM"
- Sürekli projeler ürettiğinizden bahsettiniz? Önümüzde de yerel seçimler var? Belediye başkanı adayı olmanız yönünde talepler geliyor mu?
Sizin bu yönde planlarınız var mı? Bu soru bana bugünlerde çok soruluyor. Her seçimde bana çeşitli teklifler geldi. Gerek, milletvekilliği gerekse de Büyükşehir Belediye Başkanlığı teklifleri aldım. Ama o günkü şartlarda, Ege-Koop Başkanı olarak yapacağım işler olduğu için sıcak bakmamıştım. Siyaseti hiç bir zaman makam ve koltuk elde etmenin aracı olarak görmedim. Siyaseti halkın sorunlarını çözmenin ve İzmir'i yaşanabilir bir marka şehir yapmanın etkili bir aracı olarak görüyorum. Ayrıca siyasetin, kenti modernleştirecek ve kent halkının mutlu ve geleceğe güven içinde yaşayacağı projelerin yarışacağı demokratik bir hizmet ortamı olduğunu düşünüyorum. Allah'a şükür makamım da, mevkim de birçok kişi de olmayan itibarım da var. Bu bana yetiyor. İzmir'e zaten hizmet ediyorum. Ama önümüzdeki süreçte şartlar elverişli olursa bunu değerlendiririz. Bugün itibariyle görevde olan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Aziz Kocaoğlu var. Kendisine olan saygım ve sevgim sonsuz. Kendisi de İzmir'le ilgili çalışmalar yapıyor. Ama hizmetten bu defa kaçmayı düşünmüyorum. Seçimlerde de kişi ve partilerden çok projelerin konuşulmasının doğru olduğunu düşünüyorum.
- Hizmet etmek için gelirim diyorsunuz? Bunda parti ayrımı yapıyor musunuz?
Özgürlükçü, barışçı, demokrat ve projeci bir siyasal düşünce sistematiğine sahibim. Buna uygun koşulları sağlayan bir parti olması gerekir.
Ben insana değer veriyorum. Önümüzdeki yerel seçimleri çok önemsiyorum İzmir'in gelecek 20 yılı için çok önemli. Bu nedenle aday olmayı düşünenler proje ve yapacaklarıyla ortaya çıksınlar ve halk da bunları sorgulasın. Takım tutar gibi bir parti peşinden gitmek yerine İzmir'in geleceği için proje demokrasisinin bu yerel seçimlerde işlemesi lazım.

HAVALİMANINDAN ŞEHİRE ÇİFT KATLI YOL
- İzmir'in işsizlikten sonraki en büyük problemlerinden biri de trafik. Sağlık Bölgesi Projesi öncesinde, trafiği nasıl çözmeyi planlıyorsunuz?
İnsan vücudundaki kan dolaşımını sağlayan damarlar neyse kent yaşamındaki ulaşım alanını oluşturan kent girişleri yollar, köprülü kavşaklar, alt üst geçişler, raylı sistemler deniz ve hava ulaşımı da olur. Özellikle kent girişleri kalbe giren ana damarlar gibidir. Ana damarlarda sorun varsa tıkanma olur. Bu da kısmi krize zaman zaman da felçler neden olabilir. Tıpkı İstanbul'da olduğu gibi. İzmir'de de havaalanından sonra trafikte bir kısmi felç ortaya çıkıyor.
Ege-Koop olarak, sunduğumuz Atayol Projesi ile kente girişi düzeltmeyi hedefliyoruz. Düşünün ki; İzmir'e gelen bir turist hiç bir kırmızı ışığa takılmadan havaalanından kent merkezine yani Konak meydanına, Karşıyaka'ya, İzmir'in Balçova ilçesine, Aydın'ına ya da diğer yerlere kırmızı ışıklara takılmadan Avrupai bir yolda gidecek.
Bu projeyle, İzmir Adnan Menderes Havalimanı'nın yolunu belli bir kısımdan sonra üst kota çıkartıyoruz ve Uçan Yol Projesi'ne bağlıyoruz. Acaba bu projenin ayakları yere basıyor mu? diye soracak olursanız. Evet, basıyor. Toplam maliyeti 90-100 milyon lira arasında. 12-18 ayda tamamlanacak bir proje. Her şeyi hazır olan bu proje yaklaşık 6 kilometrelik bir mesafe. Bu projeyle yalnızca burada ki ulaşımı çözmüyoruz ayrıca o bölgede 2000 araçlık otopark alanı da ortaya çıkıyor. Bir bisiklet yolu oluşturuluyor. Kafeteryalar, çok farklı bir yaşam ortamı ortaya çıkıyor.
"KENTSEL DÖNÜŞÜMÜ YILLARDIR UYGULUYORUZ"
-Kentsel dönüşümle ilgili bir yasa çıktı. Konut sektörünü yakınan tanıyan biri olarak bu yasa hakkında görüşlerinizi alabilir miyim?
Kentsel dönüşüm Türkiye'nin gelişimi için çok önemli bir proje. Aslında geç kalınmış bir proje ya da kanun çok geç kanun çıktı. Yasayı çok önemsiyorum. Tabi yasanın eksikleri de var.Yasanın uygulama sırasında tartışılacak gözden geçirilmesi gereken maddeleri var bu da normaldir her yasada oluyor ama keşke olmasa.
Bir defa kentsel dönüşüm nedir? Kentsel dönüşüm bozulma ve çökme olan kentsel alanın ekonomik toplumsal ve fiziksel çevresel koşullarının kapsamlı ve çevresel yaklaşımlarla bütünleşmesi demektir. Kentsel dönüşüm 10 tane evi yıkmak yeniden yapmak değildir. Ya da bir mahalleyi yeniden yapmak değildir.

Kentsel dönüşüm bir bütünlük içerisinde yapılırsa kentsel dönüşüm olur. Yepyeni bir planlama anlayışıyla yapılmalı. Örneğin, İzmir'in tümünün planlanması gibi. Artık herkesin bu plana uyması gerekir. Çünkü kentsel dönüşüm yoksulluğu besleyen unsurları ortadan kaldırır. Kentsel dönüşüm sosyal devlet uygulaması olarak da düşünebilir. İnsan odaklı bunu düşünecek olursak hiç bir siyasi malzeme yapmadan, siyaset üstü bir anlayışla bu projeyi tartışmalıyız. Kentsel dönüşüm bugün başlayıp 6 ay sonra hemen sonuç alınacak bir proje değil. Bugün başlasak belki 1 yıl sonra orda ancak çalışmalara başlayabiliriz. Biz Ege-Koop olarak yıllardır kentsel dönüşümü uyguluyoruz. İzmir'in her ilçesinde kentsel dönüşümle ilgili proje var. Bizim yaptığımız her proje kentsel dönüşümdür. Otoparkıyla, yeşil alanıyla, çocukların oynayabileceği bütün alanlarıyla kentsel dönüşümden en anladığımız herkes tarafından anlaşılmıştır.
VATANDAŞ EVİNİ GÜVENMEDİĞİNE VERMEZ
-Peki siz kentsel dönüşümleri gerçekleştirirken sıfır arazileri mi ele alıyorsunuz yoksa oradaki eski yapıları mı ele alıyorsunuz?
Hayır biz onu yapmadık, biz yalnızca İzmir'in her ilçesinde modern kent yaptık. Kentsel dönüşümdeki amaç insanın bütün ihtiyaçlarını karşılayabileceği bir alan oluşturmaktır. Kentsel dönüşüm çok hassas ve nazik bir konu, yerinde dönüşüm ve borçlandırılmasız dönüşümü esas almalıyız. Kanun da buna imkan tanıyor ve de vatandaşın güvenini sarsmamalıyız. Çünkü kimse yıllardır oturduğu evini güvenmediği insana vermez.
- Bu aşamada vatandaşların ne yapması gerekiyor herkese de güvenemezler, bu durumda olanlara ne önerirsiniz?
BELEDİYELER VATANDAŞIN AVUKATI OLMALI
Bu konuda herkesin çok dikkatli olması gerekiyor. Yerel yönetimlerin vatandaş adına avukatlık görevini üstlenmesi lazım. Eğer yerel yönetimler sorumluluklarını yerine getirirse bu konuda kimse zarar görmez.
Avukat olacak yönlendirecek. Zaten kendisi yapmasın. Belediyenin görevi inşaat yapmak değil, görevi yönlendirmek ve halkın çıkarlarını, halkın menfaatlerini korumaktır. Bizim örneğin inşaat şirketimiz yok. Ege-Koop olarak inşaat asla yapmıyoruz, yaptırıyoruz. Eğer yaptırsaydık, yıpranırdık. Vatandaş adına kontrolünü yaptırıyoruz. Denetleyici çatı örgütü gibi çalışıyoruz.
- İzmir'de şu ana kadar kaç konut tamamladınız?
Şu ana kadar 28 yılda bitirdiğimiz 30 bin konut var. Dörtle çarparsanız, toplamda 120 bin kişiye konut sağladık. Bu da bir Anadolu ilinden daha büyük sayıya denk geliyor. Şu anda da belirsizliğin en çok kendini gösterdiği dönemde de faaliyetlerini ve projelerini sürdürüyor. Çünkü Ege-Koop tıpkı bir bisiklet sürücüsü gibidir. Pedal çevirmezse yani proje üretmezse düşer. Çünkü bir kar amaçlı bir kuruluş değiliz. Bize bir yerden para gelmiyor.
- İnşaat piyasasının da içinde olan bir isim olarak, konut piyasasında bir sıkıntıdan bahsediliyor. İnşaat şirketleri, kredi almak istediğinde bankaların araştırmaları çok uzun tuttuğu yönünde duyumlar geliyor. Konutta sıkıntılı bir döneme mi giriliyor?
Konut sektörü, Türkiye ekonomisi için çok önemlidir. Eğer iyi kontrol edilmezse, tıpkı Avrupa'da yaşanan bugünkü kriz ve ABD'de yaşanmış olan mortgage krizi gibi bir sorunla her an karşı karşıya kalabilirsiniz. Bugünkü gidişata bakıldığında, sektörde ciddi bir sıkıntı var. İnşallah yaşanmaz ama, ciddi sorunlarla karşılaşılabileceğini düşünüyorum.
PİYASADAN PARA TOPLANIYOR
- Neler görüyorsunuz, nasıl sıkıntılar bunlar?
Şu anda piyasadan para toplanıyor.
- Kim topluyor bu parayı?
Bazı inşaat firmaları. Yani, cazip bir takım kampanyalarla vatandaşın parasını alıyorlar. Bu projelerin bazılarının sonunun gelmeyeceğini tahmin ediyorum. Umarım 1980'li yıllarda olduğu gibi bir banker faciası yaşamayız. Sanki adım adım oraya gidiyoruz. İstanbul'da bunun kokuları geliyor. Hükümet bunun farkına vardı. Maketten satışı yasakladı, yeni inşaatların sigortalanması zorunluluğunu getirdi. Vatandaşın, bir şirketten daire alırken, inşaatı bitirecek ekonomik gücü, tapusu var mı, kat karşılığı mı? gibi konuları çok iyi araştırması gerekiyor. Bana göre kat karşılığı çok riskli. Çünkü bu tip projelerde müteahhit önce parayı toplayacak ve arsa sahibinin dairelerini yapacak. Eğer, bu aşamada iflas ederse ne olacak? Vatandaş, arsa sahibinden bir şey alamayacak, müteahhit de "ben iflas ettim" diyecek? O nedenle bu projelere girerken çok dikkat etmek gerekir. Bana göre konutta en güvenilir yöntem kooperatiftir. Çünkü, bu modelde sizin denetleme ve paranıza ne olduğunu sorma hakkınız va

Ağaoğlu'na bir darbe daha-Bunlar Emlak Sektörü İçin Çıpa Niteliğinde

Ağaoğlu'na bir darbe daha!




Ağaoğlu'nun başı yine dertte
28.11.2012 - 12:05

Ağaoğlu'nun başı yine dertte

Ali Ağaoğlu'nun, İstanbul Boğazı'na yapmayı planladığı proje Alarko Holding'e takıldı.

İşadamı Ali Ağaoğlu, Maslak 1453 projesi ile gündeme gelen Fatih Ormanı'nın ihale şartnamesine aykırı bir biçimde işletmeciliğini alması uzunca bir süre kamuoyunun gündeminde yer aldı. Orman ve Su İşleri Bakanlığı konuya el atarak sözleşmeyi fesh etmiş ardından geçtiğimiz hafta Ağaoğlu'nun ormanı iade etmesiyle kriz sona ermişti. Ancak Ali Ağaoğlu'nun bu kez İstanbul Boğazı'ndaki Ritz Carlton arazisiyle başı dertte.

Geçtiğimiz aylarda Yeniköy'deki Carlton arazisinin tamamını satın alan Ali Ağaoğlu, Ortaköy'de içinde Alarko Holding ve Suriye Konsolosluğu gibi binaların bulunduğu araziyi de satın alarak İstanbul Boğazı'ndaki yatırımlarına bir yenisini eklemişti.

Ekonomist Dergisi'nin haberine göre, Ağaoğlu, Ortaköy'de bir otel yatırımı yapacağını açıkladı. Ancak Alarko Holding'in "Sözkonusu arazinin üçte biri halen Alsim Alarko'ya aittir" şeklindeki KAP açıklaması kafaları karıştırdı ve iki taraf içinde zorlu bir sürecin başladığının sinyalini verdi. Sözkonusu arazide daha önce kiracı olarak bulunan Alarko Holding, yaklaşık 8 yıl önce hissedarl anlaşarak arazinin üçte birini satın aldı. Bu işlemle birlikte arazinin geri kalanının satılması durumunda Alarko Holding'in alım önceliği hakkı olduğu öne sürülmeye başlandı.

Görüşlerini almak için aradığımız Alarko Holding CEO'su Ayhan Yavrucu, şu an için herhangi bir dava açma yoluna gitmediklerini, içinden geçilen süreç zarfında da herhangi bir değişiklik olmadığını vurguladı.

Telefonlara yanıt vermeyen Ali Ağaoğlu cephesinde ise aldığımız duyumlar şöyle:

Suriye Konsolosluğu'nu tamamen boşalttıran Ağaoğlu'nun, bu villada kendisinin oturacağı ifade ediliyor. Korunun içindeki iki apartmanı da otele çevirmeyi planlayan Ağaoğlu'nun, Alarko'nun mahkemeye başvuracağı söylentileri için de "Alarko çalışanları, bizim kontrol ettiğimiz kapıdan girerek binaya giriyorlar. Biz de onları mahkemee vereceğiz. Çünkü üçte birlik hisseyi akli melekeleri yerinde olmayan mal sahibinden satın almışlar. Bu hisseye de talibiz" diye söylediği belirtiliyor.

Ağaoğlu'nun Alarko Holding'den satın aldığı arazi, Reina'nın karşısında Ulus'a kadar ilerleyen yamaçtaki 41 bin 553 metrekarelik bölgeyi kapsıyor.

İki tarafın da açıklamaları, bu sürecin yargı yoluna doğru gideceğine işaret ediyor.

27 Kasım 2012 Salı

Barınmak için servet harcadık -İstanbuldan Gidelim(mi) Haberi

Barınmak için servet harcadık

27/11/2012 12:33
Yazı Boyutu
Barınma giderleri için cebindeki paranın yüzde 30'unu harcayan vatandaş, alkol ve sigaraya harcadığı parada eğitim giderlerini geride bıraktı.
Barınmak için servet harcadık
İstanbullular, 2009-2011 döneminde gelirlerinden en fazla payı barınma giderlerine ayırdı.
Türkiyeİstatistik Kurumu'nun (TÜİK) Bölgesel Hanehalkı Tüketim Harcamaları verilerinden derlenen bilgilere göre, İstanbulluların konut ve kira giderlerine ayırdığı pay, bu dönemde yüzde 32,6 olarak belirlendi.
İstanbul, toplam harcamalar içinde konut ve kiraya ayrılan pay açısından ilk sırada yer alırken, bu harcama kalemini yüzde 17,6 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 14,1 ile ulaştırma izledi.
İstanbul'un ardından harcamalardan konut ve kiraya en fazla pay ayıran bölgeler yüzde 26,7 ile Batı Anadolu ve Ege oldu.

Barınmada zengin-yoksul ayrımı yok
Gelir seviyeleri açısından değerlendirildiğinde de İstanbul'da yaşayanlar arasında en düşük gelir seviyesine sahip yüzde 20'lik dilimde yer alanlar, gelirlerinin yüzde 40,5'ini konut ve kiraya, en yüksek gelir elde eden yüzde 20'lik kesim de gelirinin yüzde 28,1'ini aynı harcama kalemine ayırdı.
Gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 22,1 ile en yoksul kesimin ikinci harcama kalemi olurken, zengin kesimin harcamalarında ulaştırma yüzde 18,2 ile ikinci sırada yer aldı.

Alkol ve sigara harcaması eğitim ve sağlığı geçti
Öte yandan 2011 yılı sonu itibarıyla yurt genelinde en az harcama yapılan alanlar eğitim ve sağlık olarak gerçekleşti.
Doğu Marmara yüzde 2,2 ile toplam harcamalar içinde sağlık harcamalarına ayrılan pay açısından ilk sırada bulunurken, Doğu Marmara'yı yüzde 2,1 ile Batı Marmara, Ege ve Doğu Karadeniz izledi.
İstanbul ise yüzde 2 ile Batı Karadeniz ve Kuzeydoğu Anadolu ile beraber 3. sırada kendisine yer buldu.
Söz konusu dönemde sağlığa en az para harcayan bölgeler ise yüzde 1,8 ile Batı ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri oldu.
Eğitim harcamaları açısından değerlendirildiğinde İstanbul, bu kategoride yüzde 2,6 ile ilk sıraya yerleşirken, İstanbul'u yüzde 2,5 ile Batı Anadolu, yüzde 1,9 ile Doğu Marmara takip etti.
Kuzeydoğu Anadolu ve Batı Marmara yüzde 1,1 ile eğitime en az harcama yapan bölgeler olarak kayıtlara geçti.
Bu arada İstanbul'da yaşayan en zengin ve en yoksul kesimler arasındaki eğitim harcamaları açısından oluşan 3,8 puanlık fark dikkati çekti.
Buna göre, İstanbul'da yaşayan en yoksul yüzde 20'lik kesimin gelirlerinin yüzde 0,9'unu eğitim masraflarına ayırırken, aynı oran en zengin yüzde 20'lik kesim için yüzde 4,7 olarak hesaplandı.
Alkol ve sigaranın toplam harcamalar içindeki payı, tüm bölgelerde eğitim ve sağlık harcamalarını geride bırakırken, harcamalarda alkollü içecek ve sigaraya en fazla payı ayıran bölge yüzde 5,8 ile Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi oldu. (aa)

Bu köyde ev fiyatları Boğaz'la yarışıyor-Haber

Bu köyde ev fiyatları Boğaz'la yarışıyor

Edremit Körfezi’nde bulunan eski Rum köyü Adatepe’de arsasıyla yıkık bir ev, arsasının büyüklüğü ve özellikle manzarasına göre 1 milyon liraya varan fiyatlardan satılıyor. Evin, köyün mimarisine uygun restore edilip oturulabilir hale gelmesi için de yüz binlerce lira harcanabiliyor.


Bu köyde ev fiyatları Boğaz'la yarışıyor
AA-Zafer Akpınar
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu beldesinin üst kısmında, Kazdağları eteklerinde bulunan Adatepe, Rum ve Osmanlı mimarisiyle yapılmış tarihi yapılarıyla biliniyor.

Pers, Atina, Roma, Selçuklu ve Osmanlı hakimiyetlerini görmüş Adatepe, yüzyılların birikimini barındıran taş işçiliğin en güzel örneklerini oluşturan evleri, Arnavut kaldırımlarından oluşan yolları, ormanlık alanları, otantik yapısıyla yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.

Özellikle 1989 yılında sit alanı olarak ilan edilmesinden sonra mevcut mimarisi korunan köy, Edremit Körfezi’nin kuzey ucunda, Ayvacık’a 35 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Bölgeye gidenler, Küçükkuyu beldesinin içinden rahatlıkla ulaşılan köye, körfezin eşsiz güzelliğini seyrederek ulaşıyor.

Selçuklu mimarisiyle yapılmış tarihi camisi, Taş Mektep’i de bulunan köy, günübirlik ziyaretlerle bile haftanın stresinden kurtulmak için önerilen cazip mekanların başında geliyor.

Deniz manzarası bulunmayan köyün, Alpler’den sonra dünyanın en fazla oksijen üreten Kazdağları’nın eteklerinde kurulu olmasından dolayı temiz havası, şehir stresinden uzaklığı, sessizliği ve otantik yapısıyla özellikle son yıllarda yüksek gelirli ailelerin gözdesi olduğu belirtiliyor.

1940’lı yıllara kadar 500 evin yanı sıra hamam, fırın, kahvehane, kunduracı, kasap, berber, zeytinyağı fabrikalarının bulunduğu ancak yaşanan göçün ardından parmakla sayılacak kadar binanın kaldığı köyün kaderinin, 1989 yılında sit alanı olarak ilan edilmesinden sonra değiştiği ifade ediliyor.

Kiraya verdiği eve harcama yapan vergiden düşecek-Güzel Haber

Kiraya verdiği eve harcama yapan vergiden düşecek


GÜLÜMHAN GÜLTEN / VATAN

Maliye Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yeni hazırladıkları gelir vergisi tasarısında vatandaşa vergi teşviği getireceklerini açıkladı. Bakan Şimşek, “Yeni Gelir Vergisi Kanunu Tasarısı’nda enerji tasarrufu sağlayıcı harcamalar teşvik ediliyor. Kiraya verilen gayrimenkul için yapılan ısı yalıtımı, izolasyon, enerji tasarrufu ve depreme karşı dayanıklılığı artırmaya yönelik harcamalar beyan edilen gelirden indirilebilecek” dedi.

Şimşek, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bakanlığının 2013 yılı bütçesi üzerinde milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtlarken, ev sahiplerine söz konusu müjdeyi verdi. Halen ev sahipleri kiraya verdikleri evleriyle ilgili götürü usulde vergilendirilerek, yaptıkları bakım onarım masraflarının yüzde 25 oranında vergiden düşebiliyor.

Örtülü ödenek sorusu

Şimşek, milletvekillerinin soruları üzerine örtülü ödenekle ilgili kanun çerçevesinde harcamaların yapıldığına dikkati çekerek, ”mahremiyet olduğu için” bilgi vermenin söz konusu olmadığını belirtti.

Şimşek, “Yazar kasa ile POS makinelerin birleştirilmesi yönünde bir irade ortaya koyduk, 2015 yılına kadar bu tamamlanacak. Elektronik fatura kapsamını genişletiyoruz. Kurumlar arası veri paylaşımını artırıyoruz. Yeni gelir vergisi kanununda, buna ilişkin hususları çalıştık. Bir yandan doğrudan vergilerin artırılması için, bir yandan adaletin sağlanmasına yönelik adım atmayı düşünüyoruz” dedi.

Konutta değere göre KDV

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, konut teslimlerinde uygulanan KDV oranlarını vergi adaletini güçlendirecek şekilde gözden geçirdiklerini ve buna ilişkin Bakanlar Kurulu kararını bu yıl çıkarmayı hedeflediklerini söyledi. Şimşek, daha önce, konutlarda değere göre KDV uygulaması getireceklerini ve buna yönelik bir çalışma başlattıklarını açıklamıştı. Bakanlığı’nın 2013 yılı bütçesini TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı sunumda Şimşek, “Konutta KDV düzenlemesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararını bu yıl çıkarmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

2B’ye 427 bin başvuru

Orman vasfını kaybetmiş 2B arazilerinin satışına ilişkin düzenleme kapsamında 23 Kasım itibarıyla yapılan başvuru sayısının yaklaşık 427 bine ulaştığını kaydeden Şimşek, “Başvurular, tespit edilen 2B kullanıcı sayısının yüzde 68’ine denk geliyor. Aralık ayında bu taşınmazların satış işlemlerini başlatacağız” dedi.

GYO’larla ilgili çalışma var

Şimşek, komisyonda milletvekillerinin sorularını yanıtlarken, gayrimenkul yatırım ortaklıklarındaki “kazanç istismarı” ile ilgili de çalışmalarının olduğunu belirterek, “Bununla ilgili bir düzenlememiz var. Geçer mi geçmez mi bilmiyorum ama bir çalışmamız var” dedi. Ekonomi yönetimi, gayrimenkul yatırım ortaklıklarına tanınan vergi istisnasının kaldırılmasına yönelik Eylül’de çalışma başlatmıştı.

23 Kasım 2012 Cuma

Sahil şeritleri imara sessiz sedasız açılıyor-Önemli Haber

Sahil şeritleri imara sessiz sedasız açılıyor



Erdinç ÇELİKKAN/ANKARA
23 Kasım 2012



Sahil şeritleri imara sessiz sedasız açılıyor

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bugüne kadar hep tartışma konusu olan sahil şeritlerini imara açmaya hazırlanırken, bu kapsamda sahildeki 22 denize kıyısı bulunan 22 kentin 16’sında kıyı kenar çizgisi tespit çalışmalarını tamamladı.



Belirlenen alanlarla ilgili envanter çıkarılırken, bu oran tüm Türkiye’deki 8 bin 590 kilometrelik sahil kesiminin yüzde 86’sına denk geliyor. 50 metrelik kıyı çizgisini 10 metreye indiren düzenleme hazırlığıyla büyük tartışma yaratan bakanlık, sessiz sedasız kıyı kenar çizgisi çalışmalarını da bitirdi.

SAHİL ŞERİTLERİNİN İMARA AÇILMASI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
MESAJINIZI YAZIN YAYINLAYALIM

VERİ TABANI OLUŞTURULDU
Türkiye’de denize kıyısı olan İstanbul, İzmir, Antalya, Trabzon, Samsun, Zonguldak, Çanakkale, Muğla ve Mersin gibi 22 şehirde kıyı kenar çizgisinin belirlenmesiyle hangi bölgelerin imara açılacağı da ortaya çıkmış olacak. Bakanlık, ölçümleri tamamlanan alanlarda bilgileri envantere kaydederek veri tabanını oluşturdu. Proje kapsamında ülke genelindeki deniz ve kıyı alanlarını kapsayan ortofoto haritalar temin edildi. Bakanlık tespit süreci devam eden 6 şehirdeki çalışmaları da iki aya kadar tamamlamayı öngörüyor. Bu çalışmalara paralel Van Gölü ile Burdur Gölü’nün de kıyı kenar çizgisi belirleniyor. Projenin tamamlanmasıyla kıyılardan kazanılacak arazinin satışının da önü açılmış olacak.
50 METREDEN 10 METREYE İNDİ
Mevcut Kıyı Kanunu’nda “Sahilde inşa edilecek yapılar kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabilir” hükmü bulunuyor. Bakanlığın hazırladığı taslaktaysa bu hüküm, “Sahil şeridindeki yapılar kıyı kenar çizgisinden kara yönünde en fazla 10 metrelik mesafede genel olarak deniz seviyesine göre 5 metre yükselen yerlerde veya dar kıyılarda kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabilir” şeklinde değiştiriliyor.

Leasing ve faktoringe yeni kanun-Sektörel Önemli Haber

Leasing ve faktoringe yeni kanun


23 Kasım 2012 Cuma 09:00

Faktoring ve finansman şirketleri ilk defa bir kanun sahibi olurken Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliği kurulacak.

Canan SAKARYA
ANKARA - Finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri, bankaların faktoring işlemleri, katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarının finansal kiralama işlemlerini düzenleyen Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliği Kanun Tasarısı Meclis'te kabul edildi.
Şirketlerin etkin gözetim ve denetimleri için gerekli yasal alt yapının oluşturulduğu kanunla şirketlerin işlemlerinden kaynaklanan alacaklarından doğmuş veya doğması beklenen zararlarını karşılamak amacıyla şirketlere karşılık ayırma zorunluluğu getiriliyor.
Şirketler faaliyet izni alabilmek için kanunda öngörülen asgari sermayelerinin yüzde 5'i tutarında sisteme giriş payı ödeyecekler. Operasyonel kiralama, alt kiralama, yazılımların kiralanması, sat-geri kiralama, yurtdışından Türkiye'ye yapılacak finansal kiralama işlemleri, süre, tescil gibi konularda uygulamanın önünü açacak düzenlemeler yapılmakta.
Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliği Kanunu ile finansal kiralama, faktoring ve tüketici finansmanı konusunda sağlam bir yasal zemin oluşturulduğunu kaydeden Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Bizim buradaki kanaatimiz açıkçası, şimdiye kadar pek de yakından izlenemeyen, kanuni altyapısı da KHK ile düzenlenen bir sektörü çok daha güçlü bir yasal çerçeveye kavuşturmak.
BDDK kredi kullananlar açısından önemli bir şikayet merci. Kredi kullananlar kredi verenlerden şikayetçi olursa haksızlığa uğradıklarını düşünürlerse bu konuda hep BDDK karar veriyor. BDDK tarafından, şu anda da çok sayıda bankamıza, finansal kuruluşlara cezalar kesilmiş durumda. Aslında bir bakıma piyasada tefecilik diye anılan ya da o şekilde algılanan işlemlerin yasal bir altyapıya kavuşması ve düzenlenmesini bu yasayla getiriyoruz. Burada güçlü ceza maddeleri var" diye konuştu.
Ödenmiş sermaye en az 20 milyon lira olacak
Kanuna göre, Türkiye'de bir vşirketin kurulmasına Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun (BDDK) en az 5 üyesinin aynı yöndeki oyuyla alınacak kararla izin verilebilecek. Türkiye'de kurulacak bir şirketin, anonim şirket şeklinde kurulması ve kurucu ortak sayısının beşten az olmaması, pay senetlerinin nakit karşılığı çıkarılması ve tamamının nama yazılı olması, ticaret unvanında, "Finansal
Kiralama Şirketi'', "Faktoring Şirketi'' veya "Finansman Şirketi'' ibarelerinden birinin bulunması gerekecek.
Şirketten ayrıca öngörülen faaliyet konularına ait iş planlarını, kuruluşun mali yapısı ile ilgili projeksiyonlarını, ilk 3 yıl için bütçe planını ve yapısal örgütlenmesini gösteren bir faaliyet programını ibraz etmesi istenecek. Şirketin nakden ve her türlü muvazaadan arınmış olarak ödenmiş sermayesi en az 20 milyon lira olacak.
Sadece bir gemi kiralamak için şirket kurulabilecek
Kanunla bütün ortakları Türkiye'de kurulu finansal kiralama şirketi olmak kaydıyla, kuruluş ve faaliyet izni almaksızın sadece bir gemi kiralamak üzere finansal kiralama şirketi kurulabilecek. Bu nitelikte kurulacak şirketler, kanunun sözleşmelere ilişkin hükümleri dışındaki maddelerine tabi olmayacak. Leasing sektörü tarafından istenen maddeyle şirketlerin deniz hukuku nedeniyle yaşadığı sıkıntılar bertaraf edilecek.
Sektörde faaliyet gösteren bir şirket bir gemiyi portföyüne dahil etmek istemiyorsa sadece o gemi için şirket açabilecek. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde tüzel kişiliği haiz ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan "Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliği'' kurulacak. Faktoring şirketleri ile bankalar, fatura bilgileri de dahil olmak üzere devir aldıkları alacaklarla ilgili bilgileri, risk merkezinde veya birliğin uygun göreceği bir şekilde toplulaştıracak.
Kanuna aykırı finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketi açanlara veya kredi verenlere, 3 bin liradan 10 bin liraya kadar idari para cezası uygulanacak. İzin almadan finansal kiralama, faktoring ve finansman faaliyetlerinde bulunanlara 6 aydan 2 yıla kadar hapis ve 1000 güne kadar adli para cezası verilecek. Ayrıca, bu suçun bir işyeri bünyesinde işlenmesi halinde, bu işyerlerinin 1 aydan 1 yıla kadar, tekrarı halinde ise sürekli olarak kapatılmasına karar verilebilecek.
Yurtdışında şube açmak için izin alınacak
Şirketin, yurt içinde veya yurt dışında şube açması izne tabi olacak. Şirket, her ne ad altında olursa olsun şube dışında teşkilatlanmaya gidemeyecek, acentelik veremeyecek. BDDK, şirketlerin denetimini yapacak. Kurum bütün bilgileri gizli dahi olsa istemeye yetkili olacak.
NAKDİ KREDİLERE SINIRLAMA
Şirketler, ana faaliyet konuları dışında faaliyetlerde bulunamayacak ve müşterileri ile yapacağı sözleşmeler çerçevesinde, yaptığı işlemin bir parçası olarak ek finansman sağlamak amacıyla toplamı ödenmiş sermayesinin yüzde 1'ini geçmeyecek şekilde kullandırılan nakdi krediler hariç nakdi kredi kullandıramayacak.
Şirket, toplam ödenmiş sermayesinin yüzde 20'sini geçmeyecek şekilde verilen garanti ve kefaletler hariç olmak üzere, garanti, kefalet ve teminat mektubu veremeyecek. Bu oranı yüzde 5'e kadar azaltmaya veya yüzde 25'e kadar çıkarmaya ya da şirket bazında farklılaştırmaya BDDK yetkili olacak. Şirketin birleşme, devir ve bölünmesi BDDK'dan izin alınmak kaydıyla yapılabilecek.
YURTDIŞINDAN YAPILACAK SÖZLEŞMELER
Yurtdışından yapılacak finansal kiralama sözleşmeleri, birlik tarafından tescil edilecek. Özel bir sicile kayıtlı olmayan taşınır mallara ilişkin sözleşmeler, birlik tarafından tutulacak özel sicile tescil edilecek.
Finansal kiralama konusu, malın mülkiyeti kiralayana ait olacak. Ancak taraflar sözleşmede, sözleşme süresi sonunda kiracının, malın mülkiyetini satın olma hakkına haiz olacağını kararlaştırabilecek. Kiralanan malın sigorta ettirilecek ve sigorta primleri kiracı tarafından ödenecek. Malın sözleşme süresi içinde hasardan, ödenen sigorta miktarının karşılanmayan kısmı ile sınırlı olmak üzere, kiracı sorumlu olacak.
1 YIL İÇİNDE FAALİYETE GEÇME ZORUNLULUĞU
Faaliyet izninin alınmasını takiben 1 yıl içinde faaliyete geçilmemesi, bir ay içerisinde üye olunmaması ve bu yükümlülüğün ilgili Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından yapılan uyarıdan itibaren 1 hafta içerisinde yerine getirilmemesi faaliyet izni iptal edilecek.
Gelişim hızlanacak
Faktoring Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Ataman, genç bir sektör olmalarına rağmen, 2011 yılında 71 milyar lira ciroya ulaşarak Türkiye ticaretinin yaklaşık yüzde 6'sına aracılık ettiğini belirterek, "Dünyada 70 ülke içinde 14., Avrupa'da ise 9. sırada yer aldı" dedi. Ataman, "Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun sektör için bir kaldıraç etkisi yaratacağına ve sektörün gelişim ivmesinin daha da artacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı.
Koşullar oluştu
Finansal Kiralama Derneği'nden (FİDER) konuya ilişkin yapılan açıklamada işlem hacminde önemli ölçüde artış beklendiği ifade edilerek bu gelişme sonucunda finansal kiralama sektörünün hedef kitlesini oluşturan küçük işletmelerin finansal kiralamadan daha geniş şekilde yararlanabilmelerinin koşulları oluşmuş olacağına dikkat çekildi.
FİDER yenilikleri ise kısaca şöyle sıraladı: Finansal kiralama şirketlerinin faaliyet kiralaması yapabilmeleri sağlandı. Satıp geri kiralama işlemleri yapılabilecek. Bilgisayar yazılımlarının çoğaltılmış nüshaları leasing'e konu olabilecek. Asli niteliğini koruyan her mal bağımsız olarak leasing'e konu edilebilecek.

20 Kasım 2012 Salı

Muhakkak Okunmalı-Ev Alırken Dikkat Haberi

Ev Alana İspanyada Oturma İzni-Haber ama Ne Haber

TIKLAYIN

Merhaba
Hürriyet Facebook deneyiminden yararlanmak için Facebook ile giriş yapın.

Hürriyet'i Takip Et

Hürriyet'i Takip Et!
Hürriyet Facebook
Hürriyet Twitter

Ev al, oturma izni verelim

Hürriyet Planet
20 Kasım 2012
Ev al, oturma izni verelim

İspanya hükümeti, ülkedeki inşaat sektörünün yaşadığı sıkıntıyı azaltmak için ilginç bir çare düşündü.

Amerikan Associated Press ajansının haberine göre, satın alınmayan emlak sayısının artması üzerine yetkililer, 200 bin dolar ve üzerinde mülk alacak yabancılara daimi oturma hakkı verilmesi planlanıyor. Ticaret Bakanlığı tarafından ilk kez sözü edilen tasarının önümüzdeki haftalarda kabul edilmesi bekleniyor.
Yeni uygulama ile özellikle Rus ve Çinli alıcılar hedefleniyor. İspanya’da şu an, 700 binden fazla satılmayı bekleyen emlak bulunuyor.
Başbakan Mariano Rajoy, planın henüz uygulamaya konmadığını, ancak emlak piyasasının canlanması için “bu evlerin satılması gerektiğini” söyledi.
Karar, Mortgage kredilerini ödeyemeyen binlerce kişinin evlerine bankaların el koymasının ardından geliyor.
İspanya hükümeti geçtiğimiz hafta bazı ev sahiplerinin mortgage kredi ödemelerini iki yıllığına erteleyen bir kararname çıkarmıştı.