25 Şubat 2013 Pazartesi

Emlak dünyasını karıştıran o ilçe...

Emlak dünyasını karıştıran o ilçe...


Esenyurt’ta yaşanan İmar Yönetmeliği belirsizliği bölgedeki emlak piyasasını da etkiledi. 2012 yılında Esenyurt’taki kiralık ve satılık dairelerin ilan sayılarında artış gözlenirken, fiyat artışı İstanbul ortalamasının çok altında kaldı.

Türkiye’nin en büyük e-ticaret platformlarından biri olan sahibinden.com verileri, İstanbul Esenyurt’ta yaşanan İmar Yönetmeliği sorununun emlak piyasasına yansımalarını gözler önüne serdi.

FİYATLAR DÜŞÜYOR

İstanbul’un yeni emlak merkezlerinden sayılabilecek Esenyurt’ta uzun süredir devam eden imar sorununun yarattığı belirsizlik ilçedeki emlak piyasasını olumsuz etkiledi. sahibinden.com verilerine göre, 2012 yılında Esenyurt’ta satılık emlak ilan sayısında bir önceki yıla oranla yüzde 22 oranında artış gözlemlenirken, fiyat artışı ise İstanbul ortalamasının oldukça altında yüzde 3 seviyesinde kaldı.

Kiralık emlak ilan sayısının ise yüzde 42 oranında yükseldiği Esenyurt’ta kiralık daire fiyatlarında değişiklik yaşanmadı.

Türkiye çapındaki bin 800'ün üzerinde konut ve ticari projeye tek tıkla ulaşmayı sağlayan Emlak projeleri portali sahibinden.com Projeler’in verilerine göre, geçtiğimiz sene yapımı devam eden proje sayısında İstanbul’da ilk sırada Esenyurt bulunuyordu. 75 projeye ev sahipliği yapan Esenyurt’ta proje sayısında imar sorunu nedeniyle bir artış gözlenmedi.

18 Şubat 2013 Pazartesi

Risk değerlendirme rehberi-çok önemli

İşverenler risk değerlendirmesine dikkat!

Patronlar bunları unutmayın!

İşverenler risk değerlendirmesine dikkat!


15 Ocak 2013 Salı, 06:03:09

Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
Habertürk'e facebook veya
twitter hesabınızdan hızlı bağlantı yapabileceğiniz gibi e-posta hesabınızla da yeni üyelik yapabilirsiniz.
İşverenler risk değerlendirmesine dikkat! Sonra Oku
ALİ TEZEL/HABERTÜRK

Dün Marmaris'te "İş Sağlığı ve Güvenliği" ile ilgili seminerdeydim, ama gördüm ki 6331 sayılı yasanın iş sağlığı ve güvenliği uzmanı ile işyeri hekimi çalıştırma zorunluluğu ve işyeri risk değerlendirmesi farklı anlaşılmış. Evet, uzman ve hekimleri çalıştırma zorunluluğu peyderpey yürürlüğe girecek, ama risk değerlendirmesi yürürlüğe girdi 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası yürürlüğe 1.1.2012 günü girdi. İşyerinde istihdam edilecek iş sağlığı ve güvenliği uzmanları ile işyeri hekimleri çalıştırma zorunluluğu ise işyerinde çalışan işçi sayılarına göre peyder pey yürürlüğe girecek.

HANGİ MADDE NE ZAMAN YÜRÜRLÜĞE GİRECEK?
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasının bir kısmı 1 Ocak 2013 günü yürürlüğe girdi ama sadece 50 ve daha çok işçi çalıştıran işyerlerinden tehlikeli ve çok tehlikeli sayılanlar için geçerli oldu... En son 2014 yılı Temmuz ayında da az tehlikeli bakkal-manav-market ve apartmanlara sıra gelecek.

İŞYERLERİ TEHLİKE OLARAK ÜÇE AYRILIYOR
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası, işyerlerini üçe ayırıyor: Az tehlikeli, tehlikeli ve çok tehlikeli. Ve bu sınıflandırmayla ilgili genelge 29 Aralık 2012 günlü Resmi Gazete'de yayınlandı, NACE kodlarına göre de sınıflandırıldı.

2013 OCAK AYINDA 50'DEN ÇOK İŞÇİSİ OLAN TEHLİKELİ İŞYERLERİNDE
Yasa ilk defa 1 Ocak 2013 günü sadece 50 veya daha çok işçi çalıştıran tehlikeli ve çok tehlikeli işyerleri için yürürlüğe girdi ve bu işyerleri zaten eski İş Sağlığı uygulamasında kapsamda olup işyeri hekimi ve iş sağlığı güvenliği uzmanı çalıştırmak zorundaydılar. Bu sebeple onlar için yeni bir şey yok.

2013 TEMMUZ AYINDA 50'DEN AZ İŞÇİSİ OLAN TEHLİKELİ İŞYERLERİNDE

Yasa 2013 yılı Temmuz ayında da 50 işçiden az çalıştıran, tehlikeli ve çok tehlikeli işyerleri için yürürlüğe girecek. Bu işyeri işverenleri, işyerlerinde ya tam zamanlı ya da kısmi zamanlı işyeri hekimi, iş sağlığı ve güvenliği uzmanı işe alacak veya ortak sağlık-güvenlik şirketlerinden fatura mukabili bu işi satın alacak. Ayrıca işverenin kendisine ait belgesi varsa kendisi, belgesi olan işçisi varsa bu işçisini de isterse bakanlığa uzman olarak bildirebilecek.

2014 TEMMUZ AYINDA HER YERDE UYGULANACAK

2014 yılı Temmuz ayında da, kamu işyerlerinin tümünde, özel sektördeki az tehlikeli tüm işyerlerinde devreye girecek. Yani, bakkal, manav, berber ve apartmanlarda yürürlüğe girmesine daha bir buçuk yıldan fazla süre var.

1-9 işçisi olanların durumu;
TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ OLANLAR
İşyerinde 9 veya daha az işçisi olanlardan "tehlikeli" ve "çok tehlikeli" sınıfta olanların iş sağlığı ve güvenliği ile işyeri hekimi veya diğer sağlık personeli ihtiyacını SGK (Sosyal Güvenlik Kurumu) illerde açacağı ihaleler sonrasında, ortak sağlık-güvenlik birimlerine (OSGB) ihale edecek ve bu işyerlerinin cebinden tek kuruş para çıkmayacak. İhaleyi alan OSGB, sanayi sitelerindeki tamirhane, tornacı, elektrik ustaları gibi işyerlerine yılda bir defa 1 saat iş sağlığı ve güvenliği uzmanı ile üç yılda bir defa işyeri hekimi gönderecek.

AZ TEHLİKELİ OLANLAR
İşyerinde 9 veya daha az işçisi olan "az tehlikeli" işyerlerinde yani bakkal-berber-manav-apartmanlarda 2014 yılı Temmuz ayında yasa yürürlüğe girecek ve bu işyeri işverenleri OSGB ile sözleşme imzalayacaklar ve yıllık maliyetleri de işçi başına 30 ile 100 lira arasında değişecek. OSGB'nin doktoru bu işyerlerine 3 yılda bir defa bir saat uğrayacak, OSGB'nin iş sağlığı ve güvenliği uzmanı da yılda bir defa 1 saat uğrayıp iş kazalarına karşı riskleri tespit edip bu risklerin ortadan kaldırılmasını isteyecek.

KANUNA TABİ BÜTÜN İŞYERLERİ RİSK DEĞERLENDİRMESİ YAPMAK ZORUNDA
Yasaya göre uzman ve işyeri hekimi ile diğer personeli istihdam etme zorunluluğu peyderpey yapılacak ama her işveren işyerinde iş kazasına yol açacak durumları belli eden ve tedbirleri içeren risk değerlendirmesini şimdi, yani 1.1.2012 gününden itibaren yapmak zorunda.

CEZASI ÇOK AĞIR
Yasaya göre 10'uncu maddesinin birinci fıkrasına göre risk değerlendirmesi yapmayan veya yaptırmayan işveren üç bin Türk Lirası, aykırılığın devam ettiği her ay için dört bin beş yüz Türk Lirası, dördüncü fıkrasında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen işverene bin beş yüz Türk Lirası cezaya çarptırılacak.
İlgili yönetmelik gereği risk değerlendirmesinde işveren ve işçilerle birlikte uzman ve hekim de olacak ama henüz uzman ve hekim çalıştırma zorunluluğu olmayan (gelmeyen) işverenler risk değerlendirmesini bu uzman ve hekim olmadan kendileri yapacak.

GEÇİCİ MADDE 1- 6'ncı madde uyarınca oluşturulacak risk değerlendirmesi ekibinde, mezkûr maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde sayılanların bulundurulma zorunluluğu kanunun 38'inci maddesinde belirtilen sürelere uygun olarak aranır. Yani uzman ve hekim bulundurma yürürlük tarihlerine göre... ama herkes risk değerlendirmesi yapmak zorunda...

11 Şubat 2013 Pazartesi

Ev sahiplerine kötü haber

Ev sahiplerine kötü haber




6,5 milyon konutun yıkılması için düğmeye basıldı...
11.02.2013 - 12:00

6,5 milyon konutun yıkılması için düğmeye basıldı...

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, kentsel dönüşümün öncelikli olarak nerelerde yürütüleceğini belirlemek için hazırlayacağı veri tabanıyla konutlara ilişkin afet riski haritası oluşturacak. Haritada hangi konutun ne kadar dayanıklı olduğu, deprem, sel ve heyelan gibi risklere maruz kalma ihtimali yer alacak ve her bir konut için bir afet puanı verilecek. Afet riski yüksek konut öncelikli olarak yıkılacak.

6.5 milyon konutun yıkılıp yeniden yapılacağı kentsel dönüşüm kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı öncelikli afet riskli altındaki alanları hazırlayacağı bir haritayla belirleyecek. Konuyla ilgili bilgi veren Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, belediyeler ve vatandaşın da bu haritayı göreceğini ve oturduğu bölgenin risk durumunu öğrenebileceğini ifade ederken, Türkiye’de ilk defa havalimanı ile sanayi tesislerine yakın olan konutların da afet riski kapsamına alınacağını söyledi. Bayraktar, “Türkiye genelindeki konutlar için afet riski haritası oluşturacak” dedi.

81 İL İÇİN BİR AFET RİSKİ HARİTASI OLUŞTURULACAK

Kentsel dönüşümü Türkiye’nin her yerinde aynı anda yürütülemeyeceğini, öncelik sırası gerektiğini belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

“Bu nedenle, 81 il için bir afet riski haritası oluşturacağız. Türkiye’deki konutların deprem riskinin ölçülmesi için Kandilli Rasathanesi ile protokol imzaladık. Kandilli Rasathanesi, mahalle ve il bazında konutların deprem riskinin ölçülmesi için bir sistem hazırlayacak. Türkiye’de her yerde deprem oluyor, ancak hangi binalar daha fazla risk altında. Bazı illerde deprem riski fazla olmasına rağmen binalar dayanıklı oluyor. Deprem haritasında, biz fay hatlarına değil, konutların dayanıklılık durumlarına bakacağız. Bu haritada, her ilin deprem riski ile binaların dayanıklılık durumlarına birer not verilecek. Böylece, Tüm Türkiye'deki konutların deprem puanı çıkacak. Bu işi belediyeler ve valiliklerle birlikte yapacağız.”

UÇAK DÜŞMESİ DE AFET RİSKİ

Bakan Bayraktar, binaların deprem riski yanında, sel, heyelan, çığ gibi tüm afet riskleri yer alacağını söyleyerek, “Bir bina havalimanı yakınındaysa, üstüne uçak düşme riski vardır. Ya da daha geçen gün sanayi tesisi yandı. Sanayi tesisinin yakınındaki konutlar da riske girdi. Bu da bir afettir. Bu yapıları da afet riski kapsamına alacağız. Deprem haritası gibi afet haritası çıkarılacak. Böylece her bir binanın, bileşik bir afet puanı olacak. Deprem puanı yanında, sel puanı, çığ puanı, gökten uçak düşme puanı hesaplanıp, ağırlıklı ortalaması alınacak. Böylece büyük bir Türkiye haritası oluşturulacak” dedi.

Yapılacak çalışmayla, Türkiye’nin afet olarak en tehlikeli ili, en tehlikeli mahallesi şu bölgedir denileceğini anlatan Bayraktar, “Havalimanı yakınındakilere ona göre, sanayi yakınındakilere ona göre puanlar vereceğiz. Böylece, ülkedeki tehlike türleri belirlenmiş olacak” dedi. Tehlike haritalarının çıkarılacağına işaret eden Bakan Bayraktar, “Tüm veriler birleştirilerek ortak bir veri tabanı oluşturulacak. Buna da Bütünleşik Afet Haritası diyeceğiz. Bu proje, önümüzdeki yıl tamamlanacak. Vatandaş neyle karşılaşacağını bilecek. Yaşadığım yer en riskli seviyedeki puanı almış diyecek. Böylece vatandaşın da kentsel dönüşüm bilinci artacak. Haritamız kamuoyuna açık olacak” ifadelerini kullandı.

10 Şubat 2013 Pazar

My Prestij için kısmi yıkım kararı

My Prestij için kısmi yıkım kararı

11/02/2013
Yazı Boyutu
My Prestij için kısmi yıkım kararı
Ağaoğlu’nun My Prestige konutlarının bazı bölümlerine ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri’nin yıkım ve para cezası kararı verdiği ortaya çıktı. MHP’li Ali Torlak’ın yazılı soru önergesi üzerine eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in verdiği yanıta göre My Prestige konutlarında şikâyet üzerine yapılan incelemede ruhsat ve eklere aykırı imalatlar tespit edildi. Belediye encümeninin 2011 tarihli kararları gereği yıkım kararı ve para cezası kararı verildi. Mahallinde sonradan yapılan incelemelerde yapılarda ruhsat ve eklere aykırı yapılmış imalatların düzeltildiği, kusurların giderildiği ancak binanın içinde kullanım alanının büyütüldüğü belirlendi. Şahin, “İBB’nin 2011 tarihli yazısına istinaden binanın mahallinde yeniden yapılan incelemede binanın zemin katında bulunan dükkânların birleştirildiği, ortak alanlara taşma olduğu, yeniden kısmi asma kat yapıldığı, bodrum kattaki dükkânların otopark bölümünü de kullanarak kullanım alanlarının büyütüldüğü tespit edilmiştir” dedi. Şahin, “24.1.2012 tarihinde yeniden yıkım yapılmak üzere bina mahalline gidildiği ancak söz konusu işletmelerin işgalli olması nedeniyle yıkımın gerçekleştirilemediği, ayrıca ilgililerin 26.1.2012 tarihinde İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’ne başvurdukları ancak tadilat projeleri onayının yapılmadığı yapının yıkımı ile ilgili yasal işlemlerin devam ettiği anlaşılmıştır” diye ekledi.

Kentsel iyileştirme böyle olur-Analiz Haber

Kentsel iyileştirme böyle olur

11/02/2013
Yazı Boyutu
Belediye bütçesini halk belirliyor, en çok hizmet gecekondulara götürülüyor. Mimar Cruz, "Kentsel iyileştirme için Güney Amerika'ya bakın" diyor.
Kentsel iyileştirme böyle olur
California San Diego Üniversitesi’nde şehircilik dersleri veren Mimar Teddy Cruz, Meksika ve Amerika’nın sınır bölgesindeki araştırmalarıyla tanınıyor. 13. İstanbul Bienali’nin ‘Şehri Kamusallaştırmak’ etkinliği için İstanbul’a gelen Cruz’la Güney Amerika’da 70’lerde başlayan ‘halk için belediyecilik’ anlayışını, şeffaf, katılımcı ve kamu yararını gözeten bir ‘kentsel iyileştirme’nin nasıl mümkün olabileceğini konuştuk.
Cruz’a göre dünyanın birçok yerinde devletler otokratikleştikçe kamuyu temsil etmekten uzaklaşıyor. Türkiye’deki kentsel dönüşüm uygulamalarının ‘hormonlu’ versiyonlarını Asya’da gördüğünü anlatan Cruz, “Çin’de merkezi, totaliter yönetim, insanları topluca yerinden edip arsalarını inşaat firmalarına teslim ediyor. Bütün kaynaklar özelleştiriliyor. Zaten neoliberal düzen kentlerde kendisini bu şekilde gösteriyor” diyor.

‘Kamu yararı’ nedir?
‘Halk için’ ve ‘kamu yararı’ kavramlarını sorgulamamız gerektiğini söyleyen Cruz, 1955’te Amerika’da halk otobüsünde yerini beyaz bir adama vermeyi reddettiği için tutuklanan Rosa Parks’ı anımsatıyor: “O otobüs de güya ‘kamuya açıktı’, ama aslında siyahlara kapalıydı. Bu otobüsü gerçek anlamda kamusallaştıran Parks oldu.”
Cruz’a İstanbul’daki kentsel dönüşümü anlatıyorum. Cruz, “Bu gibi kamu-özel sektör işbirliklerinden tek kârlı çıkan inşaat firmaları oluyorsa ciddi bir sorun var. Kamu yararı belediyelerin ceplerini doldurması demek değildir, o bölgede yaşayan insanların ihtiyaçlarının karşılanması, yaşam koşullarının iyileştirilmesidir. Ayrıca burada esas sorun belediyelerin bütçelerini göremiyor oluşumuz” diyor.
Cruz, Brezilya’nın Porto Allegre şehrinde 90’lardan beri belediyenin bütçesinin halk katılımıyla oluşturulduğunu anlatıyor:
“Bu belediyecilik, Brezilya’da 70’lerde başladı. Bogota’da eski filozof Antanas Mockus’un belediye başkanlığı sırasında, sürekli kaza olan bir yolda pandomim oyuncularıyla vatandaşlara trafik ışıkları öğretildi. Kolombiya’nın ikinci büyük kenti Medellin’de Sergio Fajardo’nun 2004’te başlattığı dönüşüm de güzel bir örnek. Öncelikle Medellin’in dik yamaçlarına yayılmış gecekondulara ulaşımı kolaylaştırmak için teleferik yapıldı. Etrafı parklarla çevrili birçok kütüphane açıldı, okullar renove edildi. Belediye binası bir think-tank veya laboratuvar gibi işlemeye başladı. Şehrin en yaratıcı beyinleri, sanatçıları, akademisyenleri, aktivistleri, mahalle temsilcileri, sosyal hizmet uzmanları buradan çıkmaz oldu. Halkın ihtiyaçları derinlemesine anlaşıldıktan sonra yapılan, nokta atışı projelerle şiddet ve suç oranları çok azaldı. Bir mimarlık firmasının masabaşında hazırladığı ‘dönüşüm projesi’ sizce bunları başarabilir miydi?”
Metrekare başına sosyal etkileşim ne kadar?
20 yaşında Guate-mala’dan ABD’ye gelen Cruz, tepeden inme dev projeler yerine halkın katılımıyla belirlenmiş küçük ölçekli projelere inanıyor. Halen California sınırındaki San Ysidro’da yerel bir STK’yla sosyal konut tasarlıyor. Burada ‘yoğunluk’ metrekare başına sosyal etkileşimle ölçülüyor. Komün mutfaktan tiyatroya her metrekare kullanıcılar için özel tasarlanmış.

7 Şubat 2013 Perşembe

Konut alacaklara uyarı-Çok Önemli Haber

Konut alacaklara uyarı

Tüketici Hukuku Enstitüsü Genel Başkanı Tokbaş ev almak isteyen vatandaşları uyardı.


Konut alacaklara uyarı
Tüketici Hukuku Enstitüsü Genel Başkanı Hakan Tokbaş, maketten konut satışlarında tüketicilerin, mağduriyetle karşılaşmamaları için firma ismi ne kadar büyük olursa olsun banka teminat mektubu ya da satış sigortası araması gerektiğini bildirdi.

Hakan Tokbaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, proje aşamasındayken yapılan konut satışlarının Türkiye'de büyük yaygınlık kazandığını belirtti.

Fiyat avantajı sağlayan bu satışlardan tüketicilerin mağdur olabileceğine dikkati çeken Tokbaş, ''Firma ismi ne kadar büyük olursa olsun, banka teminat mektubu ya da satış sigortasını mutlaka arayın'' dedi.

''Yasa var ama uygulanmıyor''
İnşaatı tamamlanmamış ve maketten beğendirilerek yapılan gayrimenkul satışlarının, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 7. maddesinde belirtilen ''kampanyalı satışlar''a tabi olduğunu belirten Tokbaş, şöyle devam etti: ''Kampanyalı Satışlara İlişkin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 8. maddesinde de açıkça 'Satıcı veya sağlayıcı mal veya hizmeti teslim veya ifa edeceği tarihe kadar olan tüketicinin toplam ödemelerinin karşılığını sigorta ettirmek veya banka teminat mektubu vermek zorundadır' denilmektedir. Aynı yönetmeliğin 10. maddesine göre de konutlar için yapılan kampanyalı satışlarda, satıcıların bakanlığa müracaat ederek 'kampanyalı satış izin belgesi' alması zorunluluğu getirilmiştir.

Tüketicileri mağdur etmemek için yasa var ama uygulanmıyor. Büyük reklam kampanyalarıyla satış yapan firmalar dahi sigorta veya banka teminat şartını yerine getirmemektedir.''
Denetim yetkisinin Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nda olduğunu belirten Tokbaş, ''Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, 'kampanyalı satış izin belgesi' olmadığı halde maketten satış yapan firmaları denetlemeli. Avantajlardan yararlanmak adına maketten beğendiği evi alan binlerce aile mağdur olacak'' ifadelerini kullandı.

Mağdur ne yapmalı?
Hakan Tokbaş, maketten konut satışı yapan firmalarca mağdur edilen tüketicilerin, firma ve kredi kullanmışsa banka aleyhine dava açabileceklerini belirtti.

Tokbaş, ''denetim yükümlülüğünü yerine getirmediği için'' devletin de sorumlu olduğunu savunarak, tüketicilerin bu konuda İdare Mahkemesi'ne dava açabileceklerini sözlerine ekledi. AA

Kentsel dönüşüm ile ilgili önemli haber

Fi-Life'da 'büyük yıkım' başladı

Fi-Life'da 'büyük yıkım' başladı

Esenyurt'ta imar krizi nedeniyle zor günler yaşayan Fi Yapı'nın Fi-Life projesinde yıkım başladı


Fi-Life'da 'büyük yıkım' başladı
Esenyurt'ta süren ruhsat sorunu Fi-Yapı'yı derinden sarstı. Sabah'ın haberine göre, gayrimenkul sektöründe yaşanan büyümeye paralel olarak son yıllarda önemli bir çıkış yapan Fi Yapı, sıkıntılı günler geçirmeye devam ediyor.
Şirketin patronu Fikret İnan, Esenyurt Belediyesi'nin verdiği imar durumuna göre ruhsat çıkaramadığı Fi-Life projesinde yıkıma başladı. Piyasaya göre daha ucuz lansman fiyatlarıyla dikkat çeken ve bu sayede kısa sürede satış patlaması yaşayan şirketin bin 48 konutluk projesinde, yıkım işlemlerinin 15 günde tamamlanması planlanıyor.

468 DAİREYE DÜŞECEK
Fi Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Fikret İnan, yaşanan süreçle ilgili şu bilgileri verdi: "11 bin metrekarelik araziyi Esenyurt Belediyesi'nden ihaleyle aldık. İhale şartlarına ve imar planlarına göre projede, bin 48 daire ve 12 bin metrekare ticari alan bulunacaktı. Dairelerin tamamına yakınını sattık. Ancak Esenyurt Belediyesi planların İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından iptal edildiği gerekçesiyle projeyi durdurdu. Daire sayısı 468'e, 12 bin metrekare olan ticari alan ise 4 bine düşürüldü."
MÜŞTERİLERİMİZİ MAĞDUR ETMEDİK
İnan,projelerin durdurulmasının ardından daire sahiplerinin mağduriyetlerini gidermek için müşterilerine paralarını yüzde 10 fazlasıyla geri ödediklerini söylüyor. İnan, "Projenin devam etmesinin mümkün olmadığını anladıktan sonra da 15 Mayıs 2012'de tüm müşterilerimizin sözleşmelerini noter kanalıyla fesh ettik. Daire sahiplerinin yüzde 60'ının parasını iade ettik" diyor.


6 Şubat 2013 Çarşamba

Dönüşümle 26 milyar dolar tasarruf fırsatı

Dönüşümle 26 milyar dolar tasarruf fırsatı


06 Şubat 2013 Çarşamba 11:23

Son Güncelleme: 11:45

Türkiye'de kentsel dönüşüm kapsamında yenilenmesi planlanan yaklaşık 7 milyon konutun sadece yüzde 2-3'ü yeşil bina olarak tasarlansa dahi 2023'e kadar ülke ekonomisinde 470 milyon dolar tasarruf sağlanacak.


ANKARA - Türkiye'de kentsel dönüşüm kapsamında yenilenmesi planlanan yaklaşık 7 milyon konutun sadece yüzde 2-3'ü yeşil bina olarak tasarlansa dahi 2023'e kadar ülke ekonomisinde 470 milyon dolar tasarruf sağlanacak. 7 milyon konutun tamamının yeşil bina olması durumunda ise enerji ve su tasarruf miktarı 26 milyar dolara ulaşacak.
Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği Başkanı Haluk Sur, Türkiye'de 19 milyona yaklaşan konut stoğunun yüzde 48'inin 35 yaşın üzerinde olduğunu söyledi.
Ülkenin yıpranmış konut stoğu ve deprem gerçeği nedeniyle büyük çaplı bir kentsel dönüşüm programıyla karşı karşıya olduğunu belirten Sur, bu süreçte yeşil binalara yönelmenin büyük önem taşıdığını ifade etti.
Yeşil binaların enerji tasarrufu sağlamasının yanı sıra sera etkisi oluşturan yansımaları ve karbondioksit salınımını azaltmasıyla çevreye önemli katkıları bulunduğunu anlatan Sur, şöyle konuştu:
"Kentsel dönüşüm kapsamında yenilenmesi planlanan yaklaşık 7 milyon konutun yüzde 2-3'ü dahi yeşil bina olarak tasarlanırsa 2023'e kadar ülke ekonomisinde 470 milyon dolar, 7 milyon konutun tamamı yeşil bina olursa 26 milyar dolarlık enerji ve su tasarrufu sağlanacak. Binaları yeşil sertifika alabilecek şekilde yapmak için maliyet biraz artsa da projenin sonraki yıllarda sağladığı tasarruf değeri çok daha yüksek. 7 milyon konuttan elde edilecek yaklaşık 26 milyar dolar, 100 megavatlık 250 elektrik santraline bedel. Yatırım ve maliyet açısından bakıldığında da yeşil konutlara yapılan yatırımlar, uzun vadede yatırımcıya geri döner."
2. Uluslararası Yeşil Binalar Zirvesi
Sur, dünya genelinde yeşil binaların gittikçe önem kazandığını ifade ederek, yeşil bina yapımının veya var olan binaların yeşile döndürülmesinin ülke ekonomisinin yanı sıra ekolojik hayata da büyük getirileri olacağını belirtti.
Dernek olarak Türkiye'de binaların çevresel etkileri konusunda farkındalık oluşturmayı, bilgi ve bilinç düzeyini yükseltmeyi ve yeşil binaların gerekliliği konusunu ülkenin gündemine taşımayı hedeflediklerini kaydeden Sur, bu amaçla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın himayelerinde Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'nın (TOKİ) destekleriyle 18-19 Şubat tarihlerinde İstanbul'da "yeşil dönüşüm" temasıyla "2. Uluslararası Yeşil Binalar Zirvesi"ni düzenleyeceklerini sözlerine ekledi.

Havalimanının varlığı da yokluğu da Yeşilköy'e yarıyor

Havalimanının varlığı da yokluğu da Yeşilköy'e yarıyor

Atatürk Havalimanı’nın ileride yeşil alan olarak değerlendirilmesinin de yapılaşmaya açılması olasılığının da Yeşilköy’deki gayri menkul fiyatlarını olumlu etkileyebileceği belirtiliyor.


Havalimanının varlığı da yokluğu da Yeşilköy'e yarıyor
AA-Elif Ferhan Durmuş
İstanbul Emlak Komisyoncuları ve Danışmanları Odası 2. Başkanı Nizameddin Aşa, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan katıldığı bir televizyon programında, ”3. havalimanının yapılmasının ardından Atatürk Havalimanı’nın ileride devreden çıkabileceğini, sadece küçük jetlerin inebileceği bir yer olacağını ve geri kalan alanın yeşil alan olarak değerlendirilebileceği” açıklamalarına ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Aşa, havalimanı olan bölgelerde ”Mania kriterleri” denilen yapılaşma bakımından bazı kısıtlamaların olduğunu anımsattı. Atatürk Havalimanı’nın bulunduğu bölge tipine bakıldığında 2 ya da 3 katlı binaların yer aldığını hatırlatan Aşa, ”Atatürk Havalimanı’nın kalkması durumunda imar planında daha yüksek bina ya da yoğun yapılaşma gibi bir değişiklik olursa, fiyatlar otomatik olarak yükselir” dedi.

Ataköy, Yeşilköy, Florya gibi bölgelerin oldukça değerli olduğunu ifade eden Aşa, ”O alan yeşil alan ilan edilip, imar planında bir değişiklik olmazsa, çok fazla fiyat değişikliği olacağını düşünmüyorum. Ama elit bir alan haline gelebilir. Havalimanı trafiği, uçakların iniş-çıkışlarındaki ses gibi olumsuzluklar kalkacağı için yine de o bölgede iyileşme görülebilir” diye konuştu.

Bölgeye Atatürk Havalimanı yapıldığında Yeşilköy’ün, İstanbul’un uzak bir bölgesi olduğunu anımsatan Aşa, bölgenin havaalanı etkisiyle geliştiğini belirtti.

Aşa, Atatürk Havalimanının taşınması sonrasına ilişkin ise, ”O bölgenin yapısı değişiklik gösterecek, sosyal ve imar yönünden değişiklik yaşanacak. Ama zaten havalimanının bulunduğu Ataköy ve Yeşilköy bölgesi kıymetli bir bölge ve kıymeti havalimanına bağlı değil. Hatta havalimanının olumsuz etkilerinin kalkmasıyla eskiden olduğu gibi elit yerleşim alanı olarak kalacağını düşünüyorum” yorumunu yaptı.

"(3. Havalimanı) imara açık bölgelerde büyük gelişme yaşanabilir"
Başbakan Erdoğan’ın, yeni kentleşme söylemlerinde İstanbul’un kuzeyine işaret ettiğini vurgulayan Aşa, ”Yeni havalimanının yapılacağı yerde bir handikap mevcut ki, o alanda su havzaları, sit alanları, orman arazileri bulunuyor. Çok da imara açılacak bir bölge yok ama ona yakın lokasyonlarda imara açılacak bölgelerde iyi gelişmeler bekliyoruz. Havalimanına gidecek bağlantı yolları ve güzergahlar önem taşıyor. Yol güzergahları belli olduktan sonra imara açık olacak bölgelerde oldukça büyük gelişmeler yaşanabilir” ifadelerini kullandı.

"Havalimanının yapılacağı bölge kentleşmeden etkilenecek"
Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Semra Ocak da, 3. havalimanının yapıldığı yerin yüzde 80’den fazlasının ormanlık alan olduğuna dikkati çekerek, havalimanının yapıldığı bölgenin de kentleşmeden etkileneceğini kaydetti.

İstanbul’un nadir kalan ormanlık alanlarının yeni havalimanıyla birlikte yok olabileceğini ileri süren Ocak, ”İstanbul’un son kalan ormanlık alanlarının yok edildiği bir noktada, Atatürk Havalimanı’nın üzerine gökdelenlerin dikilmeyeceği öngörüsünde maalesef bulunamıyoruz. Temennimiz elbette ki bu yönde ama kentleşme çizgisi bunu göstermiyor” görüşünü dile getirdi.
HAVALİMANININ YERİNE BÖLGE PARK PROJESİ
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş; Başbakan Erdoğan’ın yapılacak 3. havalimanı sonrası Atatürk Havalimanı’nın yeşil alan olarak kullanılması yönündeki açıklamalarıyla ilgili şunları söyledi:
“Benim şahsen gönlümden geçen belediye başkanı ve mimar olarak Atatürk Havalimanının kente bir bölge parkı haline gelmesi ve kentin aktif olarak kullanabileceği hale getirilmesi. Sayın başbakan açıkça ifade ettiler. Planlama sürecinde İBB olarak her türlü sorumluluğu yerine getireceğiz.”

Buralarda oturuyorsanız dikkat!

Buralarda oturuyorsanız dikkat!




Bu ilçeler 'kritik bölge' ilan edildi
06.02.2013 - 11:36

Bu ilçeler 'kritik bölge' ilan edildi

Ankara, İstanbul ve Kahramanmaraş'ta bazı yerlerin riskli alan ilan edilmesine dair kararlar Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın talebi ve Bakanlar Kurulu kararıyla, Kahramanmaraş’ın Merkez ilçesinde, Gayberli, Hacı Bayram Veli ve Malikejder mahalleleri sınırları içerisinde bulunan bazı alanlar; Ankara’nın Çankaya ilçesinde, Akpınar Mahallesi sınırları içerisinde bulunan bazı alanlar; İstanbul’un Sultangazi İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi sınırları içerisinde ve Küçükçekmece ilçesi, Kanarya Mahallesi sınırları içerisinde bulunan bazı alanlar riskli alan ilan edildi. Bu alanlara ait sınır ve koordinat bilgileri de Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yer aldı. (ANKA)

Ev sahipleri dikkat! Maliye harekete geçti

Ev sahipleri dikkat! Maliye harekete geçti




Gelir vergisi dönemi yaklaştı...
06.02.2013 - 11:47

Gelir vergisi dönemi yaklaştı...

Kira geliri olan 1 milyonu aşkın ev sahibine mektup gidecek, ‘Vergini öde, yoksa cezası ağır’ denilecek.

Maliye Bakanlığı, 2013 yılında vergi gelirlerini artırmak amacıyla, kira gelirini gizleyen veya eksik beyan edenlerin peşine düşecek. Bakanlık, kira geliri olan 1 milyon 50 bin ev sahibine mektup göndererek, ‘Vergini öde’ diyecek. Ev sahiplerinin kira gelirlerini doğru beyan etmeleri için SMS gönderimi de yapılacak. Mükellefler gazete ilanlarıyla da uyarılacak. Kira geliri elde edenler, 25 Mart’a kadar beyanda bulunmazlar veya eksik beyanda bulunurlarsa ağır cezalarla karşılaşacak. Kira geliri vergisinin ilk taksit ödemesinin son günü olan 1 Nisan tarihine kadar parayı yatırmayanlara da cezai yaptırımlar uygulanacak.

GÜNLÜK FAİZ İŞLİYOR

Mektupta, Maliye’nin teknolojik altyapısının güçlendiğine dikkat çekilerek, kira gelirinin doğru beyan edilmemesi halinde ödenecek ceza miktarlarına değinilecek. Beyanda bulunmayanların banka veya tapudan alınan bilgilerle tespit edilmesinin kolay olduğuna dikkat çekilecek. Ev sahibi kira geliri elde ettiği halde beyanname vermezse 3 bin liralık istisna tutarından yararlanamıyor. Ayrıca beyannamesini verene kadar günlük faiz uygulanıyor. Tespit edilmesi halinde beyanname vermeyenlerden geriye dönük 5 yıllık vergi borcu da faiziyle birlikte tahsil ediliyor.

GEÇEN YIL 895 BİN BEYANNAME DOLDURULDU

Geçen yıl Önceden Hazırlanmış Kira Beyanname Sistemi ile 894 bin 991 Gayrimenkul Sermaye İradı (GMSİ) beyannamesi doldurulmuştu. Bu yıl yeni eklenecek 155 bin ev sahibi ile toplam 1 milyon 50 bin kira geliri elde eden mükellefe mektup gönderilecek. Lisanslı Emlak Müşavirleri Derneği Başkanı Karabet Hemengül, ilk kez geçen yıl uygulanan, sistemin çok başarılı olduğunu belirtti. Hemengül, “Vergi toplama yönünde çok doğru bir adım atıldı. Bu yıl da aynı başarının yakanlanmasını bekliyoruz” şeklinde konuştu. (Takvim/Özlem Kamer Tercanlı)

İstanbul tapuda 55 şehri solladı

İstanbul tapuda 55 şehri solladı



6 Şubat 2013



İstanbul zirveyi bırakmıyor

Türkiye’de geçen yıl toplam 6 milyon 190 bin tapu işlemi yapıldı.



Bu işlemler sonucu Hazine’ye 4 milyar 637 milyon lira para aktarıldı. 793 bin işlemle en çok tapu işleminin yapıldığı il İstanbul olurken, elde edilen gelir 1 milyar 628 bin liraya ulaştı. Tapudaki işlemlerin yüzde 30.9 satış işlemi oldu
Bütçenin 7 katı
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın verilerine göre, konut ve arsa el değiştirme oranlarında zirveye İstanbul oturdu. Bu şehirde toplam 607 bin 171 taşınmaz el değiştirirken, İstanbul’u 387 bin 974 taşınmazla Ankara, 212 bin 968 daire ve arsa sayısıyla da İzmir izledi. Sadece İstanbul’da geçen yıl daireleri gösteren bağımsız bölüm satış sayısı ise 360 bini buldu. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’ne 2012 yılında genel bütçeden aktarılan para 677 milyona ulaşırken, harç gelirleri tek başına kurum bütçesinin yaklaşık 7 katına çıktı.
En çok satış Marmara’da
MARMARA’da elde edilen harç miktarı 2 milyar 197 milyon lirayla Türkiye genelinin yüzde 47.38’ini oluşturdu. İl bazında ise 793 bin işlem sayısı ile İstanbul birinciliği aldı. Yapılan işlemler sonrasında elde edilen harç 1 milyar 628 bin 137 liraya ulaştı. İstanbul’u 491 milyon harçla Ankara, 283 milyon İzmir, 196 milyon Antalya, 171 milyonla Bursa, 102 milyonla Konya, 89 milyonla Adana, 57 milyonla Trabzon takip etti. Yapılan işlem ve harç miktarı en düşük şehirler ise Gümüşhane, Bingöl, Hakkari, Ardahan ve Bayburt oldu.