29 Ağustos 2012 Çarşamba

3. Havalimanı Göktürk Arnavutköy Kavşağına Yapılıyor-Haber

3. Havalimanı Arnavutköy'e Yapılıyor

06 Haziran 2012 Çarşamba 11:57
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 2023 projelerinden İstanbul'a 3. havalimanının ayrıntıları ortaya çıktı. Büyükşehir Belediyesi'nin beş aylık çalışmalarının sonucunda havalimanının Karadeniz sahiline kurulmasına karar verildi.
İlk etapta 100 milyon yolcu kapasiteli düşünülen havalimanı Başbakan'ın talimatıyla 120 milyona çıkarıldı. Arnavutköy-Göktürk-Çatalca yollarının birleştiği kavşaktaki 3.500 hektarlık bölgeye yapılacak havaalanının 6 pisti bulunacak. Dış dokusu Edirne'deki Selimiye Camii'nin İslam-Osmanlı motifinden esinlenerek yapılacak havalimanının, 3. köprü ile aynı sürede bitirilmesi hedefleniyor.

Yeni havalimanı; terminal binası, pistler, aktarma istasyonu, tamir tesisleri ve hangarlar ile hava taşımacılık tesislerinin bulunduğu 5 önemli tesisten oluşacak. 350 m x 1500 m'lik bir kullanım alanıyla asmakatı da olan 6 katlı bir binadan oluşacak havalimanı, 3. Köprü ve Kuzey Marmara Otoyolu ile entegre olacak. Yap-işlet-devret modeli ile yapımı planlanan havalimanı ihalesine 2013 yılı bitmeden çıkılacak. Yapımında 100 bin kişilik istihdam oluşturacak havalimanı, ayırt edici şekli ile uzaydan görülebilecek.Yeni havalimanı alt-üst yapı, ulaşımı, yolcu ve yük kapasitesi ile birlikte dünyadaki en modern ve büyük havaalanlarından biri olacak. Böyle büyük bir havaalanı kurmanın arkasında yatan en önemli etken İstanbul'un uluslararası havacılık piyasasındaki rolünü ileriye taşımak ve Ortadoğu, Avrupa ve Kuzey Afrika için bölgesel merkez haline getirmek.

İstanbul'da halen Yeşilköy'deki Atatürk ve Kurtköy'deki Sabiha Gökçen olmak üzere 2 havalimanı bulunuyor. Yıllık yolcu kapasiteleri 2011 yılı itibarıyla Atatürk Havalimanı 37 milyon ve Sabiha Gökçen Havalimanı 13 milyon olmak üzere toplam 50 milyon kişi. Atatürk Havalimanı kapasitesinin üzerinde, Sabiha Gökçen ise mevcut kapasitesinin altında hizmet veriyor. Atatürk Havalimanı'nın kapasitesini aşması ve artık ihtiyaca cevap verememesi sebebiyle yeni bir havalimanı yapımı planlanıyor.

İstanbul'a kurulması planlanan 2 yeni şehir ve 3. havalimanı için 1 Temmuz-12 Kasım 2011 tarihleri arasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Kadir Topbaş, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mevlüt Vural ve İstanbul Metropolitan Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi (İMP) Direktörü, Başkan Danışmanı İbrahim Baz yönetiminde, BİMTAŞ işbirliği ve finansal desteği ile bir çalışma ekibi kuruldu. Kent planlama, kentsel tasarım, mimarlık, peyzaj mimarlığı, coğrafya, jeoloji, sosyal bilimler ve bilgisayar destekli tasarım (animasyon) disiplinlerinden oluşan bu ekip, Kent Plancısı ve Mimar Urban Green Global Yöneticisi Sidney Rasekh (AIA) başkanlığında, Proje Genel Koordinatörü Doç. Dr. Gürcan Büyüksalih ve Mimari Koordinatörü Dr. Gülhan Benli yardımcılığında çalıştı. Çalışmalar sonucunda İstanbul'da yapılması düşünülen havalimanının yeri ve özellikleri belirlendi. Arnavutköy sınırları içerisinde bulunan Tayakadın'da yapılması planlanan yeni havaalanının bu bölgede inşasında en önemli etken 3. köprü ve Kuzey Marmara Otoyolu. Bölgedeki en önemli ulaşım kararı, 3. köprü ile bağlantılı olması düşünülen bağlantı yolu. Bu otoyol, proje alanının güneyinden geçiyor. Ayrıca proje alanı içerisinde, bu yol ile bağlantılı olması düşünülen bir otoyol kavşağı bulunuyor. Kuzey Marmara Otoyolu olarak adlandırılan bu yol, İstanbul'un batı sınırında bulunan Kınalı mevkiinde TEM Otoyolu kavşağında başlıyor. Kömür ocakları mevkiinden devam ederek İstanbul boğazını bir asma köprüyle geçiyor. Daha sonra Paşaköy Mevkii'nden geçerek, Gebze civarında İzmir otoyolu ayrımına ulaşıyor. Garipçe ve Poyrazköy, Boğaz çevresinde 3. köprünün ana bağlantı noktaları. Havalimanı maksimum bir milyon nüfuslu yeni bir öneri kentle çevrelenecek.

YENİ HAVALİMANINDA NELER OLACAK?

5 km x 7 km boyutunda toplam 3 bin 500 hektarlık alanda kurulacak.

Havalimanıyla bağlantılı 1.100 hektarlık ileri teknoloji endüstri ve ticaret alanı bulunacak.

Uçuş yolları sesi en aza indirgeyecek şekilde konumlanacak.

Terminal binası yeşil bina olarak tasarlandı.

Cam zarf kullanımı, terminal binasının ortasında maksimum gün ışığı girişi sağlayarak yapay aydınlatma ihtiyacını azaltıyor.

Terminal binası elektrik kullanımını en aza indirgemek üzere maksimum derecede kullanan 'akıllı bina' olacak.

Elektrik ve ısıtma ihtiyaçları, havalimanının ürettiği çöplerin çoğu kullanılarak merkezi ısıtma ve güç üretim birimiyle karşılanacak.

Havalimanının 5 önemli tesisi bulunacak; terminal binası, pistler, aktarma istasyonu, tamir tesisleri ve hangarlar ile hava taşımacılık tesisleri.

350 m x 1.500 m'lik bir kullanım alanıyla asmakatı da olan 6 katlı bir bina, düşük seviyede varış ve ikinci bir seviye de havalanma seviyesi olmak üzere toplam 4 terminal, yetkililer ve yönetimin kullanımı için asmakat bulunacak.

Büyük bir alışveriş tesisi, üst 3 katta 5 yıldızlı oteller, ticari ofis binaları, ticari fuar alanı bulunacak.

Uluslararası finans ve ticari işlemler için 'özel ekonomik bölge' kurulacak.

Rüzgarın hızını asgariye indirecek bir aerodinamik şekilde tasarlanacak.

Dış dokunun tamamı elektrik kullanımının karşılanacağı, güneş kolektörü görevi yapacağı galvanik dokuyla kaplanacak.

Havalimanına ait jumbo-jetlerin iniş ve kalkışlarına uygun 3,5-4 km uzunluğunda Karadeniz'e paralel olan 4 pist ve Karadeniz'e dik uzanan 2 pist olmak üzere toplam 6 pist bulunacak.

Uçuş yolları direkt olarak önerilen kentin üzerinden uçmayı önleyecek şekilde konumlandırılacak.

Terminal, raylı sistem aracılığı ile Taksim'e bağlanacak. Bu raylı sistem, eski demir yolu hattının güzergâhından geçirilecek. Toplu taşıma aracılığıyla İstanbul'un tüm bölgelerinden ulaşım sağlanacak. Taksim'den havalimanına 15 dakikada ulaşılacak.

Yüksek hızlı tren, havalimanındaki aktarma istasyonunda sonlanacak. Buna ilaveten, aktarma istasyonunda Havaalanı Metrosu, Boğaz'dan üçüncü geçişi sağlayan raylı sistem, HavaRay, kent merkeziyle bağlantıyı sağlayan otobüs hatları ve otopark bulunacak.

28 Ağustos 2012 Salı

Konutta batağa sigorta önlemi-Teknik Haber

Konutta batağa sigorta önlemi



Eren Güler / hurriyet.com.tr
29 Ağustos 2012


Konut satışlarında kritik gelişme

Konut sektörünün büyük firmaları arasında yer alan Fi-Yapı'nın zor duruma düşmesi ve arkasında binlerce mağdur bırakması gözlerin yeniden 'sat-yap'çı müteahhitlere çevrilmesine neden oldu. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın hazırladığı yeni Tüketici Kanunu taslağında bu tip durumlara karşı yeni bir sigorta önlemi yer alıyor. Taslak mevcut hali ile yasalaşırsa inşaat şirketleri projeye başladıklarında sigorta yaptırma zorunluluğu ile karşı karşıya kalabilir.



Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın hazırladığı yeni Tüketici Kanunu taslağında yer alan bir ifade maketten konut alanların olası mağduriyetlerini önleyebilecek. Daha önce Türkiye'de uygulanmayan ve tasarıya 'bina tamamlama sigortası' olarak giren ifadeye göre, inşaat şirketleri yaptıkları projeleri bitirememe riskine karşı sigorta yaptıracaklar. Ancak bu sigortanın kapsamı ve zorunluluğu konusunda henüz bir görüş birliği yok.
İnşaatçılar yeni sigortayı olumlu bulmakla birlikte, tüketicinin maliyetini artırabileceğine dikkat çekiyor. Bakanlığa bağlı Tüketicinin Korunması Genel Müdürlüğü yetkilileri ise sigortanın mağduriyetlerin engellenmesi noktasında tüketiciye büyük yarar sağlayacağını düşünüyor.

Yeni Tüketici Kanunu taslağı, bayram tatilinin ardından kamu ve özel sektör temsilcilerine gönderildi. Sektör temsilcileri taslağı bir ay inceledikten sonra görüşlerini içeren raporları bakanlığa gönderecek. Bu görüşler dikkate alınıp taslağa son şekli verildikten sonra da Başbakanlığa gönderilecek. Tasarının yılbaşına kadar yasalaşıp yürürlüğe girmesi bekleniyor.

KONUTTA SON YILLARIN EN BÜYÜK ŞİRKET KRİZİ

OLUMLU BİR UYGULAMA
Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) Başkanı Işık Gökkaya, bina tamamlama sigortasını tüketiciler açısından çok olumlu bulduğunu ve olası mağduriyetlerin önüne geçeceğini söyledi.
Gökkaya, "Avrupa'da bazı ülkelerde var fakat şu anda Türkiye'de uygulaması yok. Yurtdışındaki sigorta şirketleri ile konuşup ne şekilde yapılabileceği araştırılıyor. Eğer yürürlüğe girerse tüm projelerin tamamlanmasını ve bitmesini sağlayabilecek çok önemli bir uygulama olacak" dedi.
Maketten satışları tamamen yasaklamanın yerine getirilecek sigorta sisteminin daha olumlu olduğunu kaydeden Gökkaya, maliyet konusunda ise şunları anlattı:
"Sigortanın konut fiyatına oranını söylemek zor ama sigortanın getireceği maliyet diğer enstrümanlara göre daha daha fazla olmaz. Ayrıca maliyetler sigorta sisteminin Türkiye'ye uyarlanması ve yapılan projelerin niteliğine yerine, sahibine bağlı olarak değişir. Sonuçta kimin yaptığı ve bu müteahhitin önceki projelerindeki başarısı da önemli bir kriter.
ÜÇLÜ MEKANİZMA İLE OLMALI

SİGORTA YAPTIRABİLEN RUHSAT ALSIN
Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Kalkavan, getirilmesi düzenlenen sigortanın zorunlu olmaması gerektiğini, uygulamanın yurtdışındaki gibi yapılması gerektiğini söyledi. Zorunlu olduğununda sigorta şirketlerinin çok riskli firmalara da sigorta yapmak zorunda kalacağına dikkat çeken Kalkavan, "Hiç bir sigorta şirketi bunu yapmak istemez. Ama siz zorunlu yaparsanız şirket poliçe kesmek zorunda kalıyor. Poliçeler de doğal olarak yüksek olunca kamuya şikayet ediyorlar. Böylece iş bir kısır döngüye giriyor" dedi.
Sigorta şirketlerinin yurtdışında denetim firmaları gibi kullanıldığına ve bu yönüyle devlet üzerindeki denetim yükünü aldığına işaret eden Kalkavan, şöyle devam etti:
"Yurtdışında kamu otoritesi inşaat firmasına 'sen sigorta poliçesini getirebilirsen ben sana ruhsat veririm' diyor. Böylece sigorta şirketi denetim görevi de üstlenmiş oluyor. Standartların oluşturulmasında bu yolu izleyerek gitmek önemli. Bina tamamlama sigortası uygulamasının da buna benzer kurgulanması gerekiyor. Ama biz genelde tersten gidiyoruz."
İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER) Başkanı Nazmi Dubakayım, getirilmesi düşünülen bina tamamlama sigortasının hem sektör hem de tüketici açısından çok olumlu olduğunu, ancak tarifinin iyi yapılması gerektiğini söyledi. Yurtdışındaki uygulamalara dikkat çeken Durbakayım, yapımcı firma karşısında sadece bir sigorta şirket değil finans kuruluşu, denetçi ve sigortacıdan oluşan üçlü bir yapının olması gerektiğini söyledi.
Durbakayım, şunları anlattı:
"Bu üçlü mekanizma ile inşaat şirketi mutabakat yapacak. Yaparken de projesini, bilançosunu, özkaynaklarını, arsanın durumunu ve kalan herşeyi en ince ayrıntısı ile anlatacak. Yapılan çalışma sonrasında finans kuruluşu bu projede olup olmamaya karar verecek. Böylece bugünkü gibi riskleri ve maliyetleri hesaplanmamış bir sürü proje ortaya dökülmemiş olacak. Proje finansal denetiminden tam bir onay almış şekilde ortaya çıkacak."
Bu sistemin sadece tüketiciyi değil aynı zamanda inşaat başladıktan sonra çeşitli imar ve yönetmelik riskleri ile karşı karşıya kalan müteahhitleri de koruyacağına dikkat çeken Durbakayım, şöyle devam etti:
"Kurumsal olan firmalar tüm fizibiliteleri kendisi yaptığı için daha yüksek fiyatlarla daire satıyor. Ama eğer bu sisem gelirse tüm firmalar üçlü bir kontrolden geçmek ve denetime girmek zorunda kalacak. Dolayısıyla kurumsal firmaların karşı karşıya kaldığı haksız rekabet ortadan kalkacak. Bizim ödediğimiz maliyetleri diğerleri de ödemek zorunda kalacak."
Durbakayım, tek başına sigorta olayının çok büyük bir prim yükü gerektireceğini belirterek, "Eğer kanunda bu şekilde bir üçlü yapı getirilirse primler de düşecek. Özellikle sektörde kurumsallaşmış firmalarla yeni giren firmalar arasında ciddi bir risk primi farkı olacak" dedi.
KONUT MALİYETLERİNİ ARTIRIR
İnanlar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Serdar İnan, bina tamamlama sigortasının yasalaşması halinde bunun maliyetini tüketicinin ödeyeceğini söyledi. Sektörde maliyet hesabı yapamadığı için batan bazı firmalar nedeniyle tüm tüketicilerin maliyetini artırmanın çok mantıklı olmadığını savunan İnan, şöyle konuştu:
"Tüketicilerin elbette korunması gerekir ama bunun faturasını sektörün tümüne kesmemek gerekir. Ben maliyet hesabımı yapıp üzerine kar koyuyorum ve alıcılardan para kazanıyorum. Şimdi tüketici niye ek bir maliyet daha ödesin?
Bu sigorta sistemi belki bina maliyetleri üzerinden yapılabilir. Devlet bayındırlık veye maliyet fiyatının altında satanlara sigorta zorunluluğu getirebilir. Nasıl arabalar için kasko bedeli belirleniyorsa yeni başlayan inşaatlar için de maliyet bedeli çıkarılabilir. Ayrıca sektöre yıllarını veren ve her işi düzgün teslim etmiş bir çok firma var. Bunları yeni çıkan firmalarla aynı kefeye koymamak gerekiyor."
Bina tamamlama sigortasının ilk anda konut maliyetlerini yüzde 10 artırabileceğine dikkat çeken İnan, şöyle devam etti:
"Çünkü bu bitmiş bir ürünün sigortası değil. Siz önce müteahhiti sigortalıyorsunuz. Sonra belediye ve kamu kurumları riskini sigortalıyorsunuz. Arkasından sektöre ve ülke risklerine sigorta yapıyorsunuz. Son olarak bu sigorta 2-3 yıllık dönemi kapsıyor. Tüm bunların sigorta maliyeti de arabaya kasko yaptırmak gibi olmaz. Oransal maliyet çok yükselir."

Ev sahipleri dikkat!-Teknik Haber

Ev sahipleri dikkat!




Eğer sahibi olduğunuz binanızda bunlar varsa...
28.08.2012 - 10:00

Eğer sahibi olduğunuz binanızda bunlar varsa...

AA
Maliye Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, emlak vergisine esas 2013 yılında uygulanacak bina metrekare normal inşaat maliyet bedelleri belirlendi.

Konuya ilişkin tebliğ, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Buna göre, gelecek yıl uygulanacak emlak vergisine esas ortalama bina metrekare normal inşaat maliyet bedelleri, betonarme meskenlerde inşaatın sınıfına göre, 180,33 lira ile 1090,67 lira, fabrikalarda 145,98 ile 545,19 lira, otel binalarında 450,45 ile 1.365,22 lira, diğer ticarethane ve iş yerlerinde 134,58 ile 1.175,63 lira arasında değişiyor.

Bedeller, binanın yapımında kullanılan malzemeye göre (Çelik karkas bina, ahşap bina, yığma kagir bina gibi) değişiklik gösteriyor.

Özellik arz eden binaların vergi değerinin hesabında, kullanış tarzına göre (otel, sinema, tiyatro, işyeri ve mesken binası gibi) varsa bir üst inşaat değerinin ortalama rakamı esas alınacak. Bir üst sınıfa ait inşaat değeri yoksa tespit edilen inşaat sınıfındaki ortalama değer yüzde 50 artırılmak suretiyle değerlendirme yapılacak. inşaat türü için metrekare normal inşaat maliyet bedeli belirlenmemiş ise bu sınıfın altında belirleme yapılmış ilk sınıfa ait ortalama rakam yüzde 50 artırılarak dikkate alınacak.

Hafif prefabrik binalar, yığma yarı kagir bina grubunda değerlendirilecek.

Binada kalorifer, klima ve asansör tesisatı varsa bu bedellere kalorifer veya klima için yüzde 8, asansör için yüzde 6 oranında ilave yapılacak.

27 Ağustos 2012 Pazartesi

KONUTTA SON YILLARIN EN BÜYÜK ŞİRKET KRİZİ-Önemli Haber

KONUTTA SON YILLARIN EN BÜYÜK ŞİRKET KRİZİ



Dinçer Gökçe/EKONOMİ
28 Ağustos 2012


‘Garip Ada’yı da satamayacak

Son yıllarda özellikle ucuz konut projeleri ile adından sıkça söz ettiren Fi Yapı zor günler geçiriyor. Dört bini aşkın dairenin inşaatı yarım kalırken, şirket aleyhindeki icra takiplerinin sayısı 90’ı buldu. Bu dosyaların parasal tutarı ise 20 milyon liraya ulaştı. Hacizli yerler arasında Fi Yapı'nın üç yıl önce aldığı İzmir’deki Garip Ada da bulunuyor. Konu ile ilgili konuşan Fi Yapı'nın sahibi Fikret İnan ise hiçbir finansal sıkıntılarının olmadığı öne sürdü.



Fi Yapı, gayrimenkul sektöründe yaşanan büyümeye paralel olarak son 4-5 yılda önemli bir çıkış yaptı. Piyasaya göre daha ucuz lansman fiyatları ile dikkat çeken ve bu sayede binlerce konut satan şirketin projelendirdiği konut sayısı 10 bin dolayında.

20 MİLYON LİRALIK İCRA TAKİBİ
İcra müdürlüklerindeki dosyalara göre son iki yılda ciddi bir darboğaza giren ve çıkmayı başaramayan Fi Yapı adına başlatılan icra takibi sayısı 90 dolayında. 20/_np/6275/17616275.jpg milyon TL dolayındaki borcu içeren icra takiplerini vergi daireleri, Sosyal Güvenlik Kurumu, tedarikçi firmalar ve finans kurumları başlattı. Kurum ve şirketlerin yanı sıra Fi Yapı’dan konut alan, ancak konutları teslim edilemeyen onlarca kişi de icra yoluna gitti.

AYLARDIR ÇEKİÇ SESLERİ DUYULMUYOR
Fi Yapı’nın devam eden projelerinin en büyüğü Esenyurt’ta bulunuyor. Bölgenin de en büyük projesi konumundaki 3 bin 150 dairelik ‘Fi Side’ isimli projede altı ayı aşkın bir süreden beri hiçbir faaliyet yok. Fi Yapı daha önce yaptığı açıklamada söz konusu projedeki dairelerin Mayıs 2012’de teslim edileceğini açıklamıştı. Ancak inşaatın sürdüğü dönemde 850 kadar kişinin çalıştığı devasa şantiyede şu anda bir kaç güvenlik görevlisi dışında bir muhatap bulmak söz konusu değil.
Şirketin aynı bölgede bulunan 1048 konutluk ‘Fi Life’ isimli projesinde ise bir yılı aşkın bir süreden bu yana çalışma yapılmıyor. Fi Yapı tarafı söz konusu projede sorunun belediyeden kaynaklandığını açıklamıştı. Öte yandan şirketin Beylikdüzü'ndeki Fi Tower isimli projesinde de teslim edilemeyen konutlar bulunurken, Gebze ve Tuzla’daki projelerde de sıkıntılar devam ediyor.

LÜKS OTOMOBİLLERDE ONLARCA HACİZ
Fi Yapı’ya ait yüze yakın araç üzerinde onlarca haczin olduğu tespit edildi. Söz konusu haciz kararları İstanbul, Kadıköy ve Antalya’daki icra müdürlüklerinden

VAN’A KONUT SÖZÜ
Van’da yaşanan deprem sonrası televizyon kanalları aracılığı ile başlatılan yardım kampanyalarına Fi Yapı da 500 konut sözü ile destekte bulunmuştu.
Fi Yapı’nın sahibi Fikret İnan’ın katıldığı televizyon programında Van Erciş’e yatırım değeri 35 milyon TL olan 500 konutu depremzedelere hibe edeceklerini açıklamıştı.
Söz konusu proje için TOKİ tarafından arsa tahsisi de yapılmıştı. Şirket açıklamasına göre inşaata bu yılın Nisan ayında başlanacağı ve Ağustos 2013’te teslimatların yapılacağını açıklamıştı. Erciş Belediyesi yetkilileri konu ile ilgili hurriyet.com.tr’ye “arsa tahsisi için geldiler ancak daha sonra gelen olmadı. İnşaata da başlanmış değil” bilgisini verdi.

alındı. Bu araçlar arasında Fi Yapı’nın sahibi Fikret İnan’ın kullandığı lüks araçlar da bulunuyor. İki adet 2010 model Porsche, 2009 model Mercedes-Benz, 2010 model gri rek JEEP hacizli araçlar arasında. Araçların tamamına yakını hakkında yakalama kararı bulunuyor.

DEV PROJE BAŞLAMADAN...
İstanbul’daki devam eden projelerde sorun yaşayan Fi Yapı geçtiğimiz Mayıs ayı başında yeni bir projenin tanıtımını yaptı. Basın toplantısı ile tanıtımı yapılan projenin adresi Sakarya olarak açıklandı. Fi Yapı’nın sahibi Fikret İnan’ın katılımı ile yapılan toplantıda Sakarya’daki projenin yatırım tutarı 500 milyon TL olarak açıklandı.

4 bin konutu da içinde bulunduran projenin hayata geçirilip geçirilemeyeceği henüz net değilken, anılan projenin arsasının icradan satışı için kıymet takdirinin yapıldığı ortaya çıktı. Kıymet takdiri yaptıran firma, Fi Yapı’dan 4.1 milyon lira alacağı bulunan Destebaşı Grup İnşaat A.Ş. isimli beton firması. Sakarya 1. İcra ve İflas Müdürlüğü eli ile kıymet takdiri yaptıran alacaklı şirketin söz konusu arsayı satışa çıkarması gündeme gelebilir. Bilirkişi marifeti ile yapılan kıymet takdirine göre Sakarya’daki arsaların değeri 4 milyon 850 bin TL olarak belirlendi.

‘BİNLERCE MAĞDUR VAR’
Kendisinin de Fi Yapı mağduru olduğunu söyleyen Avukat Orhan Boran, binlerce ailenin mağdur durumda olduğunu öne sürdü. Ailelerin sosyal medya üzerindenbir araya gelmeye başladığına işaret eden Avukat Boran şunları ifade etti:

"Mağduriyetin boyutları tahmin edilenden de fazla. Bütün Fi Yapı projelerinde binlerce konut vaadi mevcut. Daire sahibi olmak isteyenlerin aile bireylerini de düşünürsek yaklaşık 30-40 bin kişilik bir mağdur sayısına ulaşılmış durumda.
Eşinin altınlarını bozdurarak projeye girenler, babasının emekli maaşını kullananlar, sağdan soldan borç alıp daireye girenler… Bütün birikimini bu projeye yatırdığı için kalbi delik olan oğlunun hastane masraflarını dahi karşılayamayacak duruma

FİNANSAL SIKINTIMIZ YOK
Konu ile ilgili Fi Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Fikret İnan’ın açıklaması şöyle: “Piyasaya olan toplam borcumuz 16 milyon lira. Bu bizim için darboğaz denecek bir rakam değil.
Fi Side, Fi Life ve Fi Tower projeleri de bizden kaynaklı değil İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Esenyurt Belediyesi tarafından durduruldu. Bize vermiş oldukları ruhsatlara göre FiLife projesini 90 günde, FiTower projesini yine 90 günde, FiSide projesini de 270 günde teslim edebiliriz.
Bizim bunları teslim edebilmekle ilgili finansal anlamda hiçbir sıkıntımız yok. İnşaatlar durduğu için müşteriler senetlerini ödemiyor. Günü geçmiş senetler 55 milyon lira, günü geçmemiş senetlerin ise 45 milyon tl alacağımız mevcut.
Garip Ada'yı satışa çıkardığımı açıklamadım. Adanın talibi çıkarsa biz ticaretle uğraşıyoruz, satabiliriz. Adanın fiyatı 200 milyon dolar, adanın üzerinde bulunan haciz de yine dava açtığımız kişilerle alakalı. Fiyaka Sakarya projesini yapmış olduğumuz basın toplantısında anlatmış olduğumuz şekilde başlatacağız.”

gelenler, kredi çekenler, eşinden habersiz projeye girenler ve daha sayısız acılı hayat hikayesi mevcut. Geçenlerde Avusturya'dan bir gurbetçimizle telefonda görüştüm. Bütün birikimini daireye yatırmış ve şimdi ne yapacağız diye ağlıyor.”
BİNLERCE AİLE DAİRELERİNİN TESLİMİNİ BEKLİYOR

Av. Boran, sorununun çözümü ile ilgili şirket tarafından kendilerine bir bilgi verilmediğini öne sürerek yaşadıkları sorunu “Son yılların en büyük vurgunu” sözleri ile özetledi. Av. Boran kimi daire sahiplerinin ödeme karşılığında çek veya senet verdiklerini, ancak daireleri teslim edilmediği gibi verdikleri çek ve senetlerin de üçüncü kişilere verilmesi nedeni ile icra takipleri ile yüz yüze kaldıklarını söyledi.
GARİP ADA’YI İSTESE DE SATAMAZ
Fi Yapı’nın üç yıl önce 28 milyon dolara satın aldığı İzmir Dikili’deki 358 bin 800 metrekarelik Garip Ada’nın üzerinde 15 milyon TL dolayında haciz kararı bulunuyor.
Adanın tapusuna işlenen alacaklılar listesinde Kozyatağı Vergi Dairesi 3.8 milyon TL, beton firması Destebaşı Grup İnşaat 4.1 milyon TL, Küçükçekmece SGK 3.5 milyon TL, Sarıgazi Vergi Dairesi 696 bin TL, adanın satışını yapan Yücem Turizm A.Ş. 1 milyon TL’lik haciz ile öne çıkan alacaklılar.

Fi Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Fikret İnan’ın bir süre önce basına yaptığı açıklamanın aksine adanın satışı da söz konusu değil. Zira adanın satışını yapan firma alacağının tamamını tahsil edemediği gerekçesi ile mahkemeden adanın üçüncü kişilere satışına yasak getirdi.
İstanbul 44. Asliye Ticaret Mahkemesi anılan kararını geçtiğimiz 6 Ocak 2012’de verdi. Fi Yapı’nın sahibi Fikret İnan, Garip Ada üzerinde kendilerinin de proje geliştirebileceklere satabileceklerini de açıklamıştı. İnan, ada ile ilgilenen istekli alıcıların olduğunu belirterek adayı 200 milyon dolardan düşük bir değere satmayacaklarını açıklamıştı.

24 Ağustos 2012 Cuma

Konut satışları arttı-Haber

Konut satışları arttı



24 Ağustos 2012


Konut satışları arttı

Türkiye'de yılın ikinci çeyreğinde konut satışları, bir önceki çeyreğe göre yüzde 10,35 oranında arttı. Söz konusu dönemde 106 bin 35 konut, satış sonucu el değiştirdi.



Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2012 yılının ikinci dönemine (Nisan-Mayıs-Haziran) ilişkin “Konut Satış İstatistiklerini” açıkladı. Buna göre, 2012 yılı ikinci döneminde, konut satışlarında bir önceki döneme göre en yüksek artış yüzde 102,89'la Van, Muş, Bitlis, Hakkari (TRB2) bölgesinde gerçekleşti.
Bir önceki döneme göre yüksek artış gösteren diğer bölgeler sırasıyla yüzde 37,33'le Zonguldak, Karabük, Bartın (TR81), yüzde 30,74'le Erzurum, Erzincan, Bayburt (TRA1), yüzde 27,33'le Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli (TRB1) ve yüzde 22,40'la Tekirdağ, Edirne, Kırıkkale (TR21) bölgeleri oldu.
Aynı dönemde konut satışlarında bölge düzeyinde bir önceki döneme göre azalış gösteren iki bölge ise sırasıyla yüzde 5,51'le Bursa, Eskişehir, Bilecik (TR41) ve yüzde 3,82'yle Aydın, Denizli, Muğla (TR32) bölgeleri oldu.

Geçen yılın aynı dönemine göre düştü
Konut satışları, bu yılın ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre 13 bölgede artış, 13 bölgede ise düşüş görüldü.
En çok artış gösteren bölgeler sırasıyla yüzde 19,59'la Zonguldak, Karabük, Bartın (TR81), yüzde 14,04'le Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova(TR42), yüzde 13,9'la Tekirdağ, Edirne, Kırklareli (TR21), yüzde 11,5'le Mardin, Batman, Şırnak, Siirt (TRC3) ve yüzde 9,96'yla Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli (TRB1) bölgeleri olarak hesaplandı.
En çok düşüş gösteren bölgeler ise sırasıyla yüzde 22,17'yle Kastamonu, Çankırı, Sinop (TR82), yüzde 20,53'le Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan(TRA2), yüzde 18,31'le Erzurum, Erzincan, Bayburt (TRA1), yüzde 11,37'yle Ankara (TR51) ve yüzde 8,87'yle Samsun, Tokat, Çorum, Amasya (TR83) bölgeleri oldu.

4 dönemlik ortalamalara göre yüzde 11,37 oranında artış gerçekleşti

Konut satışlarında, yılın ikinci çeyreğinde, 4 dönemlik ortalamalara göre değişimlere bakıldığında ise Türkiye genelinde yüzde 11,37 oranında artış gerçekleşti.
Konut satışlarında 4 dönemlik ortalamalara göre 25 bölgede artış, 1 bölgede ise düşüş meydana geldi. Değişim oranlarına bakıldığında en yüksek artışı gösteren bölge yüzde 56,66 oranıyla Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova (TR42) bölgesi oldu. En fazla düşüş gösteren bölge yüzde 15,19 oranıyla Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan (TRA2) oldu

'Maketten satışa sınır' konut satışını %50 azaltır endişesi-Haber

'Maketten satışa sınır' konut satışını %50 azaltır endişesi


24 Ağustos 2012 Cuma 07:52

Son Güncelleme: 08:01

Tüketici Kanunu Taslağı, maketten satış ya da ön satış olarak adlandırılan satışları zorlaştıracak.





İSTANBUL - Hazırlanan Tüketici Kanunu Taslağı gayrimenkul sektörünü de yakından ilgilendiren maddeler içeriyor. Maketten satış ya da ön satış olarak adlandırılan satışları zorlaştıracak en önemli unsur ise konut alanların ödemelerinin konut firmaları yerine bankaya kaydırılması ve satışın ruhsat alındıktan sonra başlaması olarak dikkat çekiyor.
Türkiye'de birçok inşaat şirketi tarafında uygulanan maketten satış sistemiyle inşaat şirketleri özsermayeleri yerine müşteriden topladıkları peşinatlarla projelerini yapımına başlayıp tamamlayabildiği için şirketler için önemli derece finansman kolaylığı sağlıyordu. Maketten satışı zorlaştıran maddeler ise şirketlerin özsermayesi ya da sigorta yaptırarak inşaata başlamasını
zorunlu kılıyor. Bu nedenle sektörden tepki alan taslağın yasalaşması halinde konut satışlarını yarıya varan oranda azalacağı iddia ediliyor.
Taslakla ilgili konuşan Sinpaş GYO İcra Kurulu Başkanı ve KONUTDER Başkanı Ömer Faruk Çelik, maketten satışa getirilen sınırlandırmaların maketten satışları mutlaka etkileyeceğini belirterek, "Çünkü sektördeki oyuncuların tamamı sermaye yeterliliği ile elindeki projenin tamamını bitirip satabilecek kapasitede değil. Bu sektör, tamamen müşteri-üretici ilişkisinde birbirine güvenen ve bu güven sayesinde iki tarafın da kazandığı bir sistem. Yani üretim yaparken müşteri ödemesini yaptığı için üreten de kredi kullanmıyor. Bu nedenle maliyeti azalıyor. Müşteriye fiyat ve maliyet yansıması az oluyor" dedi.
Birkaç beceriksiz firmaya tedbir tüm sektörün üzerine yük oluyor
Şu anda sektörün 60 veya 72 ay vadeyle satış yaptığını kaydeden Çelik, taslağın vadeli satış yapan birkaç kötü niyetli ya da beceriksiz firmanın projeyi bitirmemesine karşı alınan bir tedbir olduğunu ancak bunun sektördeki iyi niyetli firmaların hepsine yüklenmek istendiğini kaydetti. "Bu nedenle kanun artık bana diyor ki müşterine 60 ay -72 ay vadeyi yapma" diyen Çelik, "Yaparsın ama parasını alamazsın, sadece yapacağın hak edişin parasını alırsın. Ancak benim peşin satmak yerine 72 vadeli satmamın nedeni de piyasada yaşanan sıkıntılardan dolayı oluyor. Biz bu sıkıntıyı aşmak için müşteriye vade yapıyoruz. Bu vadeyle yapma diyorsa o zaman ben hangi argümanı kullanacağım, yahut müşteriyi nasıl kazanacağım, burada bir sıkıntı var" diye konuştu.
Uzun vadeli satış yapılamayacak konut satış adedi azalacak

23 Ağustos 2012 Perşembe

Kiracılar bu habere dikkat!

Kiracılar bu habere dikkat!



Yargıtay, kira sözleşmesinin feshedilmesine rağmen anahtarı teslim etmeyen kiracının, kira ve aidatları ödemesi gerektiği yönünde karar verdi
23.08.2012 - 14:58

Yargıtay, kira sözleşmesinin feshedilmesine rağmen anahtarı teslim etmeyen kiracının, kira ve aidatları ödemesi gerektiği yönünde karar verdi


Bir üniversitenin kiracı olduğu olayda mülk sahibi, kira sözleşmesinin feshinin haklı olmadığı gerekçesiyle kira alacağı ve aidatlar için dava açtı. Davanın kısmen kabul edilmesi üzerine temyiz edilen dosyayı görüşen Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, davalı üniversitenin sözleşmeye uygun olarak iki ay önceden yazılı bildirimle kira sözleşmesini feshetmesine dikkat çekti. Ancak Yargıtay, fesih hukuki dahi olsa “anahtar tesliminin” önemini hatırlattı. Yerel mahkemenin kararını davacı mülk sahibi lehine bozan Yargıtay, bu konuda kiracıların yükümlülüğünü şu şekilde açıkladı: “Davacının erken tahliyesi sebebiyle uğradığı zarar tazmin edilmiş ise de bu yolla ulaşılan tarihin benimsenmesi için kiralananın fiilen boşaltılmış ve anahtarlarının kiralayana hukuki şekilde teslim edilmiş olması gerekir. Anahtar teslim edilmediğini böylece kira ilişkisinin kendisince ileri sürdüğü tarihte hukuken sona erdirildiğini ispatlama yükü kendisine ait olan kiracı, anahtar teslimi hukuki bir olgu olduğundan bunu delillerle ispatlayabilir. Kiralananın açıklandığı şekilde yöntemine uygun biçimde hangi tarihte tahliye edildiği belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir.”

'ANAHTARLAR VERİLDİ' DİYE İSPAT ŞART

Kira sözleşmesinin feshedilmesine rağmen anahtarları teslim etmeyen kiracı, söz konusu dönemden sonra biriken aidat ve kiraları ev veya iş yeri sahibine ödemek zorunda. Yargıtay'ın verdiği karara göre, ödemelerin gerçekleşmesi için konut sahibinin anahtarların kendi tarafına teslim edilmediğini ispatlaması gerekiyor

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Deprem sigortası için son 4 gün!-Haber

Deprem sigortası için son 4 gün!
Zorunlu Deprem Sigortası'nda son gün 18 Ağustos. Yeni Afet Sigortaları Kanunu gereğince, 'zorunlu deprem sigortası' yaptırmayanlar 18 Ağustos'tan sonra elektrik ve su aboneliğini başlatamayacak. Bu durumdan en çok kiracılar etkilenecek. Çünkü kiralayacağı evin deprem sigortası yoksa elektrik, su gibi abonelikleri üzerine alamayacak, elektriksiz ve susuz kalacak.

Zorunlu deprem sigortasında son gün yaklaşırken, Türkiye'deki 16 milyon konutun sadece 4 milyonu afet sigortası yaptırdı

18 Ağustos’a kadar zorunlu deprem sigortası yaptırmayan binalara elektrik ve su verilmeyecek. 18 Mayıs’ta yürürlüğe giren 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu’na göre artık abonelik işlemlerinde zorunlu deprem sigortası aranacak.

Abonelik esnasında istenilen evrakların içinde zorunlu deprem sigortası poliçesi de bulunacak. Zorunlu deprem sigortasının kapsamına giren binalarla ilgili yaptırılan abonelik işlemlerinde, zorunlu deprem sigortasının varlığı kontrol edilecek. Mevzuata ve projeye aykırı olarak inşa edilen binalar sigortalanmayacak.

Taşıyıcı sistemi olumsuz yönde etkileyecek şekilde tadil edildiği veya zayıflatıldığı tespit edilen binalar da kapsam dışında tutulacak. Kamu binaları, köy evleri ve mezralardaki yapılar da zorunlu deprem sigortası kapsamı dışında tutuldu.

Batı bölgeleri, sigortalı konut sayısında deprem riskinin en fazla olduğu doğuyu ikiye katladı. 17 Ağustos 1999 depreminde binlerce canını kaybeden Marmara’da sigortalı konut sayısı yüzde 31 olurken, geçmişte büyük depremler yaşayan Doğu Anadolu’da ise bu oran sadece yüzde 16’da kaldı. 17 Ağustos 1999’da yaşanan Marmara depreminden sonra uygulamaya konulan Zorunlu Deprem Sigortası, yüzde 98’i deprem riski taşıyan ülkemizde yeterli ilgiyi görmedi. 16 milyon 373 bin konutun bulunduğu Türkiye’de Zorunlu Deprem Sigortası yaptırılan konut sayısı yalnızca 3 milyon 944 binde kaldı.

DASK’ın sigortalı konut sonuçlarına göre deprem riskinin en fazla olduğu Doğu Anadolu Bölgesi’nde sigortalılık oranı yüzde 17 oldu. Doğu’daki 732 bin konutun 124 bini zorunlu deprem sigortası yaptırdığı ortaya çıktı.

Bu oran 1999 depreminin acısını yaşayan Marmara’da yüzde 31 olarak gerçekleşti. Marmara’da bulunan 5 milyon 550 bin konuttan 1 milyon 733 bini sigorta kapsamına alındı.

13 YILDA DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK

Marmara’yı yüzde 18’lik sigortalı konut oranıyla İç Anadolu Bölgesi izledi. 17 Ağustos depremini yaşayan Marmara Bölgesi, bu acının üzerinden geçen 13 yıla rağmen, sigortalı konut sayısında bekleneni veremedi. Bölgedeki 5 milyon 550 bin konuttan ancak 1 milyon 773 binine sigorta yaptırıldı.

İstanbul’da 1 milyon 130 bin konutta zorunlu deprem sigortası yaptırıldı. İstanbul’u 151 bin konutla Bursa, 108 bin konutla da Kocaeli izledi. Marmara depreminde birçok insanın hayatını kaybettiği Sakarya’da ise 172 bin konuttan sadece 59 bini sigortalı oldu. Doğu Anadolu Bölgesi’nde ise en yüksek sigorta oranına yüzde 30’luk oranla 1992 depremini yaşayan Erzincan’da ulaşıldı. Geçtiğimiz yıl depremle sarsılan Van, Doğu Anadolu’da geçmişte birçok deprem felaketi yaşayan Erzincan ve Bingöl’ün ardından en çok sigorta yaptıran üçüncü il oldu.

Türkiye’de binalarda kat sayısı arttıkça zorunlu deprem sigortası yaptırma oranı da düştü. 1-4 katlı binalarda 1 milyon 963 bin konut sigorta yaptırırken, 5-7 katlı binalarda bu oran 1 milyon 280 bine 8 kat ve üzeri konutlarda ise 700 bine düştü.

(Hürriyet)

Önce inşaat sonra para!-Haber

Önce inşaat sonra para!

Yeni kanunda devrim gibi yenilik

Önce inşaat sonra para! Yeni Tüketici Kanunu Taslağı'nda sıkıntılara çare olacak devrim niteliğinde maddeler var. Taslakla inşaata başlamayan firmalar tüketiciden ödeme alamayacak. Çileye dönüşen doğalgaz, internet ve telefon aboneliklerini iptal etmek de kolaylaşacak. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, uzun süredir üzerinde çalıştığı yeni Tüketici Kanun taslağını tamamladı.

Habertürk'ün haberine göre, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın hafta içinde İstanbul’da düzenleyeceği basın toplantısıyla açıklayacağı taslaktan ilk detaylar ortaya çıktı.

Bakanlık, mevcut kanun üstünde değişiklikler yapmak yerine 4 maddelik yeni bir tasarı taslağı hazırlarken, yeni düzenleme, tüketicilerin daha ileri seviyede korunmasını amaçlıyor. Taslakla, tüketicilerin hak arama yollarının kolaylaştırılması, tüketicinin bilgilendirilmesine ağırlık verilmesi, bürokrasinin azaltılması ve hakkaniyete uygun bir ceza sisteminin oluşturulması sağlanacak. Haksız ticari uygulamalar, ürün sorumluluğu, finansal hizmetlere ilişkin mesafeli satışlar, ısmarlanmamış mal ve hizmetler gibi alanlarda yeni düzenlemeler de getirilecek.

Taslakta yer alan bazı düzenlemeler şöyle:

İMALATÇI SORUMLU OLACAK

Hatalı bir ürünün, bir kişinin ölümüne veya yaralanmasına veya kullanımdaki bir başka malın zarar görmesine sebep olması halinde, bu ürünün imalatçısı doğan zarardan kusuru aranmaksızın sorumlu tutulacak.

6 AYDA MALI İADE İMKÂNI

Ayıplı mal ya da hizmette tüketiciye sağlanan haklar, vatandaş lehine genişletilecek. Mevcut kanunda yer alan 30 gün içinde ayıbın işletmeye bildirilmesi yükümlülüğü kaldırılıyor. Malın teslimi ya da hizmetin ifa edilmesinden itibaren 6 ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim anında var olduğu kabul edilecek. Bir ürünün ayıplı çıkması durumunda tüketici, ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi haklarından birini seçecek. Müteşebbis de tüketicinin seçmiş olduğu bu hakkı 30 gün içerisinde yerine getirmekle yükümlü olacak.

MAKETTEN SATIŞA ÖNLEM

Maket üzerinden satışı yapılan ve binlerce kişinin mağdur olmasına neden olan konut kampanyaları sıkı şekilde denetlenecek. Tüketici, ödemelerini banka üzerinden ve tarafların rızasıyla yapacak, dolayısıyla konutun inşasına başlamamış firmalar tüketiciden ödeme alamayacak. Konut veya tatil amaçlı taşınmaz satışları resmi şekilde olmadıkça geçerli olmayacak. Taşınmazlara ilişkin teslim süresi 30 aydan 36 aya çıkarılacak.

KONUT SATIŞINDA CAYMA HAKKI

Ön ödemeli konut satışlarında 14 günlük sebepsiz cayma hakkı getirilecek. Konut veya tatil amaçlı taşınmazların tüketiciye teslim tarihine kadar tüketiciye sözleşmeden dönme hakkı sağlanacak. Kampanyalı Satış İzin Belgesi kaldırılarak, konut satışlarının devlet garantisinde olduğu yönündeki yanlış izlenimlerin önüne geçilecek.

ABONELİK İPTALİ KOLAYLAŞACAK

Elektrik, su, doğalgaz, internet, telefon gibi aboneliklerde tüketicileri koruyucu düzenlemeler yapılacak. Abonelik sözleşmelerinin kapsamı genişletilerek her türlü abonelik, kanun kapsamına dahil edilecek. Müteşebbis, tüketicinin aboneliğe son verme isteğini, yönetmelikte belirlenecek süreler içinde yerine getirmek zorunda olacak. Aksi halde tüketici bundan sorumlu olmayacak.

9 Ağustos 2012 Perşembe

Yabancılara Mülk Satışı,Detay-Haber

Yunan ‘sahil’e takıldı, Rus’a engel kalmadı

Erdinç ÇELİKKAN/ANKARA
10 Ağustos 2012
Yunan ‘sahil’e takıldı, Rus’a engel kalmadı

183 ülkeye gayrimenkul satış izni veren mütekabiliyet düzenlemesine göre, Suriye ve Ermenistan ile Kuzey Kore’ye satış yapılmayacak. Sınır komşuları da sınır illerinden mülk edinemeyecek. Türkiye’den mülk edinebilecek 183 ülke arasında yalnızca Yunanistan’a özel sahil şartı getirilirken, Rusya’ya engel kalmadı.

HÜKÜMETİN 183 ülkeye satış izni verdiği mütekabiliyet düzenlemesi yabancılara mülk ve arazi satışında yeni bir takım kurallar getirdi. Düzenlemeye göre, Suriye ve Ermenistan ile Kuzey Kore’ye hiçbir şekilde mülk satışı yapılmayacak. Böylece sınır komşumuz olan Suriye ve Ermenistan vatandaşları ne sınır illerinden ne de başka bir bölgeden arsa, mesken, işyeri sahibi olabilecek. Türkiye’den mülk edinebilecek 183 ülke arasında yalnızca Yunanistan’a özel sahil şartı getirildi. Yunanistan, 28 ilden mülk edinemeyecek. Sınır komşuları da sınır illerinden mülk edinemeyecek.
Yunan’a İstanbul da yasak
183 ülkeye satış izni verilen mütekabiliyet düzenlemesinden Yunanistan’a özel sahil şartı çıktı. Yunanistan’a İstanbul da dahil sahil şeridindeki illerden ve sınır komşusu Edirne’den satış yapılamayacak. Yunan vatandaşları Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz sahil şeridindeki İstanbul, İzmir, Aydın, Antalya, Çanakkale’nin de olduğu 28 şehirden gayrimenkul alamayacak. Yunanistan vatandaşları ancak sahil şeridinin gerisinde kalan şehirlerden mülk edinebilecek. Bu şart, Batı Trakyalı Türkler için geçerli olmayacak. Mütekabiliyet düzenlemesiyle Almanya, ABD, Bahreyn, Arjantin, Belçika, Birleşik Arap Emirlikleri, Brunei, Bulgaristan, Dominik Cumhuriyeti, Fransa, Finlandiya, Türkmenistan, St. Vincent, Tuvalu, İngiltere, İspanya, İtalya, Japonya, Kanada, Güney Kore, Kuveyt, Umman, Katar gibi ülkelere şartsız gayrimenkul alabilmenin yolu açıldı. Hiçbir şekilde gayrimenkul satılmayacak ülkeler ise Suriye, Ermenistan ile Kuzey Kore olarak belirlendi. Böylece sınır komşumuz olan Suriye ve Ermenistan vatandaşları ne sınır illerinden ne de başka bir bölgeden arsa, mesken, işyeri sahibi olabilecek.
Sınır komşuları alamıyor
Türkiye’nin komşuları da sınırlarının bulunduğu illerden mülk edinemeyecek. Yani, İran, Irak, Gürcistan, Bulgaristan gibi ülkelere sınır illerinden satış yapılamayacak. Öte yandan, Türkiye’den gayrimenkul almak isteyen İran vatandaşları BM yaptırımları kapsamındaki yasaklı şahıslardan olmamak kaydıyla ve İçişleri Bakanlığı’nın izniyle alım yapabilecek. Rusya için de mülk alımında herhangi bir engel bulunmuyor. İsrail için belirlenen “tek mesken” şartı da düzenlemeden çıkarıldı./_np/0673/17580673.jpg
16 ülke vatandaşı izin alacak
ÇİN, Filistin, Hindistan ve Seyşeller’in de aralarında olduğu 16 ülkenin vatandaşları Türkiye’de gayrimenkul edinebilmek için İçişleri Bakanlığı’ndan özel izin alacak. Irak vatandaşları için Dışişleri Bakanlığı’nın uygun görüşü ve İçişleri Bakanlığı’nın izni şart koşuldu. Düzenlemede tüm ülkeler içinde sadece Irak için Dışişleri Bakanlığı izni getirilmesi dikkat çekti.
KKTC vatandaşları TC vatandaşı gibi
KUZEY Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) vatandaşları bu düzenlemeyle Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanacak. KKTC vatandaşları mütekabiliyet düzenlemesi çerçevesinde yabancılara uygulanan kanuni kısıtlayıcı hükümlerden muaf olacaklar.

Mektup gidecek Kıvanç Tatlıtuğ destek verecek
HÜKÜMET, düzenlemeyi tanıtmak için büyükelçilere “satın mektubu” göndermeye de başladı. Mektupla büyükelçilerin Türkiye’de kabul edilen yasayı bulundukları ülke vatandaşlarına anlatmaları istenecek. Mektupta, Türkiye’de mütekabiliyet şartı aranmadan taşınmaz alımının kolaylaştırıldığı da belirtilecek. Bu projenin daha geniş kesimlere duyurulması için özel sektörden ve zengin Körfez sermayesinin olduğu ülkelerde izlenme rekorları kıran Gümüş ve Asi gibi dizilerin oyuncuları Kıvanç Tatlıtuğ ve Tuğba Büyüküstün’den destek istenecek.

Araplar büyük ilgi gösteriyor
ÇEVRE ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, “Araplar sahiller ve İstanbul’a özel ilgi gösteriyor. Biz yabancılar gelsin, ülkemize yatırım yapsın ve daha çok turist gelsin diye uğraşıyoruz. Mütekabiliyeti dünya ülkelerine daha çok tanıtmalıyız. Böylece yabancı sermayenin girişini artırabiliriz” diye konuştu.

Kentsel Dönüşüm-Haber

Kentsel dönüşümün sicili kabardı

09/08/2012 2:00
Yazı Boyutu
Büyük
Küçük

Fatih Belediyesi'nin Tokludede ve Sulukule kentsel dönüşüm projelerindeki hukukdışı uygulamaları, protesto edildi.

Kentsel dönüşümün sicili kabardı
Eğitim-Sen, TMMOB Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası, Arkeologlar Derneği, Çağdaş Hukukçular Derneği ve MAHALLE derneklerinin katıldığı basın açıklamasında, Radikal’in gündeme getirdiği Tokludede imar skandalı ve Sulukule’de yargı kararına rağmen devam eden inşaatlar eleştirilerek “Fatih Belediyesi’nin suç karnesi kalabalık” denildi.

Bütün bunlar nasıl oluyor?
Radikal’in ‘Vatandaşa 2, müteahhide 3 kat izni’ haberinin ardından Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir hata yapıldığını kabul ederek “Bütün projeler içerisinde bir parselin kesitinde yanlışlık yapılması son derece doğal” demişti. Sivil toplum kuruluşları adına basın açıklamasını okuyan Kent Hareketleri Yürütme Kurulu üyesi Çiğdem Şahin, “Tokludede’de halka 2 kat hakkı vererek müteahhitle kat karşılığı anlaşma yapma imkânı ortadan kaldırılmış, belediyeyle anlaşmaya mecbur bırakılmıştır. Bu yalnızca imar ve proje suçu değildir, aynı zamanda resmi evrakta tahribat ve sahtecilik yapmak ve nitelikli dolandırmaktır” dedi. Sulukule’de projenin yargı kararıyla iptal edilmesine rağmen belediyenin inşaatlara devam etmesi ve evlerin dağıtımı için kura çekimi yapmasını da eleştiren Şahin, “Devletin valisi de bu kura çekimine katılarak aynı şekilde yargı kararını hiçe saymıştır” diye konuştu.